ABD’de veri merkezi işletmecileri ile mevcut elektrik kullanıcıları arasında, şebeke güçlendirme maliyetlerini kimin karşılayacağına ilişkin tartışma sürüyor. Yapay zekâ veri merkezlerinin elektrik talebi arttıkça, yeni talebin yol açtığı maliyetlerle eskiyen ekipmanların yenilenme giderlerinin nasıl paylaştırılacağı gündeme geldi.
ABD senatörleri Elizabeth Warren (Elizabeth Warren), Chris Van Hollen (Chris Van Hollen) ve Richard Blumenthal (Richard Blumenthal), 9 Ekim’de yayımladıkları soruşturma raporunda yedi veri merkezi işletmecisinin yanıtlarını ve görüşmelerini derledi. Rapora göre ABD’deki iletim altyapısının yaklaşık üçte biri, dağıtım altyapısının ise yaklaşık yarısı kullanım ömrünün sonuna yaklaştı veya bu ömrü aştı.
Raporun gündeme getirdiği temel soru, şirketlerin ‘elektrik maliyetlerinin tamamını üstlenme’ taahhüdünün kapsamı. Senatörler, şirketlerin yalnızca kendilerine ait trafo merkezi gibi belirli tesislerin maliyetini karşılayıp birden fazla müşterinin kullandığı iletim şebekesi güçlendirme giderlerini üstlenmeyebileceğini savundu.
Maliyet paylaşımında ‘but-for’ ilkesi tartışılıyor. Bu yaklaşımda, veri merkezi olmasaydı ilgili tesisin kurulup kurulmayacağı değerlendirilerek veri merkezinin yol açtığı şebeke güçlendirme maliyeti işletmeciye yükleniyor.
Tüketici örgütleri ve bazı düzenleyici kurumlar bu yaklaşımı destekliyor. Soruşturmaya yanıt veren şirketler ise yeni tesislerin diğer kullanıcılara da fayda sağladığını belirterek maliyetlerin paylaşılması gerektiğini savundu. Raporda aktarılan bir şirket, ortak tesislerin ‘sistem faydası’ sunduğunu ifade etti.
Asgari faturalandırılan elektrik miktarı da tarafların ayrıştığı konulardan biri. Bu uygulamada gerçek tüketim sözleşmedeki miktarın altında kalsa bile belirli bir oran üzerinden ücret alınıyor. Rapora göre tüketici tarafı, sözleşmedeki talebin yüzde 80 ila 90’ının asgari fatura eşiği olmasını önerdi. Şirketler daha düşük bir eşiği tercih etti veya yüzde 90 oranına karşı çıktı.
Raporda görüşü aktarılan bir şirket, aylık asgari talep ücretinde yüzde 90 oranının “aşırı yüksek” olduğunu söyledi. Bununla birlikte rapor, eskiyen ekipmanların yenilenme maliyetleri içinde veri merkezlerinin ayrıca yol açtığı payı hesaplamadı.
Beyaz Saray, 4 Mart’ta veri merkezi şirketlerini yeni elektrik arzı ve şebeke güçlendirme maliyetlerini üstlenmeye çağıran ‘Ratepayer Protection Pledge’ taahhüdünü yayımladı. Taahhüt, şirketlerin gerçek tüketimlerinden bağımsız olarak ilgili maliyetleri ödemesini ve mümkün olduğunda acil durum elektriğini yerel şebekeye sağlamasını öngörüyor. Bu, şirketlerin gönüllü taahhüdü niteliğinde.
Kuzey Karolina’da Duke Energy, Amazon, Google, Meta ve Microsoft, 7 Ekim’de büyük elektrik talebine sahip müşterilere yönelik bir anlaşma önerisi açıkladı. Öneriye göre müşteriler kendilerine özel tesislerin maliyetini peşin ödeyecek; ortak iletim şebekesi güçlendirmelerinde ise teminat ve ödeme garantisi uygulanacak.
Anlaşma önerisi, 50 MW veya üzeri kapasiteye ve yüzde 80 yük faktörüne sahip yeni büyük müşteriler için ayrı bir tarife de içeriyor. Önerinin eyalet düzenleyici kurumundan onay alması gerekiyor. Duke Energy, kararın kasım ortasında çıkmasının beklendiğini açıkladı.
PJM’nin büyük veri merkezlerine elektrik sağlanmasına yönelik önerisi, Federal Enerji Düzenleme Komisyonu’ndan (FERC) kısmi onay aldı. FERC, 9 Ekim’de büyük yük tanımını ve kayıt sistemini kabul ederken, geçici kaynak yeterliliği hizmeti dâhil başlıca tarife değişikliği önerilerini reddetti.
PJM’nin önerisi, elektrik arzının yetersiz kaldığı dönemlerde veri merkezlerine öncelikli olarak kısıntı uygulanmasını da içeriyordu. Sürecin geri kalanına ve sonraki adımlara ilişkin kararlar henüz kesinleşmedi.
Tartışmanın odağında, yapay zekâ veri merkezlerinin yeni şebeke maliyetleri ile zaten eskiyen tesislerin yenilenme giderlerinin hangi ölçütlere göre paylaşılacağı bulunuyor. ABD eyaletlerinin veri merkezi elektrik maliyetlerine ilişkin düzenleme adımları da sürüyor. Duke Energy’nin anlaşma önerisi, Kuzey Karolina düzenleyici kurumunun onayını bekliyor.
Yorum 0