Önümüzdeki 5 yılda kripto piyasasında liderliği tek bir alanın değil, stabilcoin’ler, gerçek dünya varlıkları(RWA), yapay zeka(AI), gizlilik ve düzenleyici altyapının birleştiği ‘zincir üstü finans sistemi’nin belirleyebileceğine dair dikkat çekici bir değerlendirme paylaşıldı. Exilist’in araştırmasına göre, Temmuz 2026’da Japonya’da düzenlenen WebX 2026’da öne çıkacak sektörler konusunda farklı görüşler dile getirilse de, Japon pazarının kurumsal sermayeyi gerçekten çekebilmesi için net düzenlemeler, saklama hizmetleri, ödeme ve takas sistemleri ile stabilcoin tabanlı altyapının birlikte kurulması gerektiği konusunda güçlü bir ortak görüş oluştu.
Bu değerlendirme, Temmuz 2026’da Japonya’da düzenlenen WebX 2026 kapsamında Startale Group, BitGo, bitFlyer ve SBI VC Trade gibi sektörün önemli oyuncularıyla yapılan görüşmelere dayanıyor. Katılımcılara önümüzdeki 5 yılda en hızlı büyümesi beklenen kripto sektörünün hangisi olduğu soruldu. Verilen yanıtlar farklıydı ancak işaret ettikleri nihai yapı büyük ölçüde aynıydı. Nakit ve finansal ürünlerin, işlemler ve teminat mekanizmalarının, düzenleme ile operasyonel otomasyonun tek bir zincir üstü finans ortamında birleşmesi bekleniyor.
BitGo’nun Asya operasyonlarını yöneten Abel, büyümenin ana eksenleri olarak tokenleştirilmiş hisseleri ve stabilcoin’leri gösterdi. Abel’e göre stabilcoin’ler artık yalnızca borsalar içindeki ödeme aracı olarak görülmüyor. Giderek daha fazla, gerçek dünyadaki sorunları çözen finansal araçlar olarak değerlendiriliyor. Bu da stabilcoin’lerin gelecekte ödeme, takas, kurumsal nakit yönetimi ve sınır ötesi para transferi gibi geleneksel finans alanlarında daha geniş kullanım bulabileceğine işaret ediyor.
bitFlyer’da kurumsal müşterilerden sorumlu Mengqi ise özellikle gerçek dünya varlıkları(RWA) ve yapay zeka(AI) üzerinde durdu. Geleneksel hisse senedi piyasalarının belirli işlem saatleriyle sınırlı olması nedeniyle, RWA tarafının erişim ve işlem süresi kısıtlarını azaltabileceğini savundu. Startale Group’ta iş geliştirmeden sorumlu Tatsu, tahmin piyasaları ve gizliliği öne çıkarırken, SBI VC Trade’den Mio Yonenaga ise belirli bir varlık sınıfından çok ‘düzenleme’ ve ‘uyumluluk’ başlıklarının sektörün büyümesini belirleyeceğini söyledi.
Yüzeyde bakıldığında stabilcoin, RWA, AI, gizlilik ve tahmin piyasaları gibi birçok tema ayrı ayrı öne çıkıyor. Ancak Exilist, bu alanları geçici trendler olarak değil, tek bir finansal sistemin parçaları olarak yorumladı. Bu bakışa göre stabilcoin’ler zincir üstü nakit işlevi görüyor, RWA ve tokenleştirilmiş hisseler işlem gören varlıkları sisteme taşıyor, DeFi ve türev piyasaları bu varlıkları teminat ve likiditeyle bağlıyor. Yapay zeka(AI) operasyonları ve risk yönetimini otomatikleştirirken, gizlilik ve uyumluluk katmanı da kurumsal yatırımcıların sisteme girişini mümkün kılan çerçeveyi oluşturuyor.
WebX 2026 sahasında en somut ticari ilerlemenin görüldüğü alan stabilcoin’ler oldu. Özellikle Japonya’da yen bazlı stabilcoin’lerin hem günlük ödemelerde hem de şirketler arası takasta kullanımı için ciddi testler yürütülüyor. SBI VC Trade, WebX’in açıldığı 13 Temmuz’da emanet yapısına dayanan yen stabilcoin’i JPYSC ile bağlantılı bir lending hizmeti duyurdu ve 16’sında başvuruları almaya başladı. Şirketin, Japonya’da bireysel kullanıcılara stabilcoin dolaşımı ve işlem hizmeti sunmasına imkan veren elektronik ödeme aracı işlem lisansına sahip olduğu belirtildi.
Yonenaga, Japon tüketicilerin puan bazlı ödeme sistemlerine ve toplu taşımada kullanılan IC kartlara zaten alışık olduğuna dikkat çekti. Ona göre bu alışkanlıklar, stabilcoin’lerin blokzincir teknolojisini öne çıkarmadan günlük hayatta kullanılan ilk zincir üstü hizmetlerden biri haline gelmesini sağlayabilir. Kullanıcının cüzdan adresi ya da gas ücreti gibi teknik detayları öğrenmesine gerek kalmadan, mevcut dijital ödeme deneyimi içindeymiş gibi sistemin çalışması gerektiğini vurguladı.
Startale ile SBI’ın birlikte geliştirdiği JPYSC de yalnızca bir ihraç projesi olarak görülmüyor. İlk kullanım alanları arasında sınır ötesi para transferleri ve bireyler arası döviz mutabakatı yer alıyor. Bu yaklaşım, Tether’in USDT’si ya da Circle’ın USD Coin’i(USDC) ile piyasa değeri rekabetine girmekten çok, Japon finansal sistemi ile küresel zincir üstü pazarlar arasında bir ödeme hattı kurma hedefini yansıtıyor. Yen bazlı stabilcoin’in, Asya’daki para akışlarında, Japon şirketlerinin muhasebe ve takas işlemlerinde ve Japon finansal ürünlerinin zincir üstüne taşınmasında işlevsel rol oynayabileceği düşünülüyor.
Bu noktada BitGo’nun vurguladığı saklama, işlem, üçlü teminat yönetimi ve ihraç altyapısının önemi daha da belirginleşiyor. Kurumsal yatırımcıların stabilcoin kullanabilmesi için yalnızca token’in var olması yeterli değil. Rezerv varlıkların nasıl yönetildiği, geri ödeme yapısının nasıl kurulduğu, kara para aklamayı önleme prosedürleri ve karşı taraf riskinin nasıl kontrol edildiği de büyük önem taşıyor. Bu nedenle stabilcoin rekabetinde belirleyici olan unsurun sadece piyasa değeri değil, bu yapıyı hangi kurumların ihraç ettiği, sakladığı ve fiilen takasta kullandığı olabileceği değerlendiriliyor.
Zincir üstü finansın ikinci ana ayağı olarak RWA ve tokenleştirilmiş hisseler öne çıkıyor. Japonya’da bu alan hala daha çok gayrimenkul ve gayrimenkul yatırım ortaklıkları etrafında algılansa da, küresel pazarda tokenleştirilmiş hisse senetleri hızla büyüyor. 21 Temmuz 2026 itibarıyla RWA.xyz verilerine göre tokenleştirilmiş hisselerin dağıtık ihraç değeri yaklaşık 1,86 milyar dolar, aylık transfer hacmi yaklaşık 8 milyar dolar ve kullanıcı sayısı yaklaşık 670 bin seviyesine ulaştı. Ondo ise yaklaşık 850 milyon dolarlık tokenleştirilmiş hisse arzıyla öne çıkan platformlardan biri oldu.
Toplam büyüklük hala geleneksel hisse piyasalarıyla kıyaslanabilecek düzeyde değil. Buna rağmen büyüme hızı ve yapısal avantajlar dikkat çekiyor. Tokenleştirilmiş hisseler, yerel bir menkul kıymet hesabı olmadan belirli hisse fiyatlarına erişim sağlayabiliyor ve klasik işlem saatleri dışında da işlem fırsatı sunabiliyor. Ancak burada asıl değer, sadece 24 saat işlem yapılabilmesi değil, likidite ve teminat verimliliğinde ortaya çıkıyor.
Ondo Finance CEO’su Ian De Bode, WebX oturumunda tokenleştirilmiş hisselerin temel avantajının ‘ek işlem saati’nden çok ‘sermaye verimliliği’ olduğunu söyledi. Mevcut zincir üstü sürekli vadeli işlem piyasalarında ana teminat genellikle stabilcoin’ler. Örneğin bir piyasa yapıcı, zincir dışındaki bir aracı kurum hesabında Tesla(TSLA) hissesi alarak korunma işlemi yapsa bile, zincir üstü platform bunun teyidini göremediği için ek teminat talep etmeyi sürdürüyor. Bu durum, büyük fonlar ve piyasa yapıcılar için sermaye verimliliğini ciddi şekilde düşürebiliyor.
Buna karşılık tokenleştirilmiş bir Tesla(TSLA) hissesinin platform içinde doğrudan teminat olarak kullanılabilmesi halinde tablo değişiyor. Platform hem kısa pozisyonu hem de bunu dengeleyen spot varlığı aynı anda görebildiği için, piyasa yapıcı daha az ek teminatla likidite sağlayabiliyor. Bu da tokenleştirilmiş hisselerin yalnızca alınıp satılan araçlar olmaktan çıkıp, kredi teminatı, türev ürün marjini ve portföy yönetimi aracı olarak gelişebileceğini gösteriyor. Buradaki kritik nokta ‘birlikte çalışabilirlik’ ve ‘birleşebilirlik’.
Startale ile SBI’ın ortak geliştirdiği Katman-1 blokzinciri Strium da bu hedefe göre tasarlanıyor. Strium’un, tokenleştirilmiş hisseler ve RWA bağlantılı finansal ürünler için 24 saat spot ve türev işlem ile takas imkanı sunması amaçlanıyor. Sistemin yerel varlık olarak JPYSC’yi desteklemeyi planlaması da dikkat çekiyor. Bu durum, yen bazlı stabilcoin ile Asya ve ABD merkezli tokenleştirilmiş finansal ürünlerin aynı işlem ortamında buluşturulmak istendiğini gösteriyor.
Yapay zeka(AI) da etkinlikte öne çıkan bir başka alan oldu. Ancak bu başlıktaki ilgi, yeni bir token hikayesi üretmekten çok, mevcut finans kuruluşlarının işleyişini ve işlem süreçlerini dönüştürme kapasitesine dayanıyor. Mengqi, iç belge hazırlama ve veri düzenleme gibi tekrar eden işlerde AI kullanımının şimdiden yaygınlaştığını söyledi. Bu dönüşümün özellikle müşteri inceleme süreçleri, raporlama, şüpheli işlem tespiti ve veri sınıflandırması gibi düzenleyici maliyetlerin yüksek olduğu Japon finans kurumlarında daha somut fayda sağlayabileceği düşünülüyor.
Bir sonraki aşamada yapay zeka(AI), varlık yönetiminin otomasyonunda rol oynayabilir. AI ajanlarının piyasa verisini analiz etmesi, portföy dağılımını ayarlaması ve teminat değerindeki değişimlere göre pozisyon yönetmesi için, varlıkların makine tarafından okunabilir ve taşınabilir formatta olması gerekiyor. Bu yüzden stabilcoin’ler, tokenleştirilmiş varlıklar ve zincir üstü işlem platformları, AI tabanlı finans ile doğal şekilde birleşiyor. Tokenizasyon finansal varlıkları programlanabilir hale getirirken, AI da bu varlıkları daha hızlı ve sistematik biçimde yönetebiliyor.
Yine de burada tam otomasyona sınırsız yetki verilmesi beklenmiyor. İşlem limitleri, onay mekanizmaları, durdurma kuralları, sorumluluk paylaşımı ve doğrulanabilir kayıtlar birlikte tasarlanmak zorunda. Bu nedenle AI, düzenlemeyi etkisiz kılan bir teknoloji olarak değil, aksine daha gelişmiş kontrol mekanizmalarını zorunlu kılan bir yapı olarak görülüyor. Bu da güçlü bir ‘yorum’ olarak öne çıkıyor.
Kurumsal sermaye arttıkça gizlilik konusu da daha fazla önem kazanıyor. Her işlemin herkese açık olduğu kamusal blokzincirlerde şeffaflık avantajı bulunsa da, şirketler ve finans kurumları açısından işlem karşı tarafı, para hareketinin zamanı, ödeme tutarı ve varlık bakiyesi gibi bilgilerin tamamının görünür olması rahatsızlık yaratabiliyor. Özellikle müşteri verisini koruma yükümlülüğü taşıyan kurumlar için bu daha hassas bir konu.
Bu nedenle kurumsal zincir üstü finans sistemlerinde tamamen anonimleştirilmiş yapılardan çok, ‘seçici görünürlük’ modelinin öne çıkması bekleniyor. Yani işlem tarafları ve düzenleyici kurumlar gerektiğinde belirli bilgileri doğrulayabilirken, gereksiz üçüncü tarafların bu verilere erişememesi hedefleniyor. WebX’te yer alan Datachain de kurumsal Web3 cüzdanlarıyla birlikte zincir üstü gizlilik altyapısı KuraPrivacy’yi tanıttı ve stabilcoin ile tokenleştirilmiş mevduatların toplumsal kullanıma ulaşabilmesi için politika, piyasa ve teknolojinin birlikte ilerlemesi gerektiğini savundu.
Tahmin piyasalarına yönelik ilgi de dikkat çekti. Japonya’da kumar ve finansal ürün düzenlemeleri arasındaki hassas çizgi nedeniyle bu alanın kısa vadede hızlı büyümesi zor görünse de, küresel bakışta siyasi, ekonomik ve toplumsal olayları gerçek zamanlı fiyatlayan yapısı önemli bulunuyor. Bu yönüyle, hafta sonlarında bile fiyat sinyali verebilen zincir üstü hisse sürekli vadeli işlem piyasalarıyla aynı çerçevede değerlendiriliyor. Geleneksel piyasalar kapalı olsa da bilgi akışı durmuyor ve zincir üstü pazarlar bu bilgiyi fiyatlara daha erken yansıtabiliyor.
Sonuç olarak Japonya pazarında belirleyici unsurun tek tek öne çıkan sektörlerden çok düzenleme olduğu görülüyor. WebX 2026’nın arka planında da Japon hükümetinin attığı adımlar yer aldı. Etkinliğin açılışında Sanae Takaichi, Web3’ün toplum içinde kullanımının ilerlediğine değinirken, maliye, finans, ekonomi, sanayi ve dijital politika alanlarından çok sayıda yetkilinin etkinlikte yer alması dikkat çekti. Bu tablo, Japonya’nın kripto varlıkları artık yalnızca deneysel bir alan olarak değil, mevcut finans ve sanayi politikası içinde ele almaya başladığını gösteriyor.
15 Temmuz’da Japonya Danışman Meclisi, kripto varlıkların Finansal Araçlar ve Borsa Yasası kapsamına alınmasına yönelik değişikliği kabul etti. Düzenleme, kripto varlıkları ağırlıklı olarak ödeme aracı olarak gören eski çerçeveden çıkarıp, yatırım ürünü eksenli bir sisteme yaklaştırıyor. Ayrıca kamuyu aydınlatma yükümlülükleri, içeriden öğrenenlerin ticaretine yönelik kurallar ve lisanssız faaliyetlere karşı daha sert yaptırımlar da bu yapıya dahil ediliyor. Vergi tarafında ise yüzde 55’e kadar çıkabilen kademeli vergilemeden, yaklaşık yüzde 20 seviyesinde ayrı bir vergilendirme sistemine geçiş için zemin hazırlanmış oldu. Ancak fiili vergi indiriminin 2028’de hayata geçebileceği ifade ediliyor.
Yonenaga, bu değişimlerin piyasa likiditesini artırabileceğini ve yatırımcıların daha rahat işlem yapmasına imkan tanıyabileceğini söyledi. Düzenlemenin sıkılaşması şirketler için maliyetleri yükseltebilir. Buna karşın kurumsal yatırımcı açısından durum tersine dönebiliyor. Çünkü varlık sınıflandırması, saklama modeli, vergi uygulaması ve muhasebe standardı netleşmemiş bir pazara büyük ölçekli sermaye sokmak oldukça zor. Bu nedenle daha net düzenleme çerçevesi, kurumsal giriş için bir engel değil, çoğu zaman temel koşul olarak görülüyor.
Abel de Japonya’da kripto şirketleri ile geleneksel finans kurumları arasında çok sayıda kavram kanıtlama çalışmasının sürdüğünü aktardı. Bu, ticarileşmenin henüz tamamlanmadığını gösterse de, şirket içinde bütçe ve ekiplerin artık bu alana ayrıldığını da ortaya koyuyor. Japon usulü kurumsal benimsenmenin yavaş ilerleyebileceği ancak başladıktan sonra mevcut finans ağları üzerinden büyük ölçeğe ulaşma potansiyeli taşıdığı belirtiliyor.
Ayı piyasası dönemlerinde bile şirketlerin geri adım atmaktan çok, kurumsal altyapı inşasına yönelmesi de dikkat çekici. bitFlyer Holdings, kurumlar ve şirketler için ‘bitFlyer Prime’ adlı bir prime broker hizmeti açıkladı. 2027’de devreye alınması planlanan hizmetin OTC işlemler, saklama ve yönetim-kontrol desteği sunması hedefleniyor. BitGo da yalnızca cüzdan ve saklama hizmetiyle sınırlı kalmayıp işlem, staking, üçlü teminat yönetimi, stabilcoin ihracı ve DeFi erişimi gibi alanlara yayılıyor.
Bunun arkasında açık bir neden var. Kurumsal para girişinin gerçekten büyümesi halinde, piyasa tek başına bir borsayla işleyemez. Saklama kuruluşları, piyasa yapıcılar, OTC masaları, teminat ve tasfiye sistemleri gibi görünürde geri planda kalan ama yapısal öneme sahip parçaların da güçlü olması gerekir. Boğa dönemlerinde bu alanlar daha az ilgi görse de, piyasanın ne kadar sermaye taşıyabileceğini belirleyen asıl unsur çoğu zaman bu ‘görünmeyen altyapı’ oluyor.
Japonya uzun süredir yavaş ve muhafazakar bir pazar olarak tanımlanıyordu. Listeleme kurallarının sınırlayıcı olması, yüksek vergi ve sert düzenlemeler nedeniyle birçok küresel projenin Japonya’ya temkinli yaklaşması da bilinen bir gerçek. Ancak bugün aynı düzenlemeler farklı bir işlev üstlenmeye başlamış görünüyor. Kripto varlıkların finansal araç düzenlemeleri içine alınması, verginin geleneksel finans standartlarına yaklaştırılması, bankalar ile borsaların stabilcoin ve saklama altyapısı kurması, Japonya’nın kriptoyu düzenleme dışı bir alanda büyütmek yerine mevcut finans sistemi içine entegre etmeyi seçtiğini ortaya koyuyor.
Mengqi’ye göre Japonya yavaş hareket eden bir pazar olarak görülebilir, ancak bir kez karar verildiğinde sonuç alma eğilimi yüksek. WebX 2026 sahasında da tamamlanmış son ürünlerden ziyade inşa aşamasındaki projelerin ağırlıkta olduğu görüldü. Serbestçe tüm kamusal zincirlerde dolaşamayan yen bazlı stabilcoin girişimleri, ticarileşmesi zaman alacak kurumsal hizmetler ve henüz olgunlaşma sürecindeki iş modelleri bulunuyor. Buna rağmen ekiplerin kurulması, lisanslı şirketlerin ürün çıkarması ve finans kurumlarıyla kripto şirketleri arasındaki POC çalışmalarının artması, Japonya pazarının değerlendirme evresinden uygulama evresine geçtiğini gösteriyor.
Exilist’in değerlendirmesi, önümüzdeki 5 yılın kazananının tek bir token ya da tek bir tema olmayacağı yönünde net bir çerçeve sunuyor. Stabilcoin’ler ödeme ve takasta güçlü olsa da yatırım ürünü çeşitliliği sınırlı kalabiliyor. Gerçek dünya varlıkları(RWA) ve tokenleştirilmiş hisseler yatırım tarafını besliyor ancak güvenilir ödeme araçlarına ve likiditeye ihtiyaç duyuyor. Yapay zeka(AI) yönetimi otomatikleştirebiliyor ancak güvenilir veri ve sıkı düzenleyici kontrol olmadan ilerleyemiyor. Gizlilik kurumsal katılımın ön şartlarından biri haline gelirken, denetlenebilirliğin de aynı anda korunması gerekiyor. Kısacası stabilcoin, RWA, AI, gizlilik ve düzenleme birbirinin rakibi olmaktan çok birbirine bağımlı unsurlar olarak öne çıkıyor.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde asıl rekabetin tek tek coin’lerde değil, bu alanlar arasındaki bağlantı noktalarını kimin kontrol edeceğinde yoğunlaşması bekleniyor. Ödeme ile saklamanın, teminat ile işlemin, düzenleme ile kimlik doğrulamanın kesiştiği alanı ele geçiren şirketlerin daha kalıcı gelir modelleri kurabileceği düşünülüyor. Japonya yeni anlatıları ilk üreten pazar olmayabilir. Ancak düzenleme, geleneksel finans kurumları ve büyük şirket ağları aracılığıyla teknolojiyi mevcut sistem içine yerleştirme konusunda güçlü bir konumda bulunuyor. WebX 2026’nın ortaya koyduğu esas mesaj da Japonya’nın hızından çok yönü oldu. Bir sonraki yükseliş döneminde izlenmesi gereken şeyin hangi modanın öne çıktığı değil, kaç finans kurumunun gerçekten hizmet başlattığı ve ne kadar varlık ile likiditenin bu altyapıya aktığı olacağı anlaşılıyor.
Yorum 0