Back to top
  • 공유 Paylaş
  • 인쇄 Yazdır
  • 글자크기 Yazı tipi Boyutu
URL kopyalandı.

Yellowcard CEO’su: Gelişmekte Olan Ülkelerde Çözüm Yeni Banka Değil, Stabil Kripto Para Tabanlı Dijital Altyapı

Yellowcard CEO’su: Gelişmekte Olan Ülkelerde Çözüm Yeni Banka Değil, Stabil Kripto Para Tabanlı Dijital Altyapı / Tokenpost

Afrika merkezli en büyük stabil kripto para(stablecoin) on–off-ramp şirketlerinden biri olan Yellowcard’ın Üst Yöneticisi(CEO) Chris Maurice(Chris Maurice), gelişmekte olan ülkelerde finansal dönüşümün anahtarının ‘tamamen yeni bir sistem kurmak’ değil, ‘mevcut finansal altyapıyı dijitalleştirmek’ olduğunu söylüyor. Maurice, mobil para, mevcut banka ve ödeme ağlarının üzerine stabil kripto para tabanlı ödeme katmanı eklemenin, hem erişimi hem de hız ve verimliliği artırdığını vurguluyor.

Maurice, Empire adlı podcast’e verdiği röportajda Yellowcard’ın Afrika’dan çıkarak Güneydoğu Asya, Latin Amerika ve Orta Doğu’ya uzanan geniş bir ağa nasıl dönüştüğünü anlattı. Şirket bugün 20 ülkede faaliyet gösteriyor, kurulduğundan bu yana 3 milyar doların (yaklaşık 4 trilyon 346 milyar 400 milyon won) üzerinde işlem hacmine ulaştı ve dört turda toplam 85 milyon dolar (yaklaşık 123 milyar 200 milyon won) yatırım aldı.

Yellowcard CEO’suna göre stabil kripto para ve kripto hizmetlerinin gelişmekte olan ülkelerde kitlelere ulaşması için en verimli model, ‘doğrudan son kullanıcıya yönelik B2C model’ değil, ‘mevcut finansal oyuncuların altyapısını dijital varlıklarla güncelleyen B2B ve B2B2C stratejisi’. Maurice, “Yapmamız gereken şey yeni bir banka kurmak değil, zaten on milyonlarca kullanıcıya hizmet veren mobil para, banka ve ödeme şirketlerine dijital varlık altyapısı eklemek” diyor.

Şirket, kurumsal müşterilere cüzdan, yerel para birimiyle on–off-ramp, döviz dönüşümü ve uyum(‘KYC’, ‘AML’ dahil) süreçlerini kapsayan ‘bütünleşik bir altyapı’ sunuyor. Böylece bankalar, fintech şirketleri ve mobil para operatörleri, kendi kullanıcılarına stabil kripto para ödemelerini ve dijital varlık hizmetlerini kendi uygulamaları üzerinden doğal bir şekilde sunabiliyor. yorum Yellowcard burada son kullanıcıya dönük bir borsa olmaktan çok, gelişmekte olan ülke finansal sisteminin arka plandaki ‘dijital varlık omurgası’ olmayı hedefliyor. yorum

Maurice’in altını çizdiği bir diğer kavram ‘bilgi asimetrisi’. Ona göre gelişmekte olan ülkelerde dolar erişiminin kısıtlı olmasının temel nedeni yalnızca altyapı eksikliği değil, ‘bilgiye erişimdeki eşitsizlik’. Yasal ve güvenli yollarla dolara nasıl erişileceğini bilen küçük bir kesim, kur riskiyle baş etme şansına sahipken, geniş kitleler yerel paranın değer kaybını doğrudan üstlenmek zorunda kalıyor. Resmi kur ile karaborsa kuru arasındaki makas büyüdükçe bu eşitsizlik daha da derinleşiyor.

Yellowcard, şeffaf zincir üstü(‘on-chain’) kayıtlar, dolar sabitli stabil kripto paralar ve küresel borsalarla bağlantılı likiditeyi bir araya getirerek bu bilgi asimetrisini azaltmaya odaklanıyor. Böylece en azından “gerçekçi kur ne, hangi kanal yasal, hangi yol daha şeffaf?” sorularına daha net cevaplar üretilebiliyor.

Maurice, stabil kripto paraların gelişmekte olan ülkelerdeki şirketler için “ilk gerçekçi uluslararası ödeme alternatifi” haline geldiğini savunuyor. Banka hesabı açmanın zor olduğu veya SWIFT gibi klasik uluslararası ödeme ağlarının yavaş ve pahalı çalıştığı ülkelerde, şirketler artık tedarikçi ödemeleri ve uluslararası transferleri dolar endeksli stabil kripto paralarla(USDT, USDC vb.) yaparak hem maliyetleri hem de karaborsa bağımlılığını azaltabiliyor.

Bu tablo, klasik muhabir banka(‘correspondent banking’) sisteminin yapısal sorunlarını da yeniden gündeme taşıyor. Maurice, bugünkü küresel banka ağının “ABD ve Avrupa merkezli olarak tasarlandığını, Nijerya, Kenya, Pakistan veya Brezilya gibi ülkelerin ihtiyaçlarına göre inşa edilmediğini” vurguluyor. Gelişmekte olan ülke şirketleri uluslararası ödeme yaparken yüksek ücretler, yavaş işlemler, karmaşık evrak ve siyasi/jeopolitik risklere bağlı kısıtlarla karşılaşıyor; bu da resmi kanalları pahalı ve zahmetli hale getiriyor.

Diğer yandan Maurice, kripto para endüstrisinin kendi iç mitlerini de sorguluyor. “Kriptonun tamamen ‘peer to peer(P2P)’ olduğu” anlatısının pratikte gerçekçi olmadığını, bugün işlemlerin büyük kısmının merkezi borsalar, saklama şirketleri, cüzdan servisleri ve ödeme geçitleri üzerinden geçtiğini hatırlatıyor. Ona göre önemli olan, bu kaçınılmaz aracılı yapıyı kabul edip, bu katmanı nasıl daha güvenli ve şeffaf hale getirebileceğine odaklanmak. Gelişmekte olan ülkelerde de kullanıcıların büyük çoğunluğu kriptoya, yerel borsalar, fintech uygulamaları ve mobil para şirketleri aracılığıyla ulaşıyor.

Maurice, dijital varlık altyapısının nihai hedefini ‘sermaye piyasalarına erişimi genişletmek’ olarak tanımlıyor. Daha verimli, daha likit ve erişimi kolay sermaye piyasaları sayesinde, gelişmekte olan ülkelerde hem bireyler hem şirketler, küresel yatırım imkanlarına daha doğrudan ulaşabilecek. Bunun için stabil kripto paralar, tokenleştirilmiş varlıklar ve zincir üstü menkul kıymetlerin yaygınlaşması gerekiyor; ancak düzenleyici çerçeve, altyapı ve likiditenin olgunlaşması da şart.

Yellowcard’ın B2B ve B2B2C odaklı stratejisi bu noktada öne çıkıyor. Şirket, son kullanıcıyı doğrudan toplamak yerine, zaten milyonlarca müşterisi olan bankalar, mobil para operatörleri ve fintech şirketleriyle işbirliği yaparak onların sistemine stabil kripto para katmanı ekliyor. Maurice, son aşamadaki kullanıcı deneyimini, yerel düzenlemeleri ve marka güvenini en iyi bilen aktörlerin yine bu yerel finans kuruluşları olduğunu, Yellowcard’ın ise bunun üzerine ‘dijital varlık katmanı’ ekleyen uzman bir altyapı sağlayıcı olarak konumlandığını söylüyor.

Bu yaklaşım, özellikle mobil para sistemlerinin modernizasyonunda etkili. Nakit ve SMS tabanlı çözümler, stabil kripto para bağlantılı dijital cüzdanlara dönüştürüldüğünde, kullanıcılar alıştıkları arayüzleri bırakmadan ‘dolar bazlı değer saklama, sınır ötesi transfer ve zincir üstü ödeme’ gibi işlevlere erişebiliyor.

Sonuç olarak Yellowcard örneği, stabil kripto para ve dijital varlık altyapısının, gelişmekte olan ülkelerde bilgi asimetrisi, verimsiz uluslararası ödemeler, muhabir banka sisteminin sınırları ve sermaye piyasalarına erişim eşitsizliği gibi yapısal sorunları hafifletmek için pratik bir çözüm olarak öne çıktığını gösteriyor. Kripto sektörünün ağırlık merkezi yatırım ve spekülasyondan, altyapı, ödeme ve gerçek dünya kullanımına kayarken, bu dönüşümün ön cephesini ABD ve Avrupa’dan çok Afrika, Güneydoğu Asya ve Latin Amerika gibi ‘gelişmekte olan pazarlar’ oluşturuyor.

Bu eğilim, küresel stabil kripto para ve dolar endeksli dijital varlık talebinin orta–uzun vadeli seyrini anlamak açısından kritik bir gösterge niteliğinde. Ancak her ülkede hızla değişen düzenlemeler, siyasi ve ekonomik belirsizlikler, stabil kripto para ihraççıları ve altyapı şirketlerinin kredi riskleri gibi faktörler, bu yeni altyapının ne ölçüde kalıcı ve güvenli olacağını belirleyecek temel değişkenler olmaya devam ediyor.

<Telif hakkı ⓒ TokenPost, yetkisiz çoğaltma ve yeniden dağıtım yasaktır >

Popüler

Yorum 0

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.

0/1000

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.
1