Back to top
  • 공유 Paylaş
  • 인쇄 Yazdır
  • 글자크기 Yazı tipi Boyutu
URL kopyalandı.

Satoshi Nakamoto kimdir? Bitcoin'de kimlik sadece bir imzayla kanıtlanır

Satoshi Nakamoto kimdir? Bitcoin'de kimlik sadece bir imzayla kanıtlanır / Tokenpost

Kendini Bitcoin(BTC) kurucusu Satoshi Nakamoto olarak tanıtan kişiler zaman zaman ortaya çıkıyor ancak bugüne kadar hiçbiri bunu kanıtlayacak *kesin bir delil* sunamadı. Mahkeme kararları, basın haberleri, e-posta veya kaynak kodu sızıntıları gibi çok sayıda girişim yapılmış olsa da, son söz yine *kriptografi*ye yani matematiksel kanıta kalıyor. Çünkü Bitcoin'in temellerinde kişi ya da niyet değil, matematiksel algoritmalarla oluşturulan güven yatar.

Bitcoin’in kurucusu Satoshi Nakamoto’nun gerçek kimliği hâlâ bilinmiyor. Bu ismin bir takma ad olduğu çoktan kabul görmüş durumda. Dolayısıyla bir kişinin kendisini Satoshi olarak tanıtması için onu gerçekten tanıdığını değil, *kriptografik olarak* ispatlayabildiğini göstermesi gerekiyor. Bu ise, 2009’daki erken dönem Bitcoin adreslerinden birine ait *özel anahtarı* (private key) elinde bulundurduğunu kanıtlamak anlamına geliyor.

Satoshi kimliğiyle ilgili iddialar yıllardır gündemden düşmüyor. En bilinen örneklerden biri Avustralyalı Craig Steven Wright. Kendisi sık sık kamuoyunda ve mahkemelerde Satoshi olduğunu öne sürüyor. Ancak geçenlerde İngiltere Yüksek Mahkemesi, Wright’ın Satoshi olmadığına hükmetti ve sunduğu belgelerin inandırıcılığı ciddi şekilde sorgulandı.

2014 yılında Newsweek, Satoshi’nin gerçek kimliğinin Dorian S. Nakamoto olduğunu iddia etti, ancak Dorian bu haberi hemen yalanladı. Bitcoin’in erken geliştiricilerinden Hal Finney ve Nick Szabo da uzun süre Satoshi olarak tahmin edildi ancak her ikisi de bu iddiaları reddetti.

Bu kadar çok kişinin Satoshi olduğunu iddia etmesinin en büyük nedeni, bu ismin yalnızca *teknolojik devrim* anlamına gelmemesi. Aynı zamanda söz konusu olan yaklaşık 1 milyon BTC, yani günümüzde kabaca *74,625 milyar lira* eden bir servet.

Bitcoin’in doğasında kimlik doğrulama sistemi farklı çalışıyor. Önemli olan kişinin ne dediği değil, 2009’da Satoshi tarafından kullanılan bir adrese ait *özel anahtar*la bir mesajı imzalayıp imzalamadığı. Kripto imzalar, herkes tarafından doğrulanabilir ve *sahtecilik riski sıfır* olan matematiksel işlemlerdir.

Kişisel röportajlar, akademik geçmişi ya da yazılım becerisi gibi özellikler önemli görünse de, bunlar öznel ve tartışmaya açık bilgiler. Bitcoin’in amacı zaten *kişilere değil, sayılara güven* inşa etmekti. Örneğin, Satoshi’nin yazılarında İngiliz İngilizcesi kullanıldığı için kendisinin İngiltere ile bağlantılı olduğu çokça yorumlandı. Ancak dil uzmanları bu tarzın kolayca taklit edilebileceğini söylüyor.

Satoshi’nin kimliğini kanıtlamak için en güçlü iki yöntem bulunuyor. İlki, 2009’daki erken bloklardan birine ait Bitcoin adresinin özel anahtarıyla halka açık bir mesaj imzalanması. İkincisi ise bu adresten Bitcoin’lerin başka bir adrese gönderilmesidir. Ancak ikinci eylem *yüksek risk* içerir. Tüm dünyada dikkat çeker, olası *siber saldırı* ve *vergi incelemesi* gibi sonuçlara neden olabilir. Bu yüzden gerçekten Satoshi olan biri için *sessiz kalmak* akılcı bulunabilir.

Satoshi, 2010’dan itibaren projeden sessizce çekildi. Son mesajı sadece “Başka bir işe geçiyorum” oldu. Bu da onun ortadan kaybolmasının ardındaki niyetleriyle ilgili pek çok *spekülasyonu* beraberinde getirdi.

Bazı kişiler Satoshi olduklarını, eski e-posta yazışmaları, yazılım kodları veya forum mesajları üzerinden ispatlamaya çalıştı. Ancak bu dosyalar kolayca *manipüle edilebilir* ya da yanlış yorumlara neden olabilir. Bir kişinin yazı üslubu ya da kodlama tarzı benzese bile, bu asla nihai kanıt sayılmaz.

Bitcoin’de esas olan, yazıyı kimin yazdığı değil, *şifreli anahtarı kimin elinde tuttuğu*. Hukuki belgeler ya da tanık beyanları gibi geleneksel dünyada ağır basan kanıtlar, Bitcoin'in *merkeziyetsizlik felsefesi* çerçevesinde işlevsiz kalıyor. Çünkü burada temel varsayım, insanların hatırlayamayacağı ya da yanlış yönlendirebileceği; fakat matematiksel imzanın aynı şekilde her zaman tutarlı kalacağıdır.

Pek çok iddiacı “parçalı” kanıtlarla öne çıkıyor. Bazıları özel bir kişiye gösterdikleri belgelerle tatmin edici olduklarını savunuyor. Bazıları da çok sonra oluşturulmuş Bitcoin adreslerinden gelen dijital imzaları sunuyor. Ancak bunlar Bitcoin topluluğunun kabul ettiği anlamda *geçerli delil* sayılmıyor.

Topluluk, *geçerli bir ispat* için üç temel kriter istiyor: *şeffaflık*, yani herkesin görebilmesi; *tekrar edilebilirlik*, yani başkasının da aynı verilerle doğrulama yapabilmesi; ve *temaslılık*, yani kanıtın doğrudan Satoshi’ye ait bilinen adreslerden gelmesi. Bu üç unsurdan biri eksikse, eldeki delil geçerli sayılmıyor.

Bugün Bitcoin’in yaratıcısının ortadan kaybolmuş olması, aslında sistemin *en güçlü güven unsurlarından* biri haline gelmiş durumda. Diğer birçok projede kurucunun kararları projenin yönünü belirlerken, Bitcoin’in merkeziyetsizlik iddiası bizzat *kurucusunun yokluğuyla* vücut buluyor.

Bitcoin’de kimlik bir sembol değil; sadece tek bir anahtarla kanıtlanan kriptografik bir gerçekliktir. Bu nedenle, tüm soruların cevabı yalnızca *bir imzada* saklı.

<Telif hakkı ⓒ TokenPost, yetkisiz çoğaltma ve yeniden dağıtım yasaktır >

Popüler

Diğer ilgili makaleler

Yorum 0

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.

0/1000

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.
1