Bitcoin(BTC) madenciliği artık yalnızca çevre dostu enerji kullanımını aşarak, küresel yeşil enerji dönüşümünün *öncüsü* haline geliyor. ESG (çevresel, sosyal ve yönetişim) uzmanı ve teknoloji yatırımcısı Daniel Batten, geçtiğimiz günlerde paylaştığı bir raporda Bitcoin’in iklim değişikliğiyle mücadelede somut katkılar sunduğuna dair *bilimsel veriler* ortaya koydu.
Batten, 24’ünde X (eski adıyla Twitter) üzerinden yaptığı ayrıntılı açıklamada, “Bitcoin madenciliği bu yüzyılın en *önemli sürdürülebilirlik inovasyonu* olabilir” yorumunu yaptı. 2021 yılında yalnızca %34 olan Bitcoin madenciliğindeki çevreci enerji kullanım oranı, son gelen güncel verilere göre %56,7’ye ulaştı. Bu veri, Batten, zincir üstü analist Willy Woo ve Dijital Varlık Araştırma Enstitüsü(DARI) tarafından yapılan ortak çalışmaya dayanıyor.
Batten’a göre madencilik, yalnızca enerji tüketen bir sistem değil, aynı zamanda *elektrik üreticileri için kazanç yaratan bir model*. Özellikle 10–15 yıl boyunca şebekeye bağlanmayı bekleyen yenilenebilir enerji projeleri için “*anında alıcı*” rolü üstleniyor. Bu da amortisman süresini 8 yıldan 3,5 yıla indirerek yatırımın geri dönüş süresini ciddi oranda azaltıyor. Yorum: Bu durum yeni yeşil enerjili projelerin finansal cazibesini artırabilir.
Ayrıca Bitcoin madenciliği, üretimi değişken olan güneş ve rüzgar santrallerine *esnek talep noktası* sağlayarak elektrik şebekelerinin güvenilirliğini de artırıyor.
Enerji tüketiminin büyük kısmının ısıtmaya ayrıldığı dünyada, Batten, *Bitcoin madenciliğinden çıkan atık ısıyı çevre dostu ısınma çözümü* olarak değerlendiriyor. Örneğin Marathon Digital(MARA), Finlandiya’da yaklaşık 80 bin kişilik bir topluluğa ısınma sağlayan bir sistem kurmuş durumda. Bunun yanı sıra, bazı şirketler Bitcoin madenciliğine dayalı ev tipi ısıtıcıları ticarileştirirken, Hollanda’da bir girişim serası bu yöntemle ısıtıyor.
Batten ayrıca Bitcoin madenciliğinin geçmişte terkedilmiş bazı teknolojilere *ikinci bir şans* verdiğine dikkat çekti. Bunun örneği olarak Batten, 1980’lerden bu yana maliyet nedeniyle terk edilen OTEC (okyanus termal enerji çevrimi) teknolojisini gösteriyor. Madencilik sayesinde bu sistem artık ulusal şebekeye ihtiyaç duymadan ekonomik olarak işletilebiliyor.
Afrika’nın kırsal bölgelerinde ise ‘Gridless Compute’ adlı proje aracılığıyla Bitcoin madenciliği temelli mikro şebekeler inşa ediliyor. Kenya, Malavi ve Zambiya’da bu modelle toplam 8.000 haneye elektrik sağlandığı belirtiliyor.
Madencilik ayrıca, çevreye zararlı metan gazı yayımı gibi durumlarda da çözümler sunuyor. Özellikle doğalgazla çalışan enerji santralleri, çöplüklerdeki metan salımı veya petrol sondajında açığa çıkan gazlar gibi *atık sera gazları*, madencilik işlemleri için kaynak haline getiriliyor. Böylece bu gazlar atmosfere doğrudan salınmak yerine üretime katkı sağlarken, *karbon emisyonları da azalıyor*.
Batten, “Bitcoin madenciliği ile azaltılan karbon oranı ağın genel salımının yaklaşık %7’sine karşılık geliyor” diyerek bu etkilerin verilerle net biçimde kanıtlandığını ifade etti. Sonucunda ise Bitcoin’in karbon azaltımı, yenilenebilir enerji yatırımı, şebeke dengesi ve enerji teknolojilerinin yeniden aktive edilmesi gibi etkileriyle birlikte *gerçek bir iklim çözümü* olduğunu açıkça ortaya koydu.
Yorum 0