İngiltere, ‘küresel kripto varlık üssü’ olma hedefi için yeniden gaza bastı. Son dönemde peş peşe gelen *düzenleme* adımları, daha gerçekçi bir piyasa ortamı oluşturma niyetine işaret ediyor. Özellikle *stabil kripto paralar (stablecoin)* tarafındaki yumuşama, sektörün uzun süredir dile getirdiği taleplerle büyük ölçüde örtüşüyor.
İngiltere Finansal Davranış Otoritesi(FCA) ile İngiltere Merkez Bankası, son haftalarda kripto varlık regülasyonuna ilişkin arka arkaya kritik kararlar açıkladı. FCA, geçen ay kripto şirketlerinin *sermaye yeterliliği*, *şeffaflık ve raporlama* yükümlülükleri ile *operasyonel standartları* kapsayan nihai ‘kripto varlık kurallarını’ yayımladı. Ardından İngiltere Merkez Bankası, itibari para birimine endeksli *sterlin bazlı stablecoinler* için planlanan kullanıcı başına *tutar limitini* rafa kaldırdı; ihraççıların merkez bankasında tutmak zorunda olduğu *rezerv oranı* da yüzde 40’tan yüzde 30’a indirildi. Bu hamleler, *tüketici koruması* ile *piyasa büyümesini* aynı anda gözeten bir ayarlama olarak görülüyor.
Son değişiklikler en net biçimde *stablecoin politikası* tarafında kendini gösteriyor. Daha önce İngiltere Merkez Bankası, bireylerin sterline endeksli stablecoin varlıklarını 20 bin sterlin, şirketlerin ise 10 milyon sterlin ile sınırlandırmayı önermişti. Sektör temsilcileri ise bu yaklaşımı ‘yorum aşırı kısıtlayıcı yorum’ bularak sert şekilde eleştirmişti. Gerekçe netti: Stablecoin’ler, artık ağırlıklı olarak *ödemeler*, *maaş ödemeleri* ve *uluslararası transferler* gibi doğrudan kullanım alanlarında tercih ediliyor ve düşük limitler ölçeklenebilirliği ciddi biçimde baskılıyordu.
Visa ve Dune Analytics verileri de bu tabloyu destekliyor. 2023 Ocak–2026 Şubat arasında dolar dışı para birimlerine endeksli stablecoin sahiplerinin sayısı 30 kat arttı. Bu büyüme, *spekülatif alım satımdan* çok, *gerçek ekonomide kullanımın* yaygınlaşmasından kaynaklandı. İngiltere’nin stablecoin kısıtlarında geri adım atması, bu eğilimi ‘gecikmeli de olsa’ tanıyan bir politika dönüşü olarak görülüyor.
Buna karşın Londra, küresel yarışta uzun süre ‘aşırı temkinli’ duruşu nedeniyle eleştiri aldı. FCA’nın ağır işleyen lisans süreçleri, netleşmeyen operasyon standartları ve kripto reklamlarını sıkı şekilde sınırlayan *FinProm* kuralları, kripto şirketleri için yüksek giriş bariyeri yarattı. Bazı bankaların da *kara para aklama* riskini gerekçe göstererek kripto borsalarıyla çalışmaktan kaçınması, piyasayı daha da daralttı.
Aynı dönemde Avrupa Birliği, *MiCA* düzenlemesiyle stablecoin yarışında ciddi avantaj sağladı. Euro bazlı stablecoin’lerin aylık transfer hacmi, 270 milyon dolardan 8 milyar dolara sıçradı. ABD’de ise *GENIUS yasası* ile rezerv yapısı, itfa (geri ödeme) hakları ve şeffaflık standartları netleştirilerek görece tutarlı bir çerçeve oluşturuldu. Bu tablo içinde İngiltere’nin son hamleleri için sektörden gelen yorum, ‘yorum geç ama doğru yönde yorum’ şeklinde özetlenebilir. Ayrıca otoritelerin sektörle diyalog kurup taslağı bu geri bildirimlere göre revize etmesi, iş dünyası tarafından olumlu karşılanıyor.
Yeni paketlerin bir diğer kritik boyutu ise *kurumlar arası koordinasyon*. FCA ile İngiltere Merkez Bankası, stablecoin’ler için *ortak bir regülasyon şeması* üzerinde çalışacak; sistemik açıdan kritik sayılabilecek stablecoin ihraççılarına yönelik *ilave standartlar* hazırlanacak. Böylece daha önce dağınık kalan denetim yapısından kaynaklanan belirsizliklerin azaldığı bir çerçeve hedefleniyor.
Buna rağmen soru işaretleri sürüyor. Tek bir sterlin bazlı stablecoin için belirlenen 40 milyar sterlinlik toplam dolaşım sınırı, küresel ölçekteki büyük stablecoin’lerle kıyaslandığında hâlâ sınırlı görülüyor. Düzenleyiciler ileride bu eşikte revizyona açık olduklarını ima etse de, *rekabet gücü* açısından bakıldığında daha esnek bir tavan gerektiği görüşü ağır basıyor.
Planlara göre, 2027 Ekim’den itibaren İngiltere’de faaliyet gösteren tüm kripto varlık şirketleri yeni regülasyon rejimine uymak zorunda kalacak. Bu tarihe kadar kademeli istişare süreçleri, ikincil düzenlemeler ve uygulama rehberleri ile geçişin şekillendirilmesi bekleniyor.
Siyasi cephede ise *politika devamlılığı* kritik bir değişken haline geldi. Keir Starmer’ın başbakanlıktan ayrılışıyla birlikte yeni İşçi Partisi liderliğinin tutumu, kripto ve fintech stratejisinin geleceğini doğrudan etkileyecek. DeFi ekosistemi için çerçeve kurallar, dağıtık defter teknolojisi (DLT) kullanan şirketler için lisanslama ilkeleri ve vergilendirme modeli gibi birçok *temel dosya* hâlâ masada duruyor.
Sonuç olarak, İngiltere’nin gerçekten bir ‘küresel kripto varlık merkezi’ olup olamayacağı, *tutarlı ve sektör dostu* bir yaklaşımın ne kadar uzun süre korunacağına bağlı. Son düzenlemeler, piyasaya olumlu bir başlangıç sinyali veriyor. Ancak Avrupa ve ABD ile oluşan farkı kapatmak için, *stablecoin* başta olmak üzere kripto regülasyonunda devamlı, öngörülebilir ve yenilikçi adımlar atılması kritik önem taşıyor.
Yorum 0