Bu yılın başından itibaren Polymarket öncülüğünde yeniden gündeme gelen ‘tahmin piyasaları’, kripto para dünyasında dikkat çeken bir eğilim haline geldi. Özellikle %99’a varan başarı oranlarıyla işlem yapan otomatik hesaplar yatırımcıların ilgisini çekerken, bu hesapların ardındaki ‘otomasyon araçları’ da gündeme oturdu. Ancak yüksek kazançlara karşın, tam otonom işlem sistemlerinin her zaman garanti bir yol olmadığına dair uyarılar da yapılıyor.
Tahmin piyasalarında yatırımcılar, belirli bir olayın sonucunu tahmin ederek pozisyon alıyor. Bu olaylar merkez bankası faiz kararları gibi makroekonomik gelişmelerden, bir kripto projesinin ön satış rakamlarına kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Ancak %99 başarıya ulaşan bazı hesapların doğrudan bu olayları değil, fiyatlama sırasında ortaya çıkan ‘kısa vadeli dengesizlikleri’ hedef alarak kazanç sağladığı öne sürülüyor.
Örneğin Polymarket’te 'Account88888' adlı bir hesap, 10.000’in üzerinde işlemde neredeyse %99’luk başarı oranıyla dikkat çekti. Bu hesap, Bitcoin(BTC) fiyatına dair 15 dakikalık periyotlarda açılan tahmin piyasalarına odaklanmış durumda. Bu kullanıcı bir keresinde 35.900 dolar (yaklaşık 5,15 milyon TL) yatırım yaparak, yalnızca birkaç dakikada 62.860 dolar (yaklaşık 9 milyon TL) getirerek %175 oranında kâr elde etti. Bu kadar yüksek getirilerin arkasında ‘otomatik sistemler’ yani botlarla desteklenen işlemler olduğu düşünülüyor.
Polymarket kullanıcısı Marlow, bu tür otomatik hesapların piyasa yönü hakkında tahminde bulunmaktan ziyade, fiyatlama hatalarını tespit ederek ‘arbitraj stratejisi’ uyguladığını söylüyor. Tahmin piyasasında sadece iki seçenek yer alıyor: örneğin “yükselir” ya da “düşer”. Piyasa çok oynak olduğunda her iki pozisyonun fiyatı aynı anda düşebiliyor. Örneğin “yükselir” seçeneği 0,30 dolardan ve “düşer” seçeneği 0,35 dolardan işlem görüyorsa, toplamları sadece 0,65 dolar ediyor. Bu durumda her iki pozisyona da yatırım yapılırsa, olay gerçekleştiğinde en az 1 dolar geri alınarak garantili kâr sağlanabiliyor.
Botlar tam da bu zayıf anları hedef alıyor. Marlow bunu şöyle açıklıyor: “Yön tahmin etmiyorlar. Temel analiz yapılmaksızın gördükleri her hesaplanabilir fırsatı değerlendiriyorlar. Bu artık bir insan faaliyeti değil, tamamen algoritma işi.”
Otomasyon furyasının büyümesiyle birlikte, ‘Clawdbot’ gibi özel geliştirilmiş yazılımlar da öne çıkıyor. Şu anda ‘Moltbot’ ismiyle bilinen bu araç, kullanıcı bilgisayarlarına yüklenerek komut yürütme, tarayıcı kullanımı ve program kurulumuna kadar birçok işlemi otomatik hale getiriyor. Telegram, WhatsApp ve iMessage gibi uygulamalardan gönderilen mesajlar üzerinden alım-satım işlemleri tetiklenebiliyor.
Xmaeth takma adlı bir yatırımcı, bu sistemle sadece 100 dolarlık sermaye ve Polymarket için sağladığı API erişimiyle bir gün içinde portföyünü 347 dolara çıkardığını açıkladı. Paylaştığı gönderi sosyal medya platformu X’te 1,6 milyonun üzerinde görüntüleme aldı. Yatırımcıya göre mesaj net: “2026 yılı otomasyonun yılı olacak.”
Ancak işler bu kadar kolay değil. Otomasyona geçişin her yatırımcı için uygun olmadığını söyleyen uzmanlar, karmaşık kurulum süreçlerinin yanı sıra API erişimleri gibi teknik ayrıntıların da birçok kişi için yüksek risk barındırdığını vurguluyor. Ayrıca bu sistemlerin uzun vadede kârlılığının kanıtlanmamış olması da en büyük çekincelerden biri. Varlık hacmi büyüdükçe, küçük bir hata büyük mali kayıplara yol açabiliyor.
Bir diğer dikkat çeken nokta ise, piyasaya daha fazla otomasyon aracı girerse rekabetin artacağı gerçeği. Aynı arbitraj farkını aynı anda birden fazla kişi hedeflediğinde, kazançlar hızla düşüyor. Bu nedenle otomasyona geç gelen yatırımcılar için potansiyel gelir neredeyse sıfırlanabiliyor.
Son olarak düzenleyici kurumların yaklaşımı da önemli bir risk faktörü oluşturuyor. Zaten geçmişte de çeşitli yasal tartışmalara konu olan Polymarket gibi platformların, tam otomatik işlem sistemleriyle ilişkilendirilmesi halinde ‘izinsiz kumar’ ya da ‘piyasa manipülasyonu’ suçlamalarıyla karşı karşıya kalma ihtimali yüksek.
Bugünün en büyük sorularından biri şu: Otomasyon gerçekten bir devrim mi, yoksa kısa sürede solup gidecek bir trend mi? Emek ve gelir arasındaki ilişkiyi kalıcı şekilde değiştirebilir mi, yoksa regülasyonlar ve rekabet nedeniyle sınırlı bir alanda mı kalacak?
Unutulmaması gereken şey ise botların yalnızca bir araç olduğudur. Piyasayı asıl kazandıran unsur, ne kadar gelişmiş olursa olsun bir yazılım değil; piyasayı anlama becerisidir. Şu an için erken davrananlar kazançlı gibi görünüyor olabilir, fakat uzun vadede asıl farkı yaratacak olan yine de ‘içgörü’ olacak.
Yorum 0