Orta Doğu’daki çatışmaların uzaması halinde, uluslararası petrol fiyatlarının varil başına 120 dolar seviyesine kadar tırmanabileceği uyarısı gündeme geldi. JPMorgan, bölgedeki savaş ve gerilim ortamının 3 haftadan uzun sürmesi durumunda körfez ülkelerindeki depolama kapasitesinin zorlanacağını, bunun da üretim kesintilerini tetikleyerek *küresel arzı* sert şekilde daraltabileceğini belirtiyor.
Kaynak: JPMorgan raporu, 24’ünde (yerel saatle), uluslararası basın derlemesine göre.
JPMorgan emtia stratejistleri, Orta Doğu’daki tansiyonun yükselmesi ve petrol arzındaki aksaklıkların 3 haftayı aşması halinde Brent petrol(Brent) fiyatlarının varil başına 100–120 dolar bandına yerleşebileceğini öngörüyor. Rapora, JPMorgan emtia araştırma biriminin başında bulunan 나타샤 카네바(Natasha Kaneva) liderlik etti.
Banka, *petrol fiyatı* patikasını belirleyecek temel faktörleri şöyle sıralıyor: Arz kaybının ‘büyüklüğü’ ve ‘süresi’, devreye alınabilecek alternatif variller (Replacement barrels) ya da *stratejik petrol rezervleri*(SPR) kullanım hızı ve Hürmüz Boğazı(Strait of Hormuz) gibi kritik nakliye koridorlarında resmi veya fiili kısıtlama olup olmayacağı. Özellikle güvenlik risklerindeki artış ve deniz taşımacılığı *sigorta maliyetlerindeki* sıçrama, boğaz resmen kapanmasa bile pratikte ciddi bir lojistik tıkanmaya yol açabilir. *yorum* Bu tablo, fiili bir engelleme olmasa bile piyasanın “arz daralması” algısıyla fiyatları önceden yukarı taşıyabileceğine işaret ediyor. yorum
JPMorgan’ın hesabına göre, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri(UAE), Irak, Kuveyt, İran, Katar ve Umman gibi Hürmüz Boğazı’na yüksek derecede bağımlı körfez üreticilerinin toplam kara depolama kapasitesi yaklaşık 343 milyon varil seviyesinde. İhracatın durma noktasına geldiği bir senaryoda bu stok, mevcut üretim hızlarıyla yaklaşık 22 gün, yani kabaca 3 hafta civarında dayanabiliyor.
Asıl risk, aksaklıkların bu eşiği aşması halinde büyüyor. Depolama alanları dolduğunda üretici ülkeler zorunlu olarak üretimi kısmak ya da geçici olarak kapatmak (shut-ins) zorunda kalabilir. JPMorgan’a göre bu durumda *küresel petrol arzı* ciddi biçimde sıkışabilir ve Brent fiyatlarının 100–120 dolar bandına “sıçrama” ihtimali belirgin biçimde artar.
Banka, tarihsel verilerle de uyarıyor. Büyük veya orta ölçekli bir petrol üreticisinde *rejim değişikliği* ile sonuçlanan şoklar yaşandığında, ilgili dönemde petrol fiyatlarının dipten zirveye ortalama %76 yükseldiği örnekler bulunuyor. Bu da jeopolitik risklerin sadece kısa vadeli bir haber akışı değil, aynı zamanda *arz zincirini* bozan yapısal bir unsur haline gelebileceğini gösteriyor.
ABD ve İsrail’in İran’ı hedef alan hava saldırılarının ardından, küresel petrol piyasası Orta Doğu’daki tansiyona oldukça hassas tepki verdi. Haftanın ilk işlem gününde Brent petrol fiyatı seans içinde 80 doların üzerine çıktıktan sonra yaklaşık 77 dolar civarında dengelendi. Aynı dönemde hisse senedi vadeli kontratlarında gerileme görülürken, geniş anlamda *riskli varlıklar* tarafında volatilite artışı dikkat çekti.
Enerji sektörü hisselerinde ise yükseliş beklentisi fiyatlandı. ExxonMobil(XOM), Chevron(CVX) gibi büyük petrol şirketlerinin yanı sıra rafineri ve enerji hisseleri prim yaptı. Savunma sanayii tarafında Lockheed Martin(LMT), Northrop Grumman(NOC) gibi şirketlerin hisseleri de güçlü seyretti. Tarihsel olarak *petrol fiyatı* artışı, enerji şirketlerinin kârlılık beklentilerini desteklerken, genel piyasa için maliyet artışı ve *enflasyon* kaygıları nedeniyle baskı unsuru olarak öne çıkıyor.
Piyasa açısından kilit takip noktası, arz kesintilerinin ne kadar *süreceği*. Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş sınırlamaları uzadıkça ve sigorta primleri yükseldikçe, fiziksel arz henüz daralmamış olsa bile piyasada önceden fiyatlanan bir risk primi oluşabilir. JPMorgan’ın işaret ettiği ‘3 hafta’ eşiği, körfez bölgesinin depolama kapasitesiyle çakışan kritik bir seviye. Bu süre aşılıp aşılmayacağı, önümüzdeki dönemde hem *Brent petrol* fiyatının tavanını hem de küresel enerji piyasalarının yönünü belirleyen ana değişkenlerden biri olacak.
Yorum 0