2025 yılında, dijital varlık trezory modeli yani 'Digital Asset Treasury (DAT)' kurumsal finans dünyasında artık ana akım bir strateji haline geldi. Bitcoin(BTC), Ethereum(ETH) ve Solana(SOL) gibi kripto paralar, sadece spekülatif varlıklar olarak değil, şirketlerin temel finans planlarının bir parçası olarak konumlandı.
2025 boyunca çok sayıda halka açık şirket, dijital varlıkları bilançolarına dahil etti. Özellikle, nakit benzeri varlıklar yerine kripto para tutan 'dijital varlık trezory' yaklaşımı yaygınlık kazandı. Bu eğilim, ilk olarak 2020’de MicroStrategy’nin öncülüğünde BTC’nin kurumsal varlık olarak benimsenmesiyle başlamıştı.
MicroStrategy şu anda yaklaşık 671.270 BTC’ye (yaklaşık 97 trilyon won) sahip. Bu da güncel piyasa değerine göre yaklaşık 62,1 milyar dolara tekabül ediyor. MicroStrategy'nin ardından BitMine Immersion, SharpLink, The Ether Machine ve Forward Industries gibi şirketler de DAT stratejilerini aktif biçimde uygulamaya başladı. Özellikle Ethereum odaklı yatırımlarıyla dikkat çeken BitMine, yaklaşık 1,4 milyar dolarlık ETH varlığı ile öne çıkıyor. Bu projeyle ilgili olarak Fundstrat kurucusu Tom Lee'nin ismi de sıkça anılıyor.
DefiLlama verilerine göre, 2025’in ağustos-eylül döneminde kurumlar toplamda 23 milyar dolarlık dijital varlık alımı gerçekleştirdi. Bunun 12 milyar dolarlık kısmı kasım ayında yalnızca Bitcoin'e ayrıldı. Ethereum ise staking getirileri ve altyapı güvenilirliği nedeniyle ağustos ve eylül aylarında sırasıyla 6 milyar ve 4,7 milyar dolarlık yatırım aldı.
Yıl sonuna gelindiğinde, DAT stratejileri yalnızca BTC ve ETH ile sınırlı kalmadı. Sui(SUI), Hyperliquid, Ethena(ENA) ve Ripple(XRP) gibi daha küçük market değerine sahip varlıklar da kurumsal portföylere dahil oldu. Bu çeşitlenmenin arkasında ise netleşen düzenlemeler, faiz oranlarındaki düşüş ve staking'e dair ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu'nun (SEC) yayınladığı yönergeler bulunuyordu.
Ancak DAT modeli tüm avantajlarına rağmen bazı riskleri de beraberinde getiriyor. Piyasanın önemli kısmını sadece birkaç şirketin elinde toplaması, likidite ve düzenleyici baskı risklerini artırıyor. Örneğin Animoca, DAT içinde yer alan yüksek oynaklıktaki altcoinlerin piyasa düşüşlerinde şirket hisselerinden önce değer kaybetmesinin bilanço açısından baskı oluşturabileceğine dikkat çekiyor.
Bunun en belirgin örneklerinden biri yine MicroStrategy. 2020’den itibaren tüm kurumsal varlıklarını BTC’ye çeviren şirket, 1 BTC başına yaklaşık 75.000 dolar fiyatla 50,3 milyar dolarlık Bitcoin satın almış durumda. Bugün toplam BTC arzının yaklaşık %3,2’sini ellerinde bulunduruyorlar. Cycles CEO'su Ethan Buchman, “MicroStrategy aslında bir yazılım şirketi olmaktan çıkarak, Bitcoin'e kaldıraçlı şekilde maruz kalan bir varlık yöneticisine dönüştü” yorumunda bulundu. Buchman, spot ETF’lerin yaygınlaşmasının, DAT modelinin sürdürülebilirliğini tehdit edebileceğine de dikkat çekiyor.
Öte yandan, 2026 yılına yaklaşırken DAT modelinde yeni bir evreye geçiliyor: sadece varlık tutmak değil, bu varlıkları ‘gelir üreten finansal motorlara’ dönüştürmek. FG Nexus CEO’su Maja Bužinović bu konuda, “Kripto para tutmak artık yeterli değil. Şirketlerin staking, ödeme entegrasyonu, likidite yönetimi ve şeffaf muhasebe yapılarıyla bunu yeniden şekillendirmesi gerekiyor” diyerek yeni evrime ışık tuttu.
Uzmanlara göre, DAT stratejisinin gelecekte de başarılı olması şirketlerin bu modele ne kadar hızlı uyum sağladığına bağlı. Zira kripto para spot ETF’leri ve tokenlaştırılmış fonlar yatırımcılar açısından daha pasif ve düzenlenmiş alternatifler sunuyor. Ancak doğru yönetilen DAT stratejileri, hâlâ şirketleri farklılaştırma potansiyeline sahip.
‘yorum’: DAT modeli, sadece kurumsal finansal strateji açısından değil, aynı zamanda piyasanın kriptoya olan kurumsal güveni açısından da önemli bir gösterge niteliğinde. Kurumların aktif yatırımcı kimliğine bürünmesi, kripto piyasasına olan etkilerini artırıyor. Bu da volatilitenin yanında, istikrar için de yeni fırsatlar yaratabilir.
Yorum 0