Minneapolis Fed Başkanı Neel Kashkari(Neel Kashkari), 10 yıllık ABD tahvil faizinin yüzde 4,7 seviyesine yükselmesine rağmen ABD tahvil piyasasının işlevini kaybetmediğini söyledi. Kashkari'ye göre Fed'in asıl odağı tahvil faizlerini sabitlemek değil, enflasyon ve istihdam hedeflerine ulaşmak olmalı.
Kashkari, 23'ünde (yerel saatte) CBS'e verdiği 'Face the Nation' röportajında "Son döneme kıyasla yüksek ama ABD'nin daha uzun tarihiyle karşılaştırıldığında yüksek bir seviye değil" dedi. Fed Başkanı ayrıca "ABD tahvil piyasasının ya da genel olarak finans piyasalarının çöktüğüne dair herhangi bir işaret yok" diye ekledi.
Uzun vadeli tahvil faizlerini hareket ettiren etkenler arasında enflasyon beklentisi, yapay zeka (AI) yatırımları, devlet borçlanması, ekonomik büyüme ve verimlilik olduğunu sıraladı. Bu da son dönemdeki küresel tahvil faizi artışını tek bir değişkenle açıklamanın zor olduğu anlamına geliyor.
Kashkari, "Hazine'nin borç piyasasını Hazine Bakanı'na bırakıyorum, Fed'in işi enflasyon tarafını yönetmek" dedi. Tahvil ihracı ve borç piyasası yönetiminin Hazine'nin alanı olduğunu, Fed'in ise yüzde 2 enflasyon hedefi ile istihdam görevine odaklanması gerektiğini vurguladı.
Uzun vadeli tahvil faizi, devletlerin ve şirketlerin uzun vadeli fonlama maliyetini gösteren bir gösterge. Faizler yükseldiğinde mevcut tahvillerin fiyatı düşüyor, bu durum hisse senedi, dolar ve Bitcoin(BTC) gibi riskli varlıkların değerlemesini de etkileyebiliyor.
Kashkari, "Uzun vadede tahvil faizlerini borç ihracı, yatırım, ekonomik büyüme ve verimliliğin temel dinamikleri belirler" diye açıkladı. Bu sözler, Fed'in uzun vadeli faizlerdeki her hareketi politikayla dengelemesi gerektiği yönündeki yorumdan uzak durduğunu gösteriyor.
Kashkari, ABD tahvil piyasasındaki işlem hacmi ve likiditede de bir sorun görmüyor. "ABD tahvil piyasası normal şekilde çalışıyor, işlem hacmi ve likidite mevcut" diyen Kashkari, bunun Fed'in federal fon faizini temel politika aracı olarak kullanıp hedeflerine odaklanmasını sağladığını söyledi.
Federal fon faizi, ABD'deki bankaların birbirlerine çok kısa vadeli borç verirken uyguladığı referans faiz oranı. Fed bu faiz aracılığıyla finansal koşulları ayarlıyor ve fiyat istikrarı ile azami istihdam olmak üzere iki görevini yerine getirmeye çalışıyor.
Bu açıklamalar, uzun vadeli faizlerdeki yükselişin piyasayı istikrara kavuşturacak bir müdahaleye yol açıp açmayacağı tartışmasının sürdüğü sırada geldi. Uzun vadeli faizlerin hızla yükselmesi riskli varlıklara yönelik piyasa iştahını ve dolar likiditesini baskılayabilir, ama Kashkari mevcut tahvil piyasasının kendisinin Fed'in müdahale etmesi gereken bir alan olmadığını düşünüyor.
TokenPost daha önce ABD 10 yıllık tahvil faizindeki yükselişi reel faizlerdeki artışın açıkladığına dair bir değerlendirmeyi aktarmıştı. O analizde de yapay zeka kaynaklı uzun vadeli tahvil ihracı baskısı ve gelişmiş ülkelerdeki bütçe açığı endişeleri konuşulmuş, ancak son dönemdeki faiz hareketinin merkezinde reel faizlerin olduğu yorumu öne çıkmıştı.
Kripto para piyasasıyla bağlantı da faiz ve likidite üzerinden kuruluyor. Bitcoin(BTC) ve Ethereum(ETH) gibi dijital varlıklar, ABD tahvil faizleri ile dolar likiditesindeki değişimlerin dolaylı etkisi altında bulunuyor.
Enflasyon konusunda ise temkinli bir tutum sergiledi. Kashkari, son birkaç yıldır Fed'in enflasyonun 1-2 yıl içinde hedefe döneceğini söylediğini ama bu sürenin sürekli ertelendiğini belirtti.
"Enflasyonun kısa vadede hedefe döneceğinden şu an emin değilim" diyen Kashkari, enflasyondaki yavaşlama patikası netleşmeden faiz konusunda acele bir karar vermenin zor olduğunu ima etti.
Kashkari, İran'daki çatışmanın enerji fiyatları üzerinden ABD enflasyonunu etkileyebileceğini, ABD ile Kanada arasındaki ticaret ve gümrük vergisi anlaşmazlığının da arz şokunu uzatabileceğini söyledi. Arz tarafındaki baskı yeniden artarsa enflasyonun hedefe dönüş zamanı daha da gecikebilir.
Bir sonraki Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısına kadar daha fazla veri görmesi gerektiğini söyleyen Kashkari, faiz kararı konusunda erken bir yargıya varmadı. Tahvil faizindeki yükselişin mali durum ve büyüme beklentilerini yansıtan bir fiyat düzeltmesi mi, yoksa para politikası müdahalesi gerektiren bir istikrarsızlık sinyali mi olduğu, enflasyon ve istihdam verileriyle yeniden değerlendirilecek.
Yorum 0