Bitcoin(BTC), enflasyona karşı korunma aracı olarak gündeme gelse de tutma biçimine bağlı faiz ve vadeli işlem maliyetleri getiriyi azaltabilir. Fiyatının enflasyonla birlikte yükseleceğinin garantisi yok.
ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu (BLS), 14 Ekim’de yayımladığı eylül ayı Tüketici Fiyat Endeksi’nin (CPI) yıllık bazda %3,7 arttığını açıkladı. Enerji fiyatları %20,4, gıda ve enerji hariç çekirdek CPI ise %2,6 yükseldi. CPI artışı doların satın alma gücüne ilişkin kaygıları artırabilir ancak Bitcoin fiyatının yükseleceği anlamına gelmez.
CryptoSlate, 17 Ekim tarihli analizinde nakit alım, borçlanma ve vadeli işlem maliyetlerini karşılaştırdı. Varsayımsal örnekte yatırımcı 10.000 dolar (yaklaşık 13,35 milyon won) kendi parasını kullanırken borçlanan yatırımcı yıllık %8 faizle 10.000 dolar daha alıp toplam 20.000 dolarlık alım yapıyor. Fiyat bir yıl sonra değişmezse nakit alım yapan yatırımcının anaparası korunuyor. Borçlanan yatırımcı ise 800 dolar (yaklaşık 1,068 milyon won) faiz ödüyor ve öz sermayesi 9.200 dolara (yaklaşık 12,28 milyon won) düşüyor. Bu örnek hesaplamaya vergi, işlem ücreti ve erken tasfiye dahil değil.
Nakit alımın da bir fırsat maliyeti var. Yatırımcı, parasını faiz getiren bir varlıkta değerlendirse elde edebileceği getiriden vazgeçiyor. CryptoSlate, karşılaştırma için 13 Ekim itibarıyla ABD’nin 3 aylık Hazine bonosu getirisini %4,26 olarak kullandı. Bu oran 10.000 dolara uygulandığında vergi öncesi faiz 426 dolar (yaklaşık 569.000 won) olur. Bu, analizdeki karşılaştırma koşuludur; her yatırımcının aynı getiriyi elde edeceği anlamına gelmez.
Kaldıraç, fiyat hareketlerine maruziyeti ve olası kazanç ya da kayıpları birlikte büyütür. Analizdeki varsayıma göre Bitcoin %10 yükselirse borçlanan yatırımcının öz sermaye getirisi nakit alım yapan yatırımcınınkini aşar; %10 düşerse zararı da daha büyük olur. Fiyat daha sonra toparlansa bile ara dönemde teminat yetersizliği nedeniyle pozisyon zorunlu olarak tasfiye edilirse yatırımcı toparlanmadan yararlanamayabilir.
Vadeli işlemlerde ayrıca sözleşme fiyatından kaynaklanan maliyetler bulunur. CryptoSlate’in örneğinde spot fiyat 80.000 dolar (yaklaşık 106,8 milyon won), 90 gün vadeli sözleşmenin fiyatı ise 81.200 dolar (yaklaşık 108,4 milyon won). Vadeli fiyat spot fiyatın %1,5 üzerindeyken vade sonunda spot fiyat 80.000 dolarda kalırsa uzun pozisyon, Bitcoin başına 1.200 dolarlık (yaklaşık 1,602 milyon won) fiyat farkını üstlenir. Bu yalnızca açıklama amaçlı bir varsayımdır; işlem yapılabilir farkı hesaplamak için iki fiyatın aynı anda kontrol edilmesi gerekir.
Sürekli vadeli işlemlerde fonlama ücreti, sözleşme fiyatı ile referans fiyat arasındaki farkı düzenler. Deribit kurallarına göre fonlama ücreti pozitif olduğunda uzun pozisyon sahipleri kısa pozisyon sahiplerine, negatif olduğunda ise kısa pozisyon sahipleri uzun pozisyon sahiplerine ödeme yapar. Fonlama ücreti sabit değildir; pozisyon yönüne ve piyasa koşullarına göre değişir. Teminat şartları, işlem ücretleri, teminatın faiz getirisi ve pozisyonun tutulduğu süre de maliyetleri etkiler.
Bitcoin’in 21 milyon adetlik arz sınırı, kıtlık gerekçesi olarak gösteriliyor. Ancak arz sınırı ile tüketici fiyatları yükselirken Bitcoin fiyatının da artıp artmayacağı ayrı konular. CPI, tüketicilerin mal ve hizmetler için ödediği fiyatlardaki değişimi ölçerken Bitcoin getirisi, piyasa katılımcılarının ileride ne kadar ödemeye hazır olduğuna bağlı.
Karşılaştırma amacıyla sıkça anılan enflasyona endeksli Hazine tahvilleri (TIPS) de vadesinden önce satıldığında piyasa faizlerindeki değişim nedeniyle değer kaybedebilir. Bu nedenle yalnızca enflasyon oranına bakarak Bitcoin, nakit ve tahvillerin performansını değerlendirmek güç. Yatırımcıların elde tutma süresini, likidite ihtiyacını, getiri yapısını ve fiyat oynaklığı riskini birlikte göz önünde bulundurması gerekiyor.
Yorum 0