DeFi (merkeziyetsiz finans) dünyası kurumlar tarafından giderek daha fazla ilgi görse de, mevcut sistemin risk yönetimi açısından yetersiz olduğu ve bu durumun güven sorununa yol açtığı ifade ediliyor. ETF’ler ve dijital varlık muhasebesi (DAT) gibi araçlarla kurumsal sermaye sisteme girmeye başlasa da, ‘standartlaştırılmış risk çerçevesi’nin eksikliği, çözülmesi gereken temel bir sorun olarak öne çıkıyor.
24’ünde Cointelegraph için kaleme aldığı yazısında Cork’un kurucu ortağı ve eş CEO’su Robert Schmidt, “DeFi ekosisteminin sürdürülebilir şekilde büyümesi için geleneksel finansal sistemlerle aynı seviyede bir risk yönetim yapısı gerekiyor” dedi. Schmidt'e göre, kurumların bu alana güvenle adım atabilmesini sağlamak, DeFi’ın çözmesi gereken temel sorunlardan biri.
Schmidt, merkeziyetsiz finansı etkileyen üç temel riske dikkat çekiyor. Bunlardan ilki ‘protokol riski’. DeFi’ın ‘birleştirilebilirlik (composability)’ özelliği başlangıçta güçlü bir yön gibi görünse de, sistemlerin birbiriyle derinlemesine entegre olması nedeniyle, küçük bir açığın tüm yapıya yayılma riski oldukça yüksek. Özellikle LST’ler, borç verme protokolleri ve sürekli vadeli işlem piyasaları gibi bileşenler, birbirine sıkı sıkıya bağlı çalışıyor.
İkinci risk ‘yansımalı risk (reflexivity risk)’. Staking türevleriyle uygulanan döngüsel stratejilerin fiyat oynaklığını katladığını belirten Schmidt, fiyat yükseldiğinde kaldıraç artışıyla birlikte pozitif bir döngü başladığını, ancak düşüş durumunda bunun tersine dönerek büyük çaplı tasfiyelere yol açabildiğini söylüyor. Ayrıca bu süreçleri engelleyecek bir ‘devre kesici’ sistem DeFi’da henüz yok.
Üçüncü olarak ise ‘vade uyumsuzluğu (duration risk)’na dikkat çekiliyor. Schmidt, birçok protokolde likidite çıkış sürelerinin doğrulayıcı sıraları, varsayılan stratejiler ve çözüm mekanizmalarına göre değiştiğini anlatıyor. Kurumların ihtiyaç duyduğu ‘öngörülebilir fon çıkışı’ imkânı bugünkü yapıda mümkün görünmüyor.
Son iki yılda DeFi’ın kurumsal büyümesine yönelik büyük bir ivme yaşandı. Kurumlara özel ürünler ciddi şekilde ölçeklenirken, özellikle BlackRock’un Bitcoin(BTC) ve Ethereum(ETH) ETF’leri, piyasadaki 1.600 rakip ürünü geride bırakarak en başarılı lansmanlar arasında yer aldı. Ethereum ETF’sine olan girişler ise neredeyse dikey bir artış seyrediyor.
Aynı dönemde dijital varlık muhasebesi (DAT) de benzer bir büyüme gösterdi. Öne çıkan örneklerden biri olan Bitmine Immersion, yalnızca iki ayda 90 milyar dolar’ın (yaklaşık 12,9 trilyon TL) üzerinde ETH toplayarak toplam arzın %2,5’ini elinde topladı. Şirkette Wall Street’in deneyimli isimlerinden Tom Lee başkanlık görevini üstleniyor ve kurumsal talep büyümenin ana kaynağı olarak öne çıkıyor.
Ek olarak, stabilcoin’ler yeni düzenleme netlikleri sayesinde kripto piyasasında somut bir kullanım alanı bulmuş durumda. Bugün stabilcoin’ler üzerinden yapılan aylık işlemler neredeyse Visa seviyelerine ulaşmış durumda. Toplam kilitli varlık (TVL) ise yaklaşık 300 milyar dolar’a (yaklaşık 433 trilyon TL) ulaşmış bulunuyor. Gerçek dünya varlıklarının (RWA) tokenlaştırılması da hızlı bir şekilde yaygınlaşıyor. Robinhood Avrupa, kendi borsasını tamamen tokenlaştırma çalışmaları yürütürken, BlackRock ise ABD devlet tahvilleri temelli ‘BUIDL’ ürününü tokenlaştırılmış yatırım aracına dönüştürdü.
Bu gelişmelere rağmen, Schmidt’e göre DeFi’ın öncelikle çözmesi gereken konu ‘güvenilebilirlik’. “Geleneksel finans riskleri tamamen ortadan kaldırmadı ama en azından sistematik hale getirdi” diyen Schmidt, geleneksel piyasalarda bulunan takas odaları, kredi değerlendirme sistemleri ve standart açıklama kurallarının DeFi protokollerinde olmadığını vurguluyor. Protokollerin, stratejilerin ve kasaların her biri farklı riskler taşıyor ve bu riskleri birbiriyle karşılaştırabilecek ortak metrikler bulunmuyor.
Schmidt, “Bu, DeFi’ın artık deneysellikten çıkıp finansal altyapının bir parçası olma zamanıdır” derken, geleneksel finansın risk yönetim ilkelerinin—örneğin tek bir çerçeve, doğrulanabilir standartlar ve şeffaflık—DeFi’a uyarlanabilir olması gerektiğini ifade ediyor. Bu süreçte merkeziyetsiz yapı korunabilir, ancak sistemsel temellerin sağlam olması gerekiyor *yorum*.
Analize göre, stabilcoin artışı ve varlık tokenizasyonu, Ethereum(ETH) tabanlı bir finansal altyapının inşasını hızlandırıyor. Bu yapı, ETF ve DAT gibi ürünlerin kurumsal talebini daha da artırabilir ve tüm DeFi pazarında önemli sonuçlar doğurabilir.
Ancak bu büyüme dalgasından pay alabilmek için artık yalnızca yüksek kazanç vurgusu yeterli değil. Uzmanlara göre, ‘güvenilir bir sistem’ ve ‘standartlaşmış risk yönetimi’ oluşturulmadan bir sonraki 1 trilyon dolarlık kurumsal sermaye dalgası DeFi’a akmayacak.
Yorum 0