Amerikan düzenleyicileri kripto para kurallarını fiilen baştan yazdı. Artık ‘menkul kıymet’ kapsamından çıkan çok sayıda ‘dijital varlık’, geniş ölçüde ‘dijital araç’ olarak yeniden tanımlanıyor. Bu durum, piyasanın güç dengesini sarsarken, aynı anda Başkan Trump ailesinin dahil olduğu bir DeFi projesi etrafında ‘çıkar çatışması’ tartışmalarını da büyütüyor.
Bu adım, Amerika Birleşik Devletleri Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu(SEC) ile Emtia Vadeli İşlemler Komisyonu(CFTC) tarafından ortak yayımlanan yeni bir ‘kılavuz’dan çıktı. 24’ünde (yerel saatle), Washington DC Blockchain Summit’te konuşan SEC Başkanı Paul Atkins, “SEC artık ‘her şeyi menkul kıymet olarak gören kurum’ değil” ifadesini kullandı. Yeni kriterlere göre ödeme token’ları, ‘kullanım amaçlı token’lar, dijital koleksiyon ürünleri dahil kripto paraların büyük kısmı artık menkul kıymet değil; ‘emtia’ veya ‘dijital araç’ kategorisine giriyor.
Bu ‘token sınıflandırma sistemi(token taxonomy)’ düzenleyici yaklaşımda köklü değişim olarak değerlendiriliyor. Daha önce ‘kayıtsız menkul kıymet’ sayılma riski yüzünden dava tehdidiyle yaşayan birçok proje, şimdi önemli ölçüde daha hafif bir yükümlülük setiyle karşı karşıya. SEC’in doğrudan yetkisi, hisse senedi ve tahvil gibi klasik finansal ürünlerin blokzincire taşınmış versiyonları olan ‘tokenleştirilmiş menkul kıymetler’ ile sınırlandırılıyor. Geri kalan dijital varlıklar ise ‘daha gevşek’ bir çerçeveye oturuyor. Sektör temsilcileri bu yaklaşımı ‘önce inovasyon, sonra düzenleme’ çizgisine kayış olarak yorumluyor(yorum).
Bu kılavuz, ‘Dijital Varlık Piyasası Netleştirme Yasası’nın Kongre’de tıkanmış olduğu bir dönemde geldi. Özellikle ‘stabil kripto para’ faiz kuralları üzerindeki anlaşmazlıklar yüzünden yasa çıkmayınca, düzenleyiciler fiili bir ‘geçici güvenli bölge’ oluşturmuş oldu.
Öte yandan, bu politika değişikliğinin bazı aktörler için ‘özel avantaj’ yarattığı iddiası da gündemde. Piyasada, Trump ailesinin yer aldığı DeFi projesi ‘World Liberty Financial’ın başlıca ‘kazananlardan’ biri olacağı konuşuluyor. Eski düzende ‘içeriden satış kilidi’, kamuyu aydınlatma zorunluluğu gibi sert kısıtlar uygulanırken; ‘dijital araç’ olarak sınıflandırıldığında bu zorunlulukların önemli bölümü devre dışı kalıyor. Columbia Hukuk Fakültesi’nden Todd Baker, bunun ‘toplumsal faydası tartışmalı işlemleri, neredeyse denetimsiz biçimde serbest bırakmak’ anlamına geldiğini savunuyor(yorum).
Sadece birkaç ay önce sektör yoğun dava süreçleri ve sert regülasyon baskısıyla bunalmış durumdaydı. Bazı borsalar ve projeler, iç denetim eksikliği ve suistimal gerekçeleriyle yaptırım aldı. Fakat yeni kurallar çerçevesinde, benzer dosyalara yönelik yaptırım ihtimalinin belirgin biçimde düşeceği öngörülüyor.
Destek verenler ise bu hamleyi ‘Amerikan rekabet gücünü yeniden kazanmak için zorunlu bir ayarlama’ olarak tanımlıyor. Dijital Chamber’dan Cody Carbone, bunun ‘sektörü yurtdışına itmemek için atılmış pragmatik bir adım’ olduğunu söylüyor. Diğer ülkeler kripto düzenlemesinde net rota çizememişken, Amerika’nın daha agresif bir şekilde kendisini ‘kripto merkezi’ konumuna yerleştirmeye çalıştığı izlenimi güçleniyor. Örneğin Kore’de de vergilendirme başlığı etrafında süren tartışmalar, küresel regülasyon resminin hâlâ bulanık olduğunu gösteriyor.
Yine de bu kılavuzun yalnızca ‘idari yorum’ olduğunun altı çiziliyor. SEC yönetiminin değişmesiyle, çerçevenin hızla tersine dönebileceği belirtiliyor. Bu nedenle piyasanın şu an ‘kanuna değil, politik tercihe’ dayalı bir zeminde hareket ettiği eleştirisi yapılıyor(yorum). Nihai karar mercii olan Kongre’de kapsamlı yasama tamamlanana kadar, bu ‘yeni düzen’in kırılgan bir denge üzerinde kalmaya devam etmesi bekleniyor.
Yorum 0