Yapay zekâ ajanlarının ödeme altyapısında rekabetin artık teoriden çıkıp fiilen başladığı belirtiliyor. Tiger Research’ün yayımladığı son rapora göre küresel büyük teknoloji şirketleri, kart ağları, ödeme altyapısı sağlayıcıları ve kripto odaklı oyuncular, AI ajanlarının şekillendireceği yeni ödeme düzeninde standartları belirlemek için yarışıyor. Raporda pazar iki ana alana ayrılıyor: insanların alışverişi ajanlara devrettiği ‘ajanik ticaret’ ve ajanların API, veri ile bilgi işlem kaynaklarını doğrudan satın aldığı ‘pay-per-call’. Buna göre ilk alanda rekabet çoktan başlamış durumda; ikinci alanda ise kazananı pazarın ne zaman olgunlaşacağı belirleyecek.
Tiger Research’e göre son bir yılda yaklaşık sekiz farklı ajan ödeme standardı ve protokolü duyuruldu. 2025 boyunca da ilgili şirketler arasında iş birlikleri art arda açıklandı. Bu tablo, sıradan bir ürün rekabetinden çok daha büyük bir mücadeleye işaret ediyor. Çünkü AI ajanları gelecekte tüketim ve işlemlerin gerçek yürütücüsü hâline gelirse, arama, ödeme, mutabakat ve güven doğrulama katmanını kimin yöneteceği kritik olacak.
Raporda ‘ajanik ticaret’ bugünün pazarı olarak tanımlanıyor. Burada kullanıcı, örneğin “Gelecek hafta Tokyo seyahatimi hazırla, bütçe 2 milyon won” gibi bir komut veriyor. Ajan da bu bütçe ve koşullara göre uçak bileti, otel, havaalanı ulaşımı, sigorta ve döviz işlemlerini bulup satın alabiliyor. Bu yapı temel olarak iki katmandan oluşuyor: ürün ve hizmetlerin bulunduğu ‘arama katmanı’ ile işlemin tamamlandığı ‘ödeme katmanı’.
Bu alanda Google’ın öne çıktığı ifade ediliyor. Şirketin UCP ve AP2 standartlarıyla iki katmanı birden kontrol etmeye çalıştığı belirtiliyor. UCP, ajanlarla satıcıların standart bir dille iletişim kurmasını sağlayan bir arama protokolü. AP2 ise kullanıcının hangi işlemlere ne ölçüde izin verdiğini ve sorumluluğun kimde olduğunu kayıt altına alan bir ödeme yetkilendirme standardı. İnsanların doğrudan ödeme butonuna bastığı klasik yapıdan farklı olarak, ajan ödemelerinde “kim, neye, ne zaman onay verdi” sorusu belirleyici oluyor. AP2’nin de bunu değiştirilemeyen dijital sözleşme biçiminde kaydetmeye odaklandığı aktarılıyor.
Google’ın bu alana neden ağırlık verdiği de raporda net biçimde anlatılıyor. 2025 itibarıyla şirketin reklam geliri 262,7 milyar dolar, bulut geliri ise 58 milyar dolar seviyesinde. Tüketiciler arama motoru yerine AI ajanlarını kullanarak alışveriş yapmaya başlarsa, mevcut reklam modeli doğrudan baskı görebilir. Rapora göre Google; Gemini, Google Pay, Android, Chrome ve geniş satıcı ağıyla arama ve ödeme trafiğini ajan çağında da kendi ekosisteminde tutmayı hedefliyor.
OpenAI ise Stripe ile geliştirdiği ACP üzerinden farklı bir yaklaşım benimsiyor. ACP, ChatGPT içinde ajanların kullanıcı adına ürün bulmasına ve ödeme yapmasına yardımcı olan açık kaynaklı bir protokol olarak tanımlanıyor. Buradaki temel fikir, kullanıcı kart bilgilerinin doğrudan ajana verilmemesi. Bunun yerine ödeme hizmet sağlayıcısı tarafından oluşturulan tek kullanımlık token kullanılıyor. Böylece hangi satıcıda, ne kadar tutara kadar, hangi tarihe kadar ve hangi ödeme oturumunda geçerli olduğu sınırlandırılabiliyor. Bu yapı hata ve veri hırsızlığı riskini azaltmayı amaçlıyor.
Ancak rapora göre OpenAI’nin ilk denemeleri sınırsız başarı getirmedi. Eylül 2025’te devreye alınan ChatGPT içi hızlı ödeme sistemi, Shopify satıcıları için işlem başına yüzde 4 komisyonla çalışıyordu. Fakat stok senkronizasyonu, vergi işlemleri ve düşük dönüşüm oranları bu modeli zorladı. Walmart’ın, ChatGPT üzerinden gelen dönüşüm oranının kendi internet sitesinin yaklaşık üçte biri seviyesinde kaldığını söylediği belirtiliyor. Bunun ardından OpenAI’nin Mart 2026’da doğrudan ödeme modelini büyük ölçüde geri çektiği, ChatGPT’yi ürün keşfi için kullanıp gerçek ödeme adımını satıcının kendi sistemine bıraktığı ifade ediliyor. Rapora göre bu bir ‘geri adım’ değil, aşamalı bir strateji değişikliği. Uzun vadede OpenAI’nin tüketici verisi ve finansal bilgiyi birleştirerek işlemin başlangıç noktasını kontrol etmek isteyeceği düşünülüyor.
Geleneksel kart ağları tarafında Visa(V) ve Mastercard(MA) benzer bir çizgide konumlanıyor. Rapora göre iki şirket de tek bir protokolün galibi olmaya çalışmaktan ziyade, hangi protokol kazanırsa kazansın ödeme anında kendi ağlarının devreye girmesini hedefliyor. Tiger Research, Visa’nın Nisan 2025’te tanıttığı Visa Intelligent Commerce ile rakip protokolleri de destekleyen bir çerçeve kurduğunu belirtiyor. Mastercard’ın ise Agent Pay ve Acceptance Framework ile satıcıların ek geliştirme yükü olmadan ajan ödemelerini kabul etmesini sağlamaya çalıştığı aktarılıyor.
Visa’nın 2025 gelirinin yaklaşık 40 milyar dolar, yıllık işlem hacminin ise 14 trilyon dolar olduğu belirtiliyor. Şirketin iş modelinin merkezinde hâlâ işlem komisyonları var. AI ajanı da kullansa, insan da kullansa, ödeme Visa altyapısından geçerse şirket gelir elde ediyor. Buna ek olarak tokenizasyon altyapısı yeni bir gelir kolu oluşturabilir. Ancak rapor, stablecoin’lerin Visa ağını kullanmadan doğrudan mutabakata imkân tanıması hâlinde bu stratejinin zorlanabileceği uyarısında bulunuyor.
Mastercard tarafında da komisyon modeli benzer olsa da uygulamada farklılık göze çarpıyor. Şirketin Cloudflare ile yaptığı iş birliği sayesinde satıcı sitelerinin ön kısmında güvenilir ajan trafiği otomatik biçimde ayırt edilebiliyor. Böylece satıcıların kodlarını baştan yazmadan ajan ödemelerini kabul etmesi mümkün olabiliyor. Raporda Mastercard’ın, stablecoin tehdidini savuşturmaktan çok satıcı kabul katmanında avantaj elde etmeye odaklandığı yorumu yapılıyor.
Stripe ise hem OpenAI ile ACP geliştirmesi hem de kendi ödeme token’ı SPT’yi devreye almasıyla ‘ajanik ticaret’ altyapısında derinleşmiş durumda. Kullanıcı ChatGPT içinde bir ürün satın almak istediğinde Stripe sadece o işleme özel tek kullanımlık bir ödeme token’ı oluşturuyor. Ajan da bu token’ı satıcıya iletiyor. Stripe kullanan satıcılar böylece çok sınırlı kod değişikliğiyle sisteme katılabiliyor. Harici satıcılar için de ayrı entegrasyon kanalları sunulabiliyor. Rapora göre Stripe’ın asıl gücü yalnızca ödeme işlemekten gelmiyor; şirket ajan ödemelerini finansal hizmetler ve veri altyapısıyla birleştirerek ekosistem bağımlılığı yaratmaya çalışıyor.
Raporda en dikkat çekici başlıklardan biri ‘pay-per-call’ pazarı. Bu modelde insanın verdiği alışveriş onayı yerine, ajanlar başka ajanlardan veya servislerden API, veri ya da hesaplama gücü satın alıyor. Örneğin bir piyasa analizi hazırlayan ajan; OpenAI API çağrısı yapabilir, Dune ve Nansen gibi veri servislerini kullanabilir, ardından başka bir doğrulama ajanına sonucu kontrol ettirebilir. Tek bir görev içinde onlarca mikro ödeme oluşabilir. Rapora göre kart komisyonları bu kadar küçük ve sık işlemler için verimli değil. Bu yüzden stablecoin tabanlı düşük maliyetli ödeme sistemleri daha uygun görülüyor.
Bu alanda Coinbase’in öne çıkardığı çözüm x402. Sistemde klasik HTTP 402 durum kodu ödeme şartlarıyla birlikte gönderiliyor. Talebi yapan taraf cüzdanıyla ödemeyi imzalayıp isteği yeniden iletiyor. Sunucu da bunu doğrulayıp ödeme geçerliyse kaynağa erişim veriyor. Buradaki temel fikir, ödemenin aynı zamanda kimlik doğrulama işlevi görmesi. Yani ayrı hesap açmaya veya API anahtarı almaya gerek kalmadan, ödeme yapılabildiği anda ilgili kaynağa erişim mümkün olabiliyor.
Coinbase’in 2025 gelirinin yaklaşık 7,2 milyar dolar olduğu ve bunun büyük kısmının borsa komisyonlarından geldiği belirtiliyor. x402’nin bugün için doğrudan büyük bir gelir kalemi yaratmadığı, ancak temel mutabakat katmanını Base üzerine koyup kolaylaştırıcı işlevleri şirketin geliştirici platformu CDP ile bağlayarak ileride zincir kullanım ücretleri ve altyapı gelirleri oluşturmayı hedeflediği yorumlanıyor. Raporda x402’nin Visa(V) ve Mastercard(MA) ile doğrudan rekabet etmediği, daha çok kartlarla mümkün olmayan çok düşük tutarlı ve çok yüksek frekanslı yeni bir ödeme pazarı yaratmayı amaçladığı belirtiliyor.
Aynı ‘pay-per-call’ alanında Stripe da MPP ile karşı hamle yapıyor. MPP de x402 gibi HTTP 402 yapısını kullanıyor, ancak sadece stablecoin değil kart ve itibari para seçeneklerini de aynı protokol içinde ele alabiliyor. Özellikle oturum bazlı ödeme desteği dikkat çekiyor. Buna göre ajan, oturum başında tek seferlik bir ön ödeme yapıyor; süreç içindeki çok sayıdaki çağrı zincir dışında voucher mantığıyla işleniyor; son mutabakat ise oturum sonunda bir kez gerçekleştiriliyor. Raporda bunun saniyede 1 milyon işlem düzeyine ulaşma hedefi için temel yapı olduğu vurgulanıyor.
Stripe’ın Paradigm ile geliştirdiği Tempo’nun da MPP için temel mutabakat zinciri olarak kullanıldığı aktarılıyor. Böylece şirket bir yandan ACP ve SPT ile kart rayları üzerinde ‘ajanik ticaret’i, diğer yandan MPP ve Tempo ile stablecoin rayları üzerinde ‘pay-per-call’ modelini hedefliyor. Raporda bu yaklaşım, “protokolü açık tutup altyapıyı kapalı kurma” stratejisi olarak özetleniyor.
USDC ihraççısı Circle(CRCL) ise yarışa daha farklı bir yerden bakıyor. Şirketin avantajı, ödeme standardını ya da belirli bir zinciri değil, doğrudan ödeme aracı olan varlığı kontrol etmesi. Geliştirici cüzdanları, nano ödemeler ve Arc zinciri gibi katmanlarla yapıyı dikey biçimde entegre eden Circle, ajan ödemeleri yaygınlaştıkça USDC dolaşımının ve buna bağlı faiz gelirlerinin artmasını hedefliyor. 2025’te şirketin toplam geliri ve rezerv getirilerinin 2,7 milyar dolara ulaştığı, bunun yüzde 95’ten fazlasının USDC rezervlerinden elde edilen faizden oluştuğu belirtiliyor. Rapora göre hangi zincir veya protokol öne çıkarsa çıksın, ödemelerde USDC tercih edilirse Circle bundan fayda sağlayabilir.
Ethereum(ETH) tarafında vurgu doğrudan ödeme yerine ‘güven katmanı’ üzerinde. Ağustos 2025’te önerilen ve Ocak 2026’da ana ağa eklenen ERC-8004 standardı, ajan kimliği, itibarı ve doğrulama sonuçlarının zincir üstünde standart biçimde kaydedilmesini sağlıyor. Yani hangi ajanın kim olduğu, geçmişte ne tür işlemler yaptığı, nasıl geri bildirim aldığı ve yüksek riskli görevlerde hangi doğrulamalardan geçtiği ortak bir formatta saklanabiliyor. Raporda bunun x402 veya MPP gibi bir ödeme protokolüyle rekabet etmediği, aksine onların üzerinde çalışabilecek ortak bir güven altyapısı sunduğu ifade ediliyor.
Kite AI ise daha radikal bir modelle anılıyor. Şirketin hedefi, mevcut kart ağlarını veya ödeme hizmet sağlayıcılarını ajanlar için uyarlamak değil; doğrudan ajanlar için tasarlanmış özel bir ödeme altyapısı kurmak. Stablecoin tabanlı yerel ödeme sistemi, pasaport bazlı kimlik katmanı, programlanabilir güven yapısı ve SLA’nin otomatik uygulanması tek bir yığında bir araya getiriliyor. Ayrıca MCP, AP2, x402 ve MPP gibi farklı dış standartlarla uyumluluk da destekleniyor. Yine de sistemin hâlâ test ağı ve erken ortaklık aşamasında olduğu, bu yüzden gerçek benimsenmenin en kritik değişken olduğu vurgulanıyor.
Rapora göre sonuç net. ‘Ajanik ticaret’ artık ticarileşme yoluna girmiş durumda. Burada mesele pazarın oluşup oluşmayacağı değil, bu pazarı kimin en hızlı şekilde kendi altyapısına çekeceği. Buna karşılık ‘pay-per-call’ alanında talebin ne kadar güçlü olduğu henüz tam kanıtlanmış değil. Bugün OpenAI, Anthropic ve Amazon(AMZN) Web Services gibi API sağlayıcıları aylık abonelik veya sonradan faturalama modeliyle çalışabiliyor. Bu nedenle ultra düşük tutarlı ve ultra yüksek frekanslı ödemelerin gerçekten ne kadar hızlı zorunluluk hâline geleceği belirleyici olacak.
Son tabloda AI ajan ödeme altyapısı rekabeti bir ‘zamanlama oyunu’ olarak görülüyor. Önce insanların alışverişi ajanlara bıraktığı ‘ajanik ticaret’in pazarı şekillendirmesi, ardından ajanlara duyulan güven ve otonominin artmasıyla ajanlar arası doğrudan işlem anlamına gelen ‘pay-per-call’ modelinin büyümesi bekleniyor. Tiger Research’ün değerlendirmesi de bunu özetliyor: ‘Ajanik ticaret’in kazananları şimdiden yarışıyor, ‘pay-per-call’ tarafının kazananları ise pazar gerçekten açıldığında belli olacak.
Yorum 0