Hyperliquid, Binance’i Geride Bıraktı: Ancak Gerçek Likidite Tartışmalı
Bitcoin(BTC) ve geleneksel finansal türev ürünlerde sunduğu yüksek likidite sayesinde öne çıkan merkeziyetsiz türev borsası Hyperliquid, son günlerde likidite göstergelerinde Binance’i geride bırakarak küresel ölçekte en 'likit' platformlardan biri konumuna yükseldi. Ancak bazı profesyonel yatırımcılar, borsadaki 'gerçekleşebilir likidite' ile ilgili soru işaretlerini gündeme getirdi.
27’sinde (ABD yerel saatine göre), Hyperliquid’in Bitcoin sürekli vadeli işlem sözleşmelerinde (perpetual contracts) görülen düşük spread’ler ve artan işlem hacmi, platformun likidite açısından kayda değer bir seviyeye ulaştığını ortaya koydu. Geliştirici ekip, bu başarıyı yeni nesil işlem protokolü olan HIP-3’ün etkili yükseltmelerine bağlıyor.
HIP-3 Güncellemesi İşlem Hacmini Uçurdu
HIP-3 protokolü, kripto paralarla geleneksel varlıklar arasındaki köprüyü güçlendiren teknik bir yükseltme olarak dikkat çekiyor. Bu sistem sayesinde Hyperliquid, yalnızca kripto alanında değil, geleneksel piyasalardaki içeriği de işlem hacmine dahil edebiliyor. HIP-3’ün devreye alınmasından bu yana, borsadaki sürekli vadeli işlemlerdeki açık pozisyon tutarı (open interest), 260 milyon dolardan yaklaşık 790 milyon dolara kadar çıkarak yaklaşık üç kat artış gösterdi.
Özellikle emtia bazlı ürünlere artan ilgiyle birlikte, HIP-3 altyapısına sahip sözleşmelerin açık pozisyonu haftalık bazda rekorlar kırmayı sürdürdü. Bu durum, Hyperliquid’in yalnızca kripto ticaretiyle sınırlı kalmayıp, geleneksel finans (TradFi) talebini de karşılayan ‘ara model’ bir borsa haline geldiğini ortaya koydu.
Göstergeler Aldatıcı mı? “Yavaşlatma Sistemi” Eleştirisi
Ancak önde gelen bazı trader’lar, Hyperliquid’in sipariş defteri (order book) tasarımı ve likidite rakamları konusunda eleştiriler getirdi. @Crypto_Noddy takma adlı bir kullanıcı, borsanın 'speedbump' olarak bilinen bir işlem yavaşlatma mekanizması kullandığını ve bunun sipariş defterindeki işlemleri manipüle edebileceğini belirtti. Bu mekanizma, emir iptaline öncelik verdiği için, piyasaya görünürde yüksek likidite sunan büyük hacimli emirlerin gerçekte hiçbir işlem amacı taşımayabileceği anlamına geliyor.
Yani görünüşte derin ve dengeli bir teklif-talep yapısı sunuluyor olsa da, yatırımcılar gerçek işlem yapmak istediklerinde bu likiditenin hızla buharlaşabileceği uyarısı yapılıyor. Bu görüşü destekleyen bir örnekte, ETH fiyatındaki ani artış sırasında Hyperliquid’in günlük işlem hacmi yalnızca 2,5 milyon dolar seviyesinde kalırken, görünürde daha az likiditeye sahip olan diğer borsalar çok daha yüksek hacimli işlemleri gerçekleştirdi.
Yatırımcılar Gerçekleşebilir Likiditeye Odaklanmalı
Hyperliquid her ne kadar kripto ve geleneksel piyasaları bir araya getirerek güçlü bir işlem kapasitesi sunsa da, bazı yapısal tasarımlar bu potansiyeli sınırlayabiliyor. Özellikle büyük emirlerin işleme alınabilirliği veya yüksek volatilitede sistemin dayanıklılığı gibi unsurlar, yalnızca yüzeydeki sipariş derinliği ya da açık pozisyon miktarından daha önemli hale geliyor.
Bu sebeple, yatırımcılar için 'gerçek likidite' yani ‘uygulanabilir emir’ kapasitesi giderek daha belirleyici bir ölçüt haline geldi. Hyperliquid’in yükselişi, piyasanın likidite göstergelerini değerlendirme biçiminin değişmesi gerektiğine işaret ediyor. Kripto piyasaları olgunlaştıkça, yalnızca emir miktarına dayalı likidite analizlerinin yetersiz kalacağı ve daha rafine değerlendirme metotlarına ihtiyaç duyulacağı daha net görülüyor.
Yorum 0