Tiger Research’in yayımladığı yeni araştırma, 2036’ya uzanan blokzincir senaryolarının yalnızca bir gelecek tasviri olmadığını, bugün başlayan yapısal dönüşümlerin devamı olabileceğini ortaya koydu. Araştırmaya göre stablecoin’ler, gerçek dünya varlıklarının tokenizasyonu, zincirlerde konsolidasyon ve AI ajanlarına yönelik ödeme altyapıları önümüzdeki 10 yılda dijital ekonominin ana eksenleri haline gelebilir.
Araştırma, blokzincirin dünyayı henüz bütünüyle değiştirmediğini ancak teknolojinin yayılma biçiminin yavaş ve kararlı şekilde ilerlediğini savunuyor. Raporda özellikle para sistemi, yatırım ürünleri, zincir altyapısı ve makine ekonomisinde görülen değişimlerin bu dönüşümün temel işaretleri olduğu vurgulanıyor.
İlk odak noktası ‘paranın dönüşümü’ oldu. Rapora göre enflasyona açık ülkelerde yerel para birimi hukuken varlığını sürdürse bile gündelik hayatta güven kaybettiği anda dolar bazlı stablecoin’ler fiili ödeme aracına dönüşebilir. 2026’nın mayıs ayı itibarıyla stablecoin toplam piyasa değerinin yaklaşık 320 milyar dolar, yıllık işlem hacminin ise 28 trilyon dolar seviyesinde olduğu belirtildi.
Bununla birlikte bu hacmin %6’sından azı gerçek ödemelerde kullanıldı. İşlemlerin büyük bölümü borsalarda alım satım ve teminat amacıyla gerçekleşti. Yine de araştırma, asıl kırılmanın ABD gibi rezerv para bölgelerinde değil, para biriminin değer kaybettiği ülkelerde yaşanabileceğini öngörüyor.
Rapora göre maaş ödemeleri, vergi tahsilatı ve devlet tahvili ihracı gibi alanlar zamanla stablecoin merkezli hale gelirse ülkelerin geleneksel para egemenliği de zayıflayabilir. Bankacılık erişiminin sınırlı, döviz kontrollerinin güçlü olduğu bölgelerde stablecoin’lerin tasarruf, para transferi ve maaş yönetiminde daha fazla rol üstlenebileceği değerlendiriliyor. Bu nedenle araştırma, stablecoin’leri ‘spekülatif varlık’tan çok ‘alternatif para altyapısı’ olarak tanımlıyor.
İkinci başlık ise ‘her şeyin varlığa dönüşmesi’ oldu. Raporda 2036 yatırım dünyasında hisse senetleri, devlet tahvilleri, gayrimenkul yatırım ortaklıkları ve altyapı fonları gibi geleneksel araçların blokzincir üzerinde 24 saat işlem gördüğü bir piyasa yapısı tasvir ediliyor. Bunun arkasında Z kuşağının erken yaşta yatırıma yönelmesi ve sınır ötesi varlıklara erişim isteği bulunuyor.
Dünya Ekonomik Forumu’nun 2025’te 13 ülkede yaptığı ankete göre Z kuşağının %30’u yetişkin olur olmaz yatırım yapmaya başladı. Yatırım eğitimi deneyimine sahip olanların oranı ise %86 olarak ölçüldü. Coinbase’in 2025’in dördüncü çeyreğinde yaptığı araştırmada da gençlerin %73’ü, geleneksel yöntemlerle servet biriktirmenin zor olduğunu söyledi.
Tiger Research, bu kuşaksal eğilimin gerçek dünya varlıklarının tokenizasyonunu ve zincir üstü yatırım ürünlerini destekleyeceğini düşünüyor. Nitekim 2025’in haziran ayında ABD’de önde gelen hisseleri 1’e 1 teminatla temsil eden token’lar merkeziyetsiz borsalarda geniş ölçekte işlem görmeye başladı. Böylece kullanıcılar, karmaşık sınır ötesi düzenlemelere veya geleneksel finans aracılarına ihtiyaç duymadan bu ürünlere erişebildi.
Raporda bu dönüşümün fırsat kadar risk de taşıdığına dikkat çekiliyor. Volatilite, aşırı kaldıraç ve düzenleme boşluklarının bu alanda büyüyebileceği belirtiliyor. Araştırma, varlık tokenizasyonunun ‘piyasanın demokratikleşmesi’ söylemiyle sunulsa da pratikte 24 saat açık spekülatif bir ortamı güçlendirebileceği uyarısında bulunuyor.
Üçüncü büyük değişim alanı blokzincir altyapısında görülüyor. Bir dönem ölçeklenme çözümü olarak öne çıkan çok sayıdaki layer-2 ağı ve bağımsız zincirin, zamanla sert bir rekabetin ardından birleşme ve daralma sürecine girebileceği ifade ediliyor. Raporda, Haziran 2024’te toplam kilitli varlığı 2,2 milyar dolara çıkan varsayımsal ‘Allchain’ örneği üzerinden, airdrop ve teşvik odaklı büyüme modelinin sınırları anlatılıyor.
Bu senaryoda token listelemesi ve ödüllerin tükenmesinin ardından kullanıcıların hızla ağı terk ettiği, yalnızca bir yıl içinde kilitli varlıkların %97’sinin silindiği aktarılıyor. Araştırmaya göre bu tablo, piyasada uzun süredir görülen likidite giriş-çıkış döngüsünün özeti niteliğinde. Zincir sayısının artmasının tek başına ölçeklenme anlamına gelmediği, parçalanmış likidite, zayıf güvenlik ve yüksek bakım maliyetlerinin bu yaklaşımı baskıladığı belirtiliyor.
Rapora göre ayakta kalacak ağlar, sayıca fazla olanlar değil; derin likidite, güçlü güvenlik ve sorunsuz kullanıcı deneyimi sunan az sayıdaki temel ağlar olacak. Bu değerlendirme, Ethereum(ETH) ekosistemindeki rollup entegrasyon stratejisi ile Solana(SOL) gibi tek ağ üzerinde yüksek performans hedefleyen modeller açısından da dikkat çekici bulunuyor. Araştırma, blokzincir altyapısındaki rekabette belirleyici unsurun artık ‘kaç zincir kurulduğu’ değil, ‘ne kadar sürdürülebilir bir ekonomik yapı tasarlandığı’ olduğunu savunuyor.
Dördüncü ve en uzun vadeli başlık ise AI ajanlarına dayalı ‘makine ekonomisi’. Rapora göre 2029 civarında küresel web trafiğinin yarıdan fazlası insanlardan değil, AI ajanları ve botlardan gelebilir. Böyle bir yapıda internet ekonomisinin ana gelir modeli olan banner reklamlar ciddi ölçüde zayıflayabilir, çünkü makineler içeriği okuyup özetleyebilse de reklamları insanlar gibi ‘görmüyor’.
Araştırma bu noktada Coinbase’in mayısta duyurduğu ‘x402’ standardını önemli bir dönüm noktası olarak öne çıkarıyor. Söz konusu yapı, HTTP 402 Payment Required yanıt kodunu gerçek kullanıma uygun bir ödeme altyapısına dönüştürerek AI ajanlarının içerik ve veri için doğrudan ödeme yapmasını hedefliyor. Böyle bir model yerleşirse medya, veri ve API sektörlerinin gelir yapısı insan tıklamalarından çok ajan çağrıları ve ödeme hacmine göre yeniden şekillenebilir.
Rapora göre küçük tutarlı ödemelerin büyük hacimlere ulaşması halinde reklam temelli web modeline kıyasla daha doğrudan ve şeffaf bir gelir yapısı oluşabilir. Bu da blokzincirin finans altyapısının ötesine geçip dijital bilgi dağıtımı ve makineden makineye ödemelerde daha görünür hale gelmesi anlamına geliyor.
Araştırmanın genel çerçevesi, blokzincirin geleceği büyük bir devrimle değil, gündelik hayatın ve mevcut sistemlerin boşluklarına yerleşerek değiştireceği yönünde. Stablecoin’lerin zayıf para düzenlerinin yerine geçmesi, varlık tokenizasyonunun yatırım sınırlarını aşındırması, zincir sektörünün aşırı rekabet sonrası daha az sayıda ağ çevresinde toplanması ve AI ajanlarının yeni bir ödeme ekonomisi kurması bu dönüşümün ana parçaları olarak gösteriliyor. Tiger Research’e göre önümüzdeki 10 yılda kazananlar, yalnızca teknolojiyi geliştirenler değil; para, piyasa, altyapı ve içerik arasındaki ‘temas noktalarını’ ele geçiren projeler olabilir.
Yorum 0