ABD’li kripto para borsası Coinbase, 24’ünde (yerel saatle) yaptığı açıklamada, Amerikan bankacılık düzenleyicilerinin ‘itibar riski (reputational risk)’ gerekçesini kullanarak kripto şirketlerini finansal sistemden adım adım dışladığını belirtti. Coinbase, bunun ‘siyasi baskının bir aracı’ haline geldiğini savunarak, bu tür risklerin gözetimden tamamen çıkarılması gerektiğini dile getirdi.
Coinbase’in bu sert çıkışı, ABD Para Birimi Denetleme Ofisi (OCC) ve Federal Mevduat Sigorta Kurumu’na (FDIC) gönderdiği kamuoyu mektubuyla netleşti. Şirket, özellikle *“kripto şirketlerini bankalardan dışlamak için kullanılan bu muğlak gerekçenin”* Biden yönetimi döneminde gizli yürütülen ‘Operation Chokepoint 2.0’ isimli hamleyle örtüştüğünü vurguladı. Operation Chokepoint 2.0, düzenleyici kurumların yasal işlem yapmayan fakat ‘riskli görünen’ sektörlere kapalı kapılar ardında bankacılık hizmetlerini kısıtlama çabası olarak eleştiriliyor.
Coinbase’in Politika Şefi Faryar Shirzad, denetim otoritelerinin ‘itibar riskini’ *“gözetim gücünün çekici”* gibi kullanarak bankaları kripto müşterilerini terk etmeye zorladığını söyleyerek, bunun hukuki dayanağı olmayan bir yönlendirme olduğunu ifade etti. Coinbase, bu doğrultuda denetim standartlarından ‘itibar riski’ kavramının tamamen çıkarılmasını destekliyor.
Şirket ayrıca, denetim standartlarının ölçülebilir ve denetlenebilir kriterlere—örneğin *‘likidite’, ‘kredi riski’, ‘uyum’ ve ‘operasyonel güvenlik’* gibi başlıklara—dayanması gerektiğini savunuyor. Kamuoyu itibarı ya da politik kazanımlar gibi ölçülemeyen faktörlerin banka denetimlerinde kullanılmasının tehlikeli bir örnek teşkil ettiğini öne sürüyor.
Coinbase, FOIA (Bilgi Edinme Özgürlüğü Yasası) çerçevesinde elde ettiği belgeler aracılığıyla, bazı devlet belgelerinde kripto şirketlerinin bilinçli olarak hedef alındığını belirttiğini aktardı. Bu belgelerde, sektöre yönelik gizli kısıtlama politikalarının ve operasyonların izlerinin bulunduğu kaydedildi.
Coinbase’e göre bu tür ‘gölge regülasyon’ adımları, yalnızca şirketlerini değil, çalışanlarını da doğrudan etkiledi. Bazı çalışanların kendi kişisel banka hesaplarının dahi bu süreçte etkilenmiş olabileceğini söyleyen şirket, bunun yönetişim sorunu ve açıktan idari sorumluluk kaçışı anlamına geldiğini vurguladı.
Coinbase ayrıca, ‘itibar riski’ kriterinin yalnızca kısıtlı biçimde revize edilmesinin yetersiz kalacağı görüşünde. Bu gibi belirsiz kavramların isimleri değiştirilip yeniden sisteme sokulabileceğini belirten Coinbase, gelecekte uygulanabilecek herhangi bir finansal kısıtın, yalnızca açık finansal risk göstergeleri üzerinden gerekçelendirilmesini şart koşan bir yapıya geçilmesini önerdi.
Kripto şirketlerinin bankacılık sistemine erişimiyle ilgili bu tartışma, ABD’de düzenleyiciler ve sektör oyuncuları arasında büyüyen siyasi bir çatışmanın parçası haline geldi. Kripto sektörünün önde gelen firmaları ve bazı Cumhuriyetçi Kongre üyeleri, finans kurumlarının gölge yollarla ve resmi yönetmelik olmadan baskı altına alındığını savunuyor.
Bu baskıların etkisinin resmi belgelerle ortaya konması, geçtiğimiz yıl aralık ayında OCC’nin yayınladığı soruşturma raporuyla daha da dikkat çekti. 2020 ile 2023 arasında gerçekleştirilen incelemede, 9 büyük ABD bankasının, tamamen yasal olarak faaliyet gösteren kripto şirketler de dahil olmak üzere bazı sektörlere finansal erişimi haksız şekilde sınırlandırdığı belirlendi.
Söz konusu inceleme, Başkan Trump'ın 20 Ağustos 2020'de imzaladığı “Adil Bankacılık Erişimi” adlı başkanlık emrine dayandırıldı. OCC Denetçisi Jonathan Gould, buna ilişkin olarak bazı bankaların yetkilerini aşan, yani yasal olarak yetkilendirilmemiş yollarla şirketlere erişimi iptal ettiğini ifade etti.
Coinbase, bu gelişmeler ışığında, tüm finansal otoriteleri daha fazla şeffaflık ve hesap verilebilirliğe çağırıyor. Şirket, kripto sektörü için “itibar gerekçesiyle dışlama” gibi kapalı devre uygulamaların sona erdirilmesi gerektiğini açık şekilde belirtiyor.
Yorum 0