비tcoin(BTC)’in ‘şeffaflık’ özelliğinin, geleneksel özel sermaye fonu piyasasının zayıf noktalarını ortaya çıkarabileceği yönünde analizler öne çıkıyor. Piyasa endişesinin büyüdüğü bu dönemde, varlıklar arasındaki ‘risk ölçümü’ yöntemlerinin kendisi sorgulanıyor.
Kripto para analisti *Jamie Coutts(Jamie Coutts)*, yakın zamanda X’te (eski Twitter) yaptığı değerlendirmede özel sermaye fonlarının ‘piyasa fiyatına göre değerleme (mark-to-market)’ yönteminden kaçınarak oynaklığı gizlediğini söyledi. Bunu ‘volatilite yıkama’ şeklinde nitelendiren Coutts, gerçek zararların anında fiyatlara yansımamasının *yapısal sorun* yarattığını vurguladı.
Coutts, “piyasa fiyatına göre değerleme yoksa bu, zarar olmadığı anlamına gelmiyor, sadece görünmüyor” derken, “koşullar kötüleştikçe bu zararların daha geç ve daha sert ortaya çıkma riski büyüyor” uyarısında bulundu.
Şu anda piyasada aynı anda pek çok ‘uyarı sinyali’ dikkat çekiyor. Tahvil piyasası oynaklığını gösteren *MOVE endeksindeki yükseliş*, dolar endeksinin 100,50 seviyesine yaklaşması ve özel sermaye ile yapay zeka(AI) bağlantılı kredi koşullarının hızla sıkılaşması öne çıkan başlıklar arasında. Hisse senedi tarafında ise, fiyatlar yükselirken ivmenin zayıfladığını gösteren *RSI uyumsuzluğu* gibi teknik *zayıflık sinyalleri* de izleniyor.
Bu ortamda Bitcoin(BTC) cephesindeki son hareketi değerlendiren Coutts, yükselişi ‘talep patlaması’ değil, *yapısal toparlanma* olarak nitelendirdi. Özellikle Şubat ayındaki düzeltmede aşırı kaldıraç pozisyonlarının tasfiye edildiğini, türev ürünler kaynaklı volatilite baskısının azaldığını ve bunun *fiyat istikrarını* artırdığını savundu.
Coutts, “kısmi rezervli, itibari para temelli kredi sistemi krizleri tekrar tekrar üretirken Bitcoin’in rolü giderek büyüyor” görüşünü paylaştı. Ancak analist, kısa vadeli riskleri de göz ardı etmiyor. Riskli varlıkların yüzde 10–15 oranında ilave düşüş yaşaması halinde Bitcoin(BTC) fiyatının Şubat ayındaki dip seviyelerine geri çekilebileceğini, olası ana dip bölgesinin ise *2026 yılının 2. veya 3. çeyreğinde* şekillenebileceğini belirtti.
Likidite tarafında da bazı *uyarı işaretleri* var. Mart ayı itibarıyla spot Bitcoin(BTC) ETF’lerine girişler yeniden hızlanmış olsa da, SoSoValue verilerine göre 18’inde (yerel saatle) günlük net girişler tekrar ‘eksi’ye döndü. Öncesinde üst üste 7 işlem gününde yaklaşık 1,1 milyar dolar (yaklaşık 1 trilyon 637,3 milyar won) net giriş kaydedilmişti; bu akışın kesilmesi, piyasadaki *talep ivmesinin* zayıfladığına işaret ediyor.
Jeopolitik risk de tabloyu karmaşıklaştırıyor. Başkan Trump’ın İran’ın elektrik altyapısını “tamamen yok edebileceklerini” söylemesi, jeopolitik tansiyonu hızla yükseltti. Açıklamanın hemen ardından Bitcoin(BTC) fiyatı kısa süreliğine 68.000 doların altına sarktı, ardından toparlanarak 71.000 dolar civarını yeniden test etti.
Buna rağmen volatilite yüksek. Yıl başına göre performans yaklaşık yüzde 17 *geride*, son 7 günde ise yaklaşık yüzde 7’lik düşüş söz konusu. Son 2 haftalık periyotta ise fiyatın yaklaşık yüzde 3 oranında yukarıda kalmayı başardığı görülüyor. Piyasa duyarlılığı tarafında ise tablo daha karanlık: *Korku ve Açgözlülük Endeksi* 8 seviyesinde ve bu, “aşırı korku” bölgesine işaret ediyor. İlginç olan, bu hissiyatın Bitcoin(BTC) fiyatı Şubat dip seviyesi olan yaklaşık 60.000 dolardan yüzde 15 daha yukarıda seyrederken oluşması.
Coutts, Bitcoin(BTC) ile özel sermaye fonları arasındaki temel farkın *fiyat şeffaflığında* ortaya çıktığını düşünüyor. Özel piyasalarda değerlemeler dönemsel olarak güncellenirken, Bitcoin(BTC) 7/24 işlem görüyor ve tüm işlemler *blokzincir üzerinde herkese açık* durumda.
Analiste göre, “geleneksel varlıkların zorunlu yeniden fiyatlandığı bir evreye girildiğinde, *şeffaf fiyat yapısına sahip varlıklar* daha hızlı tepki verir.” Coutts, likiditenin yeniden sisteme girmesi halinde Bitcoin(BTC)’in *ilk toparlanma sinyali* verecek varlık olma ihtimalinin yüksek olduğunu savunuyor.
Sonuç olarak piyasalar, ‘görünen volatilite’ ile ‘gizli riskler’in iç içe geçtiği bir dönemden geçiyor. Bitcoin(BTC)’in bu süreci *önceden fiyatlayan* bir gösterge varlık haline gelip gelmeyeceği ya da riskli varlıklarla birlikte ilave bir düzeltmeye maruz kalıp kalmayacağı, büyük ölçüde önümüzdeki dönemdeki *likidite koşulları* ve *risk iştahı* tarafından belirlenecek gibi duruyor.
Yorum 0