ABD’deki ara seçimler yaklaşırken kripto endüstrisinin siyasi bağış organizasyonu ‘Fellowship(SuperPAC)’, ilk harcamasını gerçekleştirdi. Ancak para akışının Başkan Trump’ın yakın çevresi ve ‘Tether US’ yönetimiyle kesişmesi, ‘çıkar çatışması’ ve ‘şeffaflık’ tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Amerikan medya raporlarına göre Fellowship SuperPAC, yakın zamanda ABD Federal Seçim Komisyonu’na(FEC) sunduğu belgelerde 30 bin dolar tutarında (yaklaşık 44,565 milyon won) harcama yaptığını bildirdi. Bu tutar, Georgia eyaletinde yarışan Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi adayı Clay Fuller için hazırlanan reklam kampanyasına ayrıldı. Reklamlar ise Başkan Trump’a yakınlığıyla bilinen ve Tether US Üst Yöneticisi(CEO) Bo Hines tarafından ortaklaşa kurulan ‘Nxum Group’ üzerinden yürütüldü.
Fellowship ile Trump cephesi ve Tether arasındaki bağlar, organizasyonun kuruluşundan bu yana tartışma konusuydu. Fellowship’in, kripto endüstrisinin çıkarlarını Washington’da savunmak ve ‘dijital varlık’ odaklı politikaları desteklemek amacıyla kurulduğu açıklanmıştı. Ancak hem para akışı hem de yönetim kademesindeki isimler, bu misyonun ‘ne kadar bağımsız olduğu’ konusunda soru işaretleri yaratıyor.
Tether US CEO’su Bo Hines, geçmişte Başkan Trump’ın ‘kripto ve dijital varlık politikaları’ konusunda gayriresmi danışmanlık yaptığı iddialarıyla gündeme gelmişti. Şu anda da özellikle ‘stabil kripto para’ piyasasında etkin bir oyuncu olan Tether US’in başında bulunuyor. Fellowship’in 1’inde Tether US yöneticisi Jesse Spiro’nun kurul başkanı olarak atanması, ‘Tether–Fellowship–Trump çevresi’ hattındaki bağlantıları daha görünür hale getirdi.
Tether cephesi ise resmi açıklamasında, ‘Tether International’ın Fellowship ile hiçbir kurumsal bağı olmadığını ve organizasyon üzerinde bir denetim yetkisi bulunmadığını’ savundu. Buna karşın, Fellowship harcamalarının Tether US CEO’su ile bağlantılı bir şirkete yönelmesi, eleştirilerin odağında yer almayı sürdürüyor. Şirket, Tether US ile Fellowship arasındaki ilişki hakkında ise ayrıntılı bilgi paylaşmaktan kaçındı.
Uzmanlara göre, bir siyasi bağış organizasyonunun, yönetimle bağlantılı kişi veya şirketlere ödeme yapması ‘tek başına yasa dışı’ değil. ABD’de kampanya finansmanı üzerine çalışan siyasi reform grubu Issue One’dan Michael Beckel, “Eğer ‘piyasa fiyatına’ gerçek bir hizmet sunulmuşsa ve belgelenebiliyorsa, yasal çerçevede sorun çıkmayabilir” yorum değerlendirmesinde bulunuyor. Ancak Beckel aynı zamanda, kripto gibi yüksek hassasiyetli ve regülasyon baskısı altındaki bir sektörde bu tür para trafiğinin ‘algı ve güven’ açısından son derece riskli olduğuna dikkat çekiyor yorum.
Fellowship, bugüne kadar kendini ‘şeffaflık ve güven’e dayalı bir yapı olarak tanıttı. Buna rağmen, fonların ‘tam olarak nereden geldiği’, hangi şirket veya bireyler tarafından yönlendirildiği ve harcama stratejisinin nasıl belirlendiği konusunda kamuoyuna net yanıtlar vermiş değil. Kripto piyasasındaki pek çok gözlemci, özellikle Tether çevresinden gelen sermayenin Washington’a hangi siyasi koşullarla aktığına dair daha fazla bilgi talep ediyor.
Fellowship, geçen yıl yapmış olduğu açıklamada, toplamda 100 milyon dolar (yaklaşık 1,485 milyar won) büyüklüğe ulaşabilecek bir ‘siyasi savaş sandığı’ oluşturmayı hedeflediğini duyurmuştu. Ancak şimdiye kadar kamuya açıklanan resmi hesap dökümleri, neredeyse ‘sıfıra yakın’ bir bakiye gösteriyor. Kayıtlara geçen 30 bin dolarlık bu harcama, Fellowship’in ilk somut faaliyeti olarak öne çıkıyor.
Piyasa yorumcularına göre iki olasılık öne çıkıyor yorum: Ya beklenen büyük fon akışı henüz gerçekleşmedi ya da bazı büyük bağışlar, raporlama takvimindeki gecikmeler nedeniyle henüz kamuya yansımadı. Buna karşın kripto yanlısı bir diğer süper siyasi eylem komitesi olan ‘Fairshake’, halihazırda çeşitli seçim yarışlarına milyonlarca dolarlık fon aktarmış durumda. Bu tablo, Fellowship’in şu aşamada ‘siyasi ağırlık’ açısından rakiplerinin gerisinde kaldığını gösteriyor.
Fellowship, strateji olarak ağırlığını Cumhuriyetçi adaylara vermiş görünüyor. Organizasyon, ABD’nin ‘dijital varlık endüstrisinde liderliğini pekiştirmesi’ ve ‘finansal hegemonya’sını koruması gerektiğini savunuyor. Fellowship’in ilk destek hedefi olan Clay Fuller, Başkan Trump’tan açık destek almış bir isim. Buna rağmen Fuller’ın bugüne dek kripto para ve dijital varlık düzenlemelerine ilişkin net bir politika belgesi veya ayrıntılı açıklama sunmadığı, sektörel derecelendirme kuruluşlarında da henüz ‘kripto skoru’ bulunmadığı belirtiliyor.
ABD’de ara seçim süreci hızlanırken, bahis ve tahmin piyasalarında Temsilciler Meclisi’nin Demokrat Parti’ye geçme ihtimali giderek daha yüksek fiyatlanıyor. Böyle bir senaryoda, kripto ve dijital varlıklarla ilgili yasa ve denetim sürecinin ‘daha sıkı ve ihtiyatlı’ bir çizgiye kayabileceği konuşuluyor. Sektördeki lobi faaliyetleri de bu olasılığı hesaba katarak yeniden şekilleniyor.
Fellowship’in kağıt üzerinde duyurduğu ‘yüz milyon dolarlık’ siyasi etki planını hayata geçirip geçiremeyeceği hala belirsiz. Buna karşın, kripto piyasasından gelen paranın Washington siyasetinde daha görünür bir güç haline geldiği ve ‘kripto siyasi fonları’ arasındaki rekabetin yeni bir safhaya girdiği açık. Sıradaki soru ise şu: Fellowship, Trump çizgisine yakın konumlanarak mı, yoksa daha geniş bir iki partili cepheye yayılmaya çalışarak mı etkisini artırmaya çalışacak yorum.
Yorum 0