‘Enerji, Zeka, Emek, Sermaye’... Kapitalizmin Geleceğini Belirleyecek 4 Unsur
Geleceğin kapitalizmi, enerji, zeka, emek ve sermaye gibi dört temel kaynağın kimde ne kadar olduğuna göre şekillenecek gibi görünüyor. Yapay zeka(AI), robot otomasyonu ve artan enerji ihtiyacıyla birlikte üretim ve sermaye sistemlerinin hızlıca yeniden tanımlandığı bir sürece girildiğine dikkat çekiliyor.
Clayton İnşaat’tan Başkan Yardımcısı Josh Kale, yakın zamanda verdiği bir röportajda “Kapitalizmi şekillendirecek dört ana unsur zeka, enerji, emek ve sermaye. Ancak bu dördü arasında sermaye genellikle diğer üçü mevcutsa doğal olarak ortaya çıkar” ifadelerini kullandı. Özellikle zeka konusuna dikkat çeken Kale, “AI devrimi zekayı bir ‘meta’ya dönüştürüyor. Bu sayede yakın gelecekte yapay zeka, kurumsal yeteneklerin temel direği haline gelecek” dedi. Ona göre her şeyin temelinde ise ‘enerji’ yer alıyor.
Kale’in uyarılarına göre, yapay zekaya yönelik altyapıların genişlemesiyle birlikte enerji talebi daha da kritik bir hâle gelecek. ABD’de kurulacak yapay zeka veri merkezlerinin ülke genelindeki enerji tüketiminin büyük bir bölümünü karşılayabileceği öngörülüyor. Kale, “GPU’ların büyük bölümünün üretimi tamamlandı. Ancak enerjideki yetersizlik sebebiyle bunların çoğu çalıştırılmadan ‘karanlık GPU’ olarak kalabilir” diyerek enerji sıkıntılarına dikkat çekti.
Yalnızca sermayeye sahip olmanın yeterli olmadığını belirten Kale, “Zeka ve enerji olmadan sermaye bir işe yaramaz. Bu nedenle dolar değil, watt, yani enerji birimi yeni nesil bir para birimine dönüşebilir” yorumunu yaptı.
Zekanın meta haline geldiği dünyada, emek kavramı da baştan aşağı değişiyor. Kale, yapay zeka ve robotik teknolojilerin birleşimiyle oluşacak yeni üretim düzeninde insan hatasının minimuma ineceğini ve ‘sürekli çalışan sınırsız iş gücü’nün ortaya çıkacağını savunuyor. Bu durumun şirketlerin verimliliğini artırırken, maliyetleri ciddi şekilde düşüreceğini düşünüyor.
Kale, yönetim kademelerini de etkileyebilecek bu dönüşüm için “AI, orta kademe yöneticilerin büyük bölümünü işlevsiz kılacak ve organizasyonların hiyerarşisi düzleşecek. Tüm şirket verileriyle bağlantılı bir büyük dil modeli(LLM), süreçleri uçtan uca otomatikleştirecek ve insan kararına ihtiyaç bile kalmayacak” görüşünü dile getirdi.
Böyle bir dönüşümden güçlenerek çıkacak şirketler, sermaye piyasasında daha fazla itibar kazanacak. Kale’e göre artık yeni yatırım değerlendirme çerçevesi, “hangi şirketin zeka, enerji, emek ve sermayeyi sıfıra yakın maliyetle edinebileceği” üzerine kurulacak.
Enerji darboğazını aşmak için önerdiği ilginç fikirlerden biri de ‘uzay veri merkezleri’. SpaceX’in geliştirdiği yeni nesil roketi Starship ve gelişmiş güneş paneli teknolojileri bu fikri destekleyecek unsurlar arasında yer alıyor. Uzayda inşa edilecek merkezler, hem enerji verimliliği hem de soğutma açısından Dünya üzerindekilere göre çok daha avantajlı olabilir.
“Uzaydaki koşullar, soğutma açısından çok elverişli ve güneş enerjisi burada 7-8 kat daha verimli. Sonunda yapay zeka eğitimi bu alanlara taşınmak zorunda kalacak” diyen Kale, AI sektörünün uzayda yepyeni bir pazar oluşturma potansiyeline sahip olduğunu da vurguladı.
Enerji konusundaki sınırlamaların zamanla Dünya genelinde krize dönüşeceğini dile getiren Kale, bu yarışın sonuçta ‘gezegen ötesine’ taşınacağını belirtti. “SpaceX, bu yıl içinde halka arz olursa bu vizyon daha da güçlü şekilde yayılır” şeklindeki yorumu, yatırımcılar açısından dikkat çekiciydi.
Kale, yeni teknoloji çağının kazananlarının Google(GOOG), Tesla(TSLA) ve SpaceX olacağını savunuyor. Google’ın ‘zeka’, Tesla’nın ‘robotik ve enerji’, SpaceX’in ise ‘uzay altyapısı’ konusunda rakiplerinden çok daha önde olduğunu iddia etti. “Bu üçlü, gereksinim duyulan kaynakları birbirini tamamlayacak şekilde sağlıyor. Bu birlikteliğe rakip olacak başka kimse yok” dedi.
Öte yandan Microsoft(MSFT), Meta(META) ve Apple(AAPL) gibi mevcut devler hakkında daha karamsar yorumlar yaptı. Microsoft’un nakit gücünün yüksek olduğunu ama yeterli inovasyon sergileyemediğini; Meta’nın müthiş insan kaynağına rağmen somut bir başarı ortaya koyamadığını; Apple’ın ise iPhone gibi güçlü bir markayı AI alanına entegre edemediğini belirtti.
Kale, “Geçmişin devleri zamanla hantal hale geliyor ve yön değiştirme yetenekleri zayıflıyor. Bu da onları geleceğin rekabetinde geriye itiyor. Artık önemli olan marka değil, sahip olunan ‘gerçek kaynaklar’ ve bu kaynaklarla üretilen gerçek değer” diye konuştu.
Sonuç olarak Kale’in görüşleri sadece teknoloji trendine ilişkin değil, tüm kapitalist sistemin yeniden yapılanmasına dair bir uyarı niteliği taşıyor. Zeka ve enerji gibi kaynakların paradan bile kıymetli olduğu bir piyasada, ‘kontrol’ en önemli güç haline gelebilir. Kale, “Burada artık mesele hız. Kim kaynakları daha önce, daha hızlı elde eder ve zeka tabanlı hizmetlerle pazarları şekillendirirse, geleceğin kazananı o olur” sözleriyle bu yarışın aciliyeti konusunda uyarıyor.
Yorum 0