ABD 10 yıllık hazine tahvili getirisinin %5,2 civarını aşması halinde, ekonomik yavaşlama ve kredi riskinin eş zamanlı büyüyebileceği uyarısı yapıldı. Mevcut faiz seviyesi bu eşiğin altında olsa da, yılın ikinci yarısında uzun vadeli faizler üzerindeki yükseliş baskısının sürdüğü belirtiliyor.
IBK Yatırım Menkul Değerler(IBK Investment & Securities) ekonomisti Jung Yong-taek(정용택), 15'inde yayımladığı raporda ABD 10 yıllık hazine tahvili için 'adil' faiz seviyesini yaklaşık %4,2, mevcut ekonomik döngüdeki kritik eşiği ise yaklaşık %5,2 olarak belirledi. Jung, ABD 10 yıllık tahvil getirisinin şu an %4,6 seviyesinde olup bu eşikten henüz uzakta olduğunu, ancak faiz artışını tetikleyebilecek pek çok etkenin bulunduğunu aktardı.
Jung, bu ekonomik döngüde Güney Kore faizlerinden çok ABD 10 yıllık tahvil getirisinin daha belirleyici bir değişken olduğunu vurguladı. Güney Kore'nin ekonomik büyümesinin büyük ölçüde yarı iletken ağırlıklı ihracata bağlı olduğunu, bu ihracatın da ABD'deki yatırım talebinden etkilendiğini belirtti.
ABD 10 yıllık hazine tahvili getirisi, küresel uzun vadeli faizler için referans kabul ediliyor. Faizler yükseldiğinde mevcut tahvillerin fiyatı düşüyor, şirketlerin ve devletlerin borçlanma maliyeti artıyor. Uzun vadeli faizlerdeki yükseliş, hisse senedi ve kripto para gibi riskli varlıkların iskonto oranını da etkiliyor.
Jung, gerçekleşen 10 yıllık faiz ile adil faiz arasındaki farkı standart sapma yöntemiyle analiz ederek eşik değerini hesapladı. %4,2'lik adil faize standart sapma eklendiğinde, bu döngünün üst eşiğinin yaklaşık %5,2 civarında olduğu sonucuna vardı.
Jung, "faizler üst bandın yakınına geldiğinde veya bu bandı aştığında, finansal koşullar endeksi, şirket tahvili stres endeksi ve öncü kredi endeksi gibi krediyle ilgili göstergelerin hızla kötüleşme eğiliminde olduğunu" söyledi. Bu, uzun vadeli faizlerin istatistiksel olarak alışılmadık bir bölgeye girmesi halinde, ekonomik göstergelerden önce kredi göstergelerinin sarsılabileceği anlamına geliyor.
Mart 2023'te yaşanan Silikon Vadisi Bankası(SVB) iflası da örnek olarak gösterildi. O dönemde hızlı faiz artışının birikmiş baskıyı ortaya çıkararak ekonomi ve borsa seyrini tersine çevirdiği belirtiliyor.
Ancak Jung, mevcut faiz seviyesinde ek bir yükseliş yaşansa bile ani bir ekonomik gerilemenin veya kredi riskinin somutlaşmasının pek olası görülmediğini değerlendirdi. %4,6 seviyesindeki 10 yıllık faizin, %5,2 eşiğine hâlâ mesafeli olduğu kanaatinde.
ABD'de uzun vadeli faizlerdeki son yükseliş, tahvil piyasasında zaten kendini gösteriyor. TokenPost daha önce, ABD 10 yıllık hazine tahvili ihalesinde kabul edilen getirinin %4,683'e yükselerek küresel finans krizinden bu yana en yüksek seviyeye ulaştığını aktarmıştı.
İhale getirisindeki yükseliş, yatırımcıların aynı vadedeki ABD tahvillerini satın almak için daha yüksek getiri talep ettiği anlamına geliyor. Bütçe açığı ve enflasyon patikasına ilişkin belirsizlik büyüdükçe, uzun vadeli tahvillere olan talep zayıflayabiliyor ve bu da faizleri yukarı itebiliyor.
Jung, yılın ikinci yarısında faiz artış baskısı yaratabilecek etkenler arasında bol likiditeyi, yüksek enflasyon seviyesini, büyük teknoloji şirketlerinin artan fon ihtiyacını ve Trump yönetiminin vergi indirimi politikasının yol açacağı bütçe yükünü sıraladı. Jung, "vergi indirimi politikaları hız kazandıkça ve ABD hükümetinin bütçesine ilişkin endişeler yaygınlaştıkça, faiz artışının hızlanma olasılığı var" dedi.
Uzun vadeli faizlerdeki yükseliş, Güney Kore piyasasını da dolaylı yoldan etkiliyor. Güney Kore'nin ihracat performansında yarı iletkenlerin payı büyük, yarı iletken talebi de sıklıkla ABD'deki yatırım eğilimiyle birlikte hareket ediyor.
ABD'deki faiz artışı yatırım talebini yavaşlatırsa, bu durum Güney Kore'nin ihracat ve şirket kâr beklentileri üzerinde de baskı yaratabilir. Buna karşılık, faiz artışı ekonomik iyileşme ve yatırım genişlemesiyle birlikte gerçekleşiyorsa, piyasanın yorumu farklı olabilir.
Riskli varlıklar üzerindeki etki de faiz artışının nedenine ve hızına göre değişiyor. Faiz artışı enflasyon endişesi ve bütçe kaygısından kaynaklanıyorsa baskı unsuru olarak okunuyor, ancak büyüme beklentisi de aynı anda fiyatlanıyorsa etkinin sınırlı kalabileceği değerlendiriliyor.
Jung, ABD'de ara seçimlerin yapılacağı yıl sonunu izlenmesi gereken bir dönem olarak işaret etti. Vergi indirimi politikalarının hız kazandığı ve ABD hükümetinin bütçesine dair endişelerin büyüdüğü bir dönemde, 10 yıllık faizin %5,2 eşiğine yaklaşıp yaklaşmayacağının ekonomik ve kredi riski değerlendirmesinde başlıca ölçüt olacağı öngörülüyor.
Yorum 0