Savaşın yarattığı şok dalgası, küresel *ticaret finansmanı* yapısını sarsıyor ve bazı emtia(trade commodity) trader’larını bankacılık sisteminden çıkararak *stablecoin* kullanımına itiyor. İran ile ilgili gerilimler sonrasında Batılı bankaların ‘de-risking(‘riskten kaçınma’) sürecini sertleştirmesiyle, geleneksel finansal ağlara erişim hızla zorlaşıyor.
Haycen(Haycen) şirketinin üst yöneticisi Luke Sully(Luke Sully), “çatışmaların ardından bankalar belirli emtia işlemlerinden çok daha hızlı çekiliyor” dedi. Özellikle Umman gibi Orta Doğu ticaret merkezleri üzerinden yürütülen işlemlerde, olası yaptırım bağlantıları ya da dolaylı riskler gerekçe gösterilerek bankaların işleme hiç girmediği belirtiliyor. Bazı trader’ların yakın dönemde doğrudan ‘hesap kapatma’ gibi *debanking* vakaları yaşadığı da aktarılıyor.
Yaklaşık *2 trilyon dolar* büyüklüğe ulaşan *ticaret finansmanı* pazarı, zaten uzun süredir tam anlamıyla bankalara dayanarak işlemiyordu. Özel kredi fonları ve diğer banka dışı kurumsal yatırımcılar, küresel emtia ticaretinin finansman ihtiyacını karşılayarak yıllık ortalama ‘%15 civarında getiri’ hedefliyor. Buna rağmen uluslararası ödeme ve mutabakat sürecinde bankacılık altyapısı kritik rolünü koruyordu. Son gelişmelerle birlikte bu bağlantı zayıflamaya başladı.
Bu boşluğu dolduran araçların başında ise *stablecoin’ler* geliyor. ABD dolarına sabitlenmiş dijital varlıklar, özellikle gelişmekte olan ülkeler arasındaki sınır ötesi ödemelerde hız ve erişilebilirlik avantajı sayesinde öne çıkıyor. 2025 yılı itibarıyla stablecoin piyasasının toplam değeri *300 milyar doları* aşarken, işlem hacmi *4 trilyon doların* üzerine çıktı ve tüm *on-chain* faaliyetlerin yaklaşık ‘%30’unu’ oluşturdu.
Stablecoin ekosisteminde başrolde, piyasa değeri ve işlem hacmiyle öne çıkan Tether(USDT) bulunuyor. Sully, “Tether(USDT) ciddi ölçüde ödeme akışını absorbe ediyor; özellikle gelişen piyasalara yönelik tek seferlik ödemelerde son derece kullanışlı” ifadelerini kullandı. Küresel likidite ile geniş çaplı benimsenmenin birleşmesi sayesinde, karşı tarafın yerelde dolara çevrim yapabileceğine dair *güven* oluştuğu vurgulanıyor.
Buna karşın Sully, stablecoin’leri ‘kalıcı ve yapısal bir çözümden’ çok ‘geçici bir bypass hattı’ olarak konumlandırıyor. Yani stablecoin’ler şu anda düzenleme ve geleneksel finans arasındaki boşlukları dolduruyor; ancak mevcut haliyle tüm *ticaret finansmanı* sistemini kökten ikame etmeleri zor görünüyor.
Jeopolitik baskı yalnızca stablecoin kullanımını değil, daha uç örnekleri de tetikliyor. Dünya petrol taşımacılığının kilit noktası olan *Hürmüz Boğazı’nda*, güvenli geçişe ilişkin bazı ödemelerde *Bitcoin(BTC)* kullanıldığına dair raporlar gündeme geliyor. Bu durum, ticaret finansmanının giderek daha fazla ‘banka dışı aktörler’ ve ‘geleneksel olmayan ödeme kanalları’ etrafında yeniden şekillendiğine işaret ediyor.
Bu dönüşüm içinde Haycen(Haycen), *ticaret finansmanı odaklı stablecoin* projesi USDhn ile pazarda ayrı bir konumlanma hedefliyor. USDhn, aynı sistem içinde *emanet, ödeme ve mutabakat* süreçlerini birleştirerek gecikmesiz, anlık transfer sunmayı amaçlıyor. Sully, “geleneksel finans gibi 7 gün boyunca paranızın blokede kalmasına gerek yok” diyerek, projelerinin kopuk altyapıları birleştiren bir *likidite katmanı* olmayı hedeflediğini belirtti.
Sonuç olarak, bankaların artan *de-risking* hamleleri, ironik biçimde *kripto paralar* ve *stablecoin* benimsenmesini hızlandıran bir etki yaratıyor. Jeopolitik gerilimler sürdükçe, ticaret finansmanında ‘*bankasızlaşma*’ eğiliminin ve dijital ödeme çözümlerinin ağırlığının daha da artması bekleniyor.
Yorum 0