Kurumsal talepte patlama ve ‘çarpan etkisi’: Bitcoin daha güçlü bir yükseliş ivmesi yakalıyor
Kripto para piyasalarında uzun vadeli bir ‘talep şoku’ döneminin başladığına dair görüşler güç kazanıyor. Uzmanlar, büyük kurumsal sermayenin ciddi şekilde alım yapmaya başlamasıyla birlikte ‘çarpan etkisi’ (kaldıraçlı piyasa doğası) devreye girdiğini belirtiyor. Bu süreçte, özellikle spot Bitcoin(BTC) ETF’lerine yönelik ilginin başrolde olduğu vurgulanıyor.
Sygnum Baş Yatırım Sorumlusu Fabian Dori, yakın zamanda CryptoNews.com'a verdiği röportajda ETF'lerin yalnızca geçici spekülatif hareketler değil, aynı zamanda uzun vadeli ve yapısal bir *talep dönüşümü* sinyali olduğunu ifade etti. Dori, “Bu talep, basit bir satın alma davranışının ötesinde, kripto piyasasının toplam piyasa değerinde onlarca katlık etki yaratıyor” dedi.
Dori’ye göre spot ETF’ler aracılığıyla gelen yeni talep, dolaşımdaki Bitcoin arzını ciddi şekilde azaltıyor. Bu durum ise fiyatlara ani ve yukarı yönlü baskı oluşturuyor. On-chain analiz şirketi CryptoQuant’ın verilerine göre, borsalardaki Bitcoin likiditesi 2025’in ilk yarısında 1,5 milyon BTC düzeyindeyken, yıl sonunda bu rakamın 1,1 milyon BTC'ye kadar gerilemesi dikkat çekiyor. Bu da piyasada yaşanan *arz sıkışıklığını* net şekilde ortaya koyuyor.
1 dolar girişe 30 dolarlık etki: Çarpan etkisi aktif hale geldi
Fabian Dori, ETF yatırımlarının yalnızca sermaye girişi değil, doğrudan fiyatlamayı etkileyen bir unsur olduğuna dikkat çekti. Bitcoin gibi arzı sınırlı varlıklarda ETF alımlarının, klasik yatırım ürünlerine göre çok daha büyük etki yarattığını vurgulayan Dori, “1 dolarlık girişin 20 ila 30 dolarlık piyasa değeri artışı ile sonuçlandığı çarpan etkisi devreye giriyor” diyerek bu süreci özetledi.
Bu etki, özellikle ABD’de spot Bitcoin ETF’lerinin piyasaya sürüldüğü ilk dönemde net şekilde gözlemlenmişti. O dönemde sınırlı arz ile karşılaşan büyük talep, Bitcoin fiyatını hızla yukarı çekerken, bu artış yeni yatırımcıları da piyasaya çekti ve zincirleme bir yükseliş dalgası yaşanmıştı.
Özellikle ABD’de kriptoya yönelik düzenleyici çerçevenin değişmeye başlaması bu eğilimi pekiştirdi. ETF onay süreçlerinin sadeleşmesi ve kurumsal finans kuruluşlarının kriptoya erişiminin kolaylaşmasıyla birlikte, Bank of America ve Morgan Stanley gibi büyük bankalar da spot ETF’leri müşterilerine sunmaya başladı.
Kurumsal talep hızlı büyüyor: 2026’da 40 trilyon Kore won’una kadar fon girişi olabilir
Bloomberg’in verilerine göre, 2026 yılına kadar kripto ETF piyasasına 270 milyar dolar (yaklaşık 40 trilyon Kore wonu) tutarında kurumsal fon girişi olabilir. Eğer bu dönemde ABD Merkez Bankası faiz indirimi yaparsa, öngörülen sermaye girişi bu miktarın da üzerinde gerçekleşebilir. Buna ek olarak, ABD Kongresi’nde geçme ihtimali yüksek olan ‘Clarity yasası’ da süreci hızlandırabilecek bir başka katalizör olarak görülüyor.
Dori, “Geleneksel finans kurumları genelde temkinli davranır ancak düzenleyici bariyerlerin düşmesiyle birlikte bu kez örneğin beklenenden çok daha hızlı fon girişleri yaşanıyor” dedi. Ona göre bu durum, fiyatlama mekanizmaları üzerinde doğrudan ve kalıcı bir etki yaratacak.
ETF yatırımcılarının genel yatırımcılara kıyasla daha uzun vadeli pozisyon tuttuğunun altını çizen Dori, 2025’te olası bir düzeltme döneminde bile yatırımcıların ellerindeki ETF hisselerini koruduğunu, bu durumun ise satış baskısını azaltarak ilerleyen dönemde piyasanın daha hızlı toparlanmasını kolaylaştıracağını vurguladı.
Yeni talep alanları yolda: Staking ve sepet ETF'ler öne çıkıyor
Dori, ETF talebinin ötesinde, kriptoya olan yatırım ilgisinin daha da çeşitleneceğini öngörüyor. Ona göre gelecekte Bitcoin ve Ethereum(ETH) dışında kalan birçok kripto varlık da ETF kapsamına alınabilir. Özellikle ‘staking’ gelirini de dahil eden ürünlerin ve çeşitli kripto paraları aynı havuzda toplayan sepet ETF’lerin talep yaratabileceği düşünülüyor.
Ancak Dori, kripto ETF’lerinin sürdürülebilir büyümesi için *piyasa likiditesi*, *saklama güvenliği* ve *şeffaflık* gibi temel şartların sağlanması gerektiğine dikkat çekti. Clarity yasasının yasalaşması, sadece altcoin bazlı yatırım ürünleri değil, aynı zamanda yönetişim token’larını içeren daha sofistike araçların da regülasyon altındaki piyasalarda işlem görmesine imkan sağlayabilir.
Yapay zeka ve jeopolitik riskler, önemli talep değişkenleri arasında
Yükselen kurumsal talebe rağmen piyasalar için belirsizlikler tamamen ortadan kalkmış değil. Dori, 2024 yılında yapay zeka gelişmeleri ve küresel jeopolitik gerginliklerin, kripto talebini hem pozitif hem negatif yönde etkileyebilecek karmaşık faktörler olduğunu ifade etti.
Yapay zekanın iş gücü üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini söyleyen Dori, öte yandan blockchain teknolojisi ile AI arasındaki entegrasyonun da büyük bir büyüme potansiyeli taşıdığını belirtti. Ayrıca devletlerin ve büyük şirketlerin rezerv çeşitlendirmesi ya da bilançolarında kripto varlıkları benimsemesi gibi gelişmelerin ani ve güçlü talep patlamaları yaratabileceğine işaret etti.
Son olarak, Dori’ye göre, sabit kripto paraların (stablecoin) piyasa değeri her zaman için kurumsal sermaye girişinin öncü göstergesi olarak izlenmeli. Bu metrik, gelecekte olası fon hareketlerinin sinyalini verebilir.
Genel olarak Bitcoin ETF dönemine girilmesiyle birlikte, yatırımcı davranışları artık yalnızca fiyat odaklı değil, ‘arz-talep eşitsizliği ve dinamikleri’ temelinde şekillenmeye başlıyor. Çarpan etkisi ve derinleşen talep şoku, 2026’ya kadar kripto piyasalarının en önemli yönlendiricileri arasında öne çıkıyor.
Yorum 0