Back to top
  • 공유 Paylaş
  • 인쇄 Yazdır
  • 글자크기 Yazı tipi Boyutu
URL kopyalandı.

Jeopolitik Riskler Tırmanıyor: ABD’nin Güvenli Liman Statüsü, Bitcoin(BTC) ve Kripto Piyasası Sorgulanıyor

Jeopolitik Riskler Tırmanıyor: ABD’nin Güvenli Liman Statüsü, Bitcoin(BTC) ve Kripto Piyasası Sorgulanıyor / Tokenpost

Jeopolitik riskler yeniden piyasalardaki *en kritik değişken* haline geliyor. Devletler, liderler ve devlet dışı aktörlerin her birinin farklı motivasyon ve hedeflere sahip olması, yatırımcılar açısından ‘öngörü’ yerine ‘tepki verme’ kabiliyetini daha önemli hale getiriyor. *yorum: Metin genel makro-jeopolitik çerçeveden kriptoya bağlanan bir analiz hattı kuruyor. Haberin ilerleyen bölümlerinde bu hat korunuyor.*

Son dönemde röportaj veren SigNum Global Advisors(Signum Global Advisors) kurucusu ve başkanı Charles Myers(Charles Myers), “jeopolitik risklerde tanıdık bir ‘pattern’ bulmanın neredeyse imkansız olduğunu” vurguluyor. Ona göre her olayda aktörlerin motivasyonu, hedefi ve sonuçları değiştiği için, geçmiş örneklerden doğrudan türetilmiş bir yol haritası yatırımcıya çok sınırlı fayda sağlıyor. Myers, Hillary Clinton’ın 2016 ve Joe Biden’ın 2020 seçim kampanyalarında dış politika kıdemli danışmanı olarak görev yaptı; küresel finans piyasalarındaki tecrübesi ise 30 yılı aşıyor.

Jeopolitiğin ‘pattern’siz doğasına ek olarak piyasaların bu tür haberlere *eskisine kıyasla daha hassas* tepki verdiğini savunan Myers, savaş, yaptırım, siber saldırı, terör gibi araçların çoğalması ve güç dengelerinin akışkan hale gelmesi nedeniyle, salt tarihsel veriyle piyasa seyrini okumaya çalışmanın yetersiz kaldığını belirtiyor. Bu tabloda belirli bir senaryoya ‘tek yönlü bahis’ yapmaktansa, jeopolitik şokların tetikleyebileceği zincir reaksiyonları — ‘petrol fiyatı → enflasyon beklentisi → faiz → hisse çarpanları’ — sürekli izlemek gerektiğini söylüyor.

Myers, Başkan Trump dönemindeki dış politika çizgisini “saldırgan korumacılıktan öte, *daha kaslı ve daha yayılmacı* bir hat” olarak tanımlıyor. ‘America First’ söyleminin iç politika önceliklerinin ötesine geçerek ticaret ve güvenlik mimarisinde daha sert ve genişleyici adımlara dönüştüğünü, ilerleyen yıllarda bu dönemin George W. Bush yönetiminden sonra en ‘emperyal’ dış politika deneyimlerinden biri olarak anılabileceğini öne sürüyor. Bu yaklaşımın; gümrük tarifeleri, ittifakların yeniden düzenlenmesi, tedarik zincirlerinin politik motivasyonlarla elden geçirilmesi gibi kanallardan küresel sermaye akımlarında kalıcı izler bırakabileceği görüşünde.

Böylesi bir ortamda en çok tartışılan başlıklardan biri, ABD varlıklarının ‘*güvenli liman*’ statüsü. Myers, küresel yatırımcıların ABD’nin güvenli varlık rolünü ciddi biçimde yeniden değerlendirmeye başladığını, “ABD’ye dair piyasa psikolojisinin şu anda belirgin şekilde zayıf” olduğunu aktarıyor. Özellikle Başkan Trump döneminde kurumsal çerçevenin, hukuk ve normların öngörülebilirliğine dair soru işaretlerinin artmasının; ABD hisseleri, dolar ve ABD tahvillerinin taşıdığı ‘güvenlik primi’ni zamanla aşındırabileceği uyarısını yapıyor.

Yine de bu sorgulamanın şimdilik sert bir ‘satış dalgası’na dönüşmediğini belirten Myers, ABD ekonomisinin temel göstergelerinin “hala oldukça güçlü” olduğunu, büyümenin bu yıl kabaca %3 civarında kalabileceğini ifade ediyor. Yani küresel fonlar riskleri fiyatlamaya başlasa da, henüz geniş çaplı bir ABD risk azaltma safhasına geçilmiş değil.

Myers’a göre bugün ABD’de ekonomi politikasını fiilen sınırlayan tek gerçek ‘*korkuluk*’ tahvil piyasası. “Şu anda ABD’de düzgün çalışan tek garedreyl tahvil piyasası” derken, maliye ve para politikasının siyasi gündemle kolayca yön değiştirebildiği bir dönemde, faizler ve borçlanma koşullarının politika yapıcılar için son somut sınır haline geldiğini ima ediyor. Faiz oynaklığının artması ise, hisse senedi değerlemeleri, şirket tahvili spread’leri ve doların yönü üzerinde eşzamanlı baskı yaratabilir; bu baskı, risk iştahının daraldığı her fazda kripto piyasalarına da dolaylı şekilde yansıyabilir.

Kısa vadeli jeopolitik ‘kıvılcım’ başlığı altında ise İran öne çıkıyor. Myers, diplomasinin sonuç vermemesi halinde “İran’a yönelik önemli çaplı askeri saldırı senaryosunu göz ardı etmemek gerektiğini” belirtirken, müzakerelerin tıkanması durumunda daha sınırlı, hedefli operasyonlarla baskı kurulabileceği görüşünü de paylaşıyor. Daha geniş ölçekli bir harekatın özellikle nisan ayı civarında masaya gelebileceğini, klasik askeri unsurların yanı sıra *siber savaş* boyutunun da devreye girebileceğini söylüyor.

Petrol piyasasının bu gerilimi şimdiden ‘fiyatladığını’ düşünen Myers, “petrol fiyatlarında İran kaynaklı jeopolitik *risk primi* bulunduğunu” ve tansiyonun daha da yükselmesi halinde daha geniş çaplı bir ‘riskten kaçış’ (risk-off) dalgasının gündeme gelebileceğini belirtiyor. Petrol fiyatındaki yükseliş, enflasyon beklentilerini yukarı iterken faizlerin aşağı yönlü esnekliğini sınırlayabilir; bu tablo da yalnızca büyüme hisseleri ve teknoloji için değil, Bitcoin(BTC) gibi riskli varlıklar açısından da baskı unsuru haline gelebilir. (Won/dolar kuru $1=1.465 won)

Siyasi olayların öngörülmesinde Myers, bahis piyasalarını (prediction markets) faydalı bir referans noktası olarak görse de, bunların “ilginç ama tek başına en isabetli gösterge sayılamayacak” veriler olduğunu vurguluyor. Seçim anketleri, politika sinyalleri ve güncel diplomatik gelişmelerle birlikte *bütüncül* bir çerçevede okunması gerektiğini hatırlatıyor.

Diğer yandan ABD’de ‘klasik sanayi politikası’nın güçlü bir geri dönüş yaptığına dikkat çekiyor. Biden ve Trump dönemleri boyunca artan sübvansiyon, regülasyon, kamu alımları ve ihracat kontrolleri, devlet müdahalesini yoğunlaştırırken, *kazanan-kaybeden* ayrımını çok daha hızlı ve keskin hale getiriyor. Yapay zeka(AI) tarafında ise özellikle altyapı segmentinde ileride daha büyük ve sancılı bir düzeltme yaşanabileceğini söyleyen Myers, OpenAI(OpenAI) örneğinde teknolojik sınırlar ve sıkılaşan rekabet nedeniyle mevcut değerlemeyi savunmanın güçleşebileceğini savunuyor. İleride ek sermaye ihtiyacı ortaya çıkması ve devlete ait fonların hisse alımı gibi formüllerin gündeme gelmesi halinde, bunun ciddi tartışmalar doğurabileceğinin de altını çiziyor.

Son dönemdeki piyasa düzeltmesini yazılım ve finansal hizmetler tarafında *“seçici alım fırsatları”* yaratan bir dönem olarak gören Myers, AI temasında altyapı ve uygulama katmanları arasındaki dayanıklılık farkının açılabileceğine dikkat çekiyor. Kripto piyasası cephesinde ise Bitcoin(BTC)’i “yüksek ölçüde spekülatif bir varlık” olarak tanımlamasına rağmen, bunun Bitcoin(BTC)’in “geleceği yok” anlamına gelmediğini özellikle not düşüyor. Buna karşın asıl yapısal hikayeyi *stablecoin’ler*de görüyor. Ona göre stablecoin’ler geleceğin finansal altyapısında merkezi bir rol üstlenmeye aday ve benimsenme hızları önümüzdeki yıllarda belirgin şekilde artabilir; bu süreç aynı zamanda ABD dolarının küresel ağırlığını da daha da güçlendirebilir.

Sonuç olarak, jeopolitik riskler yatırımcılar için ‘tahmin edilecek bir hikaye’ olmaktan ziyade, *fiyatlar* ve *bulaşma kanalları* üzerinden okunması gereken bir gerçeklik olarak öne çıkıyor. Tahvil piyasası, petrol ve doların vereceği sinyaller; hisse senetlerinden şirket tahvillerine, oradan da kriptoya uzanan geniş risk evreninin yönünü tayin eden başlıca göstergeler halinde yeniden sahneye dönüyor. Bitcoin(BTC) ve genel kripto piyasası da bu denklemin dışında değil; piyasa, jeopolitiğin gölgesinde bir kez daha *makro* değişkenlerin insafına kalmış durumda.

<Telif hakkı ⓒ TokenPost, yetkisiz çoğaltma ve yeniden dağıtım yasaktır >

Popüler

Diğer ilgili makaleler

Yorum 0

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.

0/1000

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.
1