New York Menkul Kıymetler Borsası(NYSE), hisse senetleri ve borsa yatırım fonlarının(ETF) 24 saat işlem görebildiği ve anında ödeme yapılmasına olanak tanıyan yeni bir *blokzincir platformu* planını geçtiğimiz günlerde duyurdu. Ancak bu adım, bazı uzmanlar tarafından planın ne ölçüde uygulanabilir olduğu ve felsefi olarak mevcut sistemle ne kadar uyumlu olduğu açısından eleştiriliyor.
Columbia Üniversitesi İşletme Fakültesi öğretim üyesi Omid Malekan, 21’inde (yerel saatle) X (eski adıyla Twitter) hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, NYSE’nin açıkladığı *gerçek dünya varlıklarının (RWA) tokenlaştırılması* girişimini sert bir dille eleştirdi. Malekan, planın şu anda sadece ‘*zahirde var, gerçekte olmayan teknoloji*’ anlamında kullanılan bir ‘*vaporware*’ gibi göründüğünü söyledi. Projede kullanılan teknolojilere dair somut bilgi eksikliği olduğunu belirten Malekan, bu platformun hangi blokzincir üzerinde çalışacağı, izinli mi yoksa izinsiz bir sisteme mi dayanacağı, token ekonomisi ve işlem ücretleriyle ilgili detayların net olmadığını vurguladı.
‘Vaporware’ terimi, piyasaya sürülmeden büyük vaatlerle duyurulan ancak gerçekte ne zaman ya da nasıl hayata geçirileceği belli olmayan ürünleri tanımlamak için kullanılıyor.
NYSE ve ana şirketi olan Intercontinental Exchange(ICE), bir gün önce yaptığı açıklamada, platformlarının hisse ve ETF işlemleri için 24 saat blokzincir tabanlı işlem yapılmasını, anında ödeme, varlık saklama ve çoklu zincir desteği sağlayacağını belirtmişti. Ancak Malekan, Fortune’daki bir yazısında bu yapının özünde *yoğun şekilde merkeziyetçi ve oligopolistik* bir modele dayandığını söylüyor. Malekan’a göre sadece teknoloji ya da kriptografi ile NYSE gibi kurumların köklü yapıları *dönüştürülmesi zor*. NYSE’nin mevcut iş ortaklıklarını bırakmadan gerçek *merkezsizleşme* sağlaması mümkün değil.
Ayrıca Malekan, 1990’larda Amerikan telekom devi AT&T’nin, internet çağında üstünlük kurma çabasını hatırlatarak, “Teknolojik dönüşüm dönemlerinde geleneksel aktörlerin başarılı olacağı garanti edilemez. Tokenlaştırma, tamamen farklı bir mimari, beceri ve iş modeli talep ediyor. NYSE’nin bu yeni paradigma içinde başarılı olabilmesi pek mümkün görünmüyor” ifadelerini kullandı.
Öte yandan, Malekan ile tamamen aynı görüşte olmayan sektör temsilcileri de var. *Gerçek dünya varlıklarının tokenlaştırılması* üzerine çalışan Securitize’in kurucusu Carlos Domingo, NYSE’nin yaptığı açıklamayı olumlu karşıladığını söyledi. Domingo, “NYSE’in sunduğu yerel blokzincir tabanlı menkul kıymet alım satımı gerçek bir menkul kıymet işlemi; bu bir türev, yatırım aracı ya da temsili bir belge değil. Artık bu teknolojiyi olması gerektiği gibi değerlendirme zamanı geldi” dedi.
Aptos Labs’ın Ar-Ge Başkanı Alexander Spiegelman da NYSE’nin bu hamlesinin *blokzincir teknolojisinin gerçek hayattaki değerini* ortaya koyma potansiyeli taşıdığını ifade etti.
Malekan ise bu yaklaşımın kripto dünyasının temel ilkelerinden biri olan ‘*merkezsizlik*’ ile çeliştiğini savunarak, NYSE’nin bu girişiminin *blokzincir felsefesini zedeleyebileceği* yönünde uyarıda bulundu.
Diğer yandan, Ark Invest kısa süre önce yayımladığı bir raporda, *gerçek dünya varlıklarının tokenlaştırılması* alanının düzenleyici belirsizliklerin azalması ve kurumsal altyapıların gelişmesiyle birlikte, 2023 yılı itibarıyla 22,2 milyar dolar olan pazar büyüklüğünün gelecek yıllarda 11 trilyon dolara kadar çıkabileceği tahminini paylaştı.
NYSE’nin bu *tokenlaştırma* odaklı blokzincir planı, geleneksel finans ile blokzincir evreninin birleşim noktaları açısından dikkate değer bir adım olarak değerlendiriliyor. Ancak hangi teknolojilerin tercih edileceği, yapının nasıl kurulacağı ve yatırımcılara hangi modelle sunulacağı hâlâ netlik kazanmış değil. Bu tartışmalar, yalnızca *bir teknolojinin uygulanabilirliği* üzerinden değil, aynı zamanda *merkezsizlik ile merkezi yapılar* arasında finans dünyasının denge arayışıyla da yakından ilgili.
Yorum 0