ABD Merkez Bankası'nın (Fed) bu hafta politika faizini 25 baz puan artırma ihtimali yüzde 87'ye yükseldi, ancak Wall Street için ABD borsalarındaki asıl risk tek seferlik bir faiz artışından çok, sürekli sıkılaştırma ve olası bir resesyon.
Artış gerçekleşirse bu, 3 yıl aradan sonra ilk faiz artırımı olacak. Fed, politika faizini belirlemek üzere 15-16 tarihlerinde Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısını gerçekleştirecek.
Piyasaya yansıyan faiz artış ihtimali, finansal varlık fiyatlarında görülen beklenti düzeyini yansıtıyor. Bu oran, Fed'in resmi kararı açıklanana kadar enflasyon ve ekonomik büyüme seyrine, politika yapıcıların açıklamalarına göre değişebilir.
Goldman Sachs(GS), Morgan Stanley(MS) ve JPMorgan(JPM), tek bir faiz artışının ABD borsalarının orta vadeli seyrini değiştirmeyebileceğini değerlendirdi. Şirket kârları ve ekonomik büyümenin hâlâ piyasayı destekleyen unsurlar olarak öne çıktığı belirtildi.
Goldman Sachs, şirket kârlarının ve mali durumun hâlâ güçlü olduğunu gerekçe gösterdi. Bankaya göre piyasa, önümüzdeki 1 yıl içinde 3'ten fazla faiz artışı beklentisini zaten fiyatladı.
Tarihsel olarak da ayı piyasaları, tek bir faiz artışından çok, sürdürülen sıkılaştırmanın ardından resesyonun gelmesiyle tam anlamıyla başlıyor. 1945'ten bu yana S&P500, yüzde 20'nin üzerinde gerileyen 12 ayı piyasası yaşadı ve bunların 6'sı faiz artırım döngüsünün ardından yaşanan resesyon dönemleriyle örtüştü.
Aynı dönemde yüzde 18-20 arasında gerileyen 4 derin düzeltme daha yaşandı. Bu veriler, piyasayı etkileyen asıl unsurun tek başına faiz artışı değil, sıkı para politikasının ne kadar sürdüğü ve ekonomik yavaşlamanın fiilen gerçekleşip gerçekleşmediği olduğunu gösteriyor.
Morgan Stanley, enflasyon şoku nedeniyle ABD 10 yıllık tahvil faizinin daha da yükselmesi halinde ABD borsalarında yaklaşık yüzde 10'luk teknik bir düzeltme görülebileceği uyarısında bulundu. Buna karşılık faiz artışının kontrolsüz enflasyondan değil güçlü ekonomik büyümeden kaynaklanması durumunda borsanın bu artışı kaldırabileceğini belirtti.
Teknik düzeltme, orta ve uzun vadeli trendin değiştiğini kesin olarak söylemeyi güçleştiren kısa vadeli bir gerileme anlamına geliyor. Bu nedenle yaklaşık yüzde 10'luk düzeltme ihtimali, kesinleşmiş bir düşüş tahmini değil, belirli koşullar altında ortaya konan bir senaryo olarak sunuldu.
Tahvil ve petrol piyasaları da önemli değişkenler olarak öne çıktı. ABD 10 yıllık tahvil faizi yüzde 5'e yaklaşırken, uluslararası ham petrol fiyatı varil başına 100 doların üzerine çıktı.
JPMorgan, petrol fiyatlarındaki seyrin kısa vadede borsa için başlıca değişken olduğunu belirtti. Yüksek petrol fiyatlarının sürmesi halinde enflasyon endişelerinin artacağını, bunun da Fed'in sıkılaştırma baskısını ve hisse senedi değerlemeleri üzerindeki baskıyı büyütebileceğini kaydetti.
Tam tersine petrol fiyatlarındaki baskının hafiflemesi halinde piyasanın faiz artışının etkisini emme alanı bulacağı belirtildi. Bu da faiz artışının kendisinden çok, sıkı politikanın ne kadar süreceğinin ve petrol-enflasyon zincirinin önemli olduğu anlamına geliyor.
S&P500, tarihi zirvesinden yüzde 2'den az bir gerilemeyle seyrini sürdürdü. Ancak Nasdaq100 vadeli işlemleri 14'ünde yaklaşık yüzde 1,6 geriledi; bu da zirveye yakın seviyelerde tahvil faizleri ve petrol fiyatlarının birlikte yükselmesi halinde borsa oynaklığının artabileceğini gösterdi.
Blockbits, 14'ünde Goldman Sachs, Morgan Stanley ve JPMorgan'ın analizlerini aktararak, tek bir faiz artışından çok sürekli sıkılaştırma ve resesyon riskinin borsanın temel riski olarak öne çıktığını bildirdi. Piyasanın artık yalnızca faiz artışını değil, sonraki politika rotasını ve şirket kârlarını birlikte değerlendireceği belirtiliyor.
Bu ayki FOMC toplantısı 15-16 tarihlerinde gerçekleşecek. Toplantı sonucunun yanı sıra Fed'in ek faiz artırım rotası, şirket kârları, ABD 10 yıllık tahvil faizi ve uluslararası petrol fiyatları, ABD borsalarının bir sonraki yönünü belirleyecek başlıca göstergeler olarak öne çıkıyor.
Yorum 0