ABD’de mahkumiyet kararı sonrası cezaevinde bulunan FTX kurucusu 샘 뱅크먼-프리드(Sam Bankman-Fried), bu kez ‘10가지 yalan’ başlıklı uzun bir metinle kendisine yöneltilen temel suçlamaları topyekûn reddetti. FTX iflas sürecinden yargılama aşamasına, medyada yer alan haberlerden şirket içi kültüre kadar hemen her konuda yerleşmiş anlatıları tek tek hedef alarak, ‘FTX aslında 지급불능 değildi, 고객 자금 da kaybolmadı’ iddiasını yineledi ve kendisini haklı göstermeye çalıştı.
뱅크먼-프리드, cezaevinden sosyal medya aracılığıyla paylaştığı yazısında FTX’in ‘gerçekte batık olmadığını ve 80억달러 tutarındaki müşteri varlığının kaybolmadığını’ savundu. Savcılık ile iflas idaresinin FTX bilançosu ve 고객 zararı konusunda ‘tamamen çelişkili bir anlatı’ kurduğunu ileri süren 뱅크먼-프리드, ABD Adalet Bakanlığı(DOJ), iflas idaresi ve basının oluşturduğu genel çerçevenin ‘olgularla uyuşmadığını’ iddia etti. Ayrıca davaya bakan yargıç 루이스 캐플런’ın kararlarının, ‘kendi savunma hakkını aşırı derecede sınırladığını’ öne sürdü.
뱅크먼-프리드’nin en sert karşı çıktığı başlıkların başında ‘FTX’in 지급불능 olduğu’ ve ‘müşteri varlıklarının buharlaştığı’ iddiası geliyor. Onun anlatımına göre savcılık, jüriye “FTX’i batırdı, müşterilere milyarlarca dolar zarar verdi” şeklinde bir tablo sunarken, iflas sürecini yürüten ekip mahkemeye “müşteri varlıklarının tahsili ve iadesi sürüyor” yönünde raporlar sundu. 뱅크먼-프리드, bu iki yaklaşım arasında temel bir çelişki bulunduğunu savunuyor.
Kendi CEO’luk dönemini referans gösteren 뱅크먼-프리드, o tarihte FTX’in aslında yükümlülüklerini karşılama kapasitesine sahip olduğunu iddia ediyor. Halen devam eden iflas sürecinde 고객lere alacaklarının yüzde 119–143’ü aralığında ödeme yapıldığı yönündeki planı da ‘şirketin özünde 지급불능 olmadığının kanıtı’ olarak öne çıkarıyor. Piyasada bu *fazla ödeme* meselesi tartışma konusu olmaya devam etse de, o bunu “başından beri 고객 parasını batırmadım” savunmasının temel dayanaklarından biri olarak kullanıyor.
Şirket içi kültüre dair ‘aşırı uç’ iddiaları da 뱅크먼-프리드’nin hedefinde. Medyada FTX ortamının ‘orgi partileri’ ile anılmasına neden olan ‘폴리큘(polycule) cinsel hayat’ söylentilerini, ‘şehir efsanesi’ düzeyinde abartı olarak niteliyor ve böyle bir kültürün hiç var olmadığını savunuyor.
Kendisi hakkında çizilen ‘lüks hayat’ portresini de büyük ölçüde ‘abartılı’ buluyor. FTX adına kayıtlı bir penthouse’un gerçekten bulunduğunu kabul ediyor; ancak bu konutu yalnızca yüzde 10 oranında, altı aylığına kiraladığını, bunun için ödenen tutarın da 5만달러 ile sınırlı kaldığını belirtiyor. Siyasi bağışlar ve diğer kişisel harcamaların ise FTX müşteri fonlarından değil, kendi gelirlerinden karşılandığını, bu harcamaların da hiçbir zaman kişisel kazancını aşmadığını vurguluyor.
FTX’in kısa sürede iflasa sürüklenmesine yol açan sürece dair anlatı da 뱅크먼-프리드 cephesinden farklı bir versiyonla sunuluyor. Genel kabule göre süreç, ‘çekim taleplerinin patlaması → karşılayamama → iflas başvurusu’ şeklinde ilerledi. Ancak 뱅크먼-프리드, kriz döneminde birden fazla taraftan likidite desteği ve stratejik yatırım teklifleri aldığını, üç gün içinde masaya gerçekçi finansman seçenekleri geldiğini ve kısmi çekim işlemlerinin yeniden başlatıldığını söylüyor. Buna rağmen hukuk danışmanlarının ısrarıyla iflas koruma başvurusuna zorlandığını ve sürecin kendi iradesinden bağımsız ilerlediğini öne sürüyor. Kendisini, o dönemi ‘likidite krizi, fakat 지급불능 değil’ diye tanımlayarak savunan 뱅크먼-프리드, eğer iflas yerine devralma veya yatırım seçenekleri değerlendirilseydi bugünkü tablonun çok farklı olacağını iddia ediyor.
Tartışmaların merkezinde yer alan Alameda Research ile ilişkiler konusunda da net bir savunma çizgisi benimsiyor. Marjin işlemlere aracılık eden borsalarda ‘tüm varlıkların her an yüzde 100 nakde çevrilebilir’ olmasının gerçekçi olmadığını dile getiriyor. Onun anlatımına göre FTX’in marjin ve ödünç verme programına katılan kullanıcılar, ortak bir teminat havuzu üzerinden kaldıraçlı işlem yapıyordu; Alameda Research de bu havuzun sıradan bir katılımcısıydı. 뱅크먼-프리드, “borsadaki varlıkların kayda değer bölümü bu marjin/borç verme programına bağlıydı, ancak bunun dışında kalan varlıklar çekim taleplerini karşılamaya yetecek likiditeyi sunuyordu” diyerek likidite yetersizliği iddialarını küçültmeye çalışıyor.
En yoğun tepki çeken başlıklardan ‘Alameda’ya para aktarmak için gizli bir arka kapı kodu’ oluşturulduğu suçlamasını da kesin bir dille reddediyor. Tartışma konusu olan hesap ayarları ve kodların, yalnızca ‘meşru ve makul fonksiyonlar’ için yazıldığını, Alameda’ya müşterilerden daha fazla borçlanma imkânı sağlayan gizli bir kanalın asla bulunmadığını savunuyor.
Uzun açıklamanın önemli bir bölümü, yargılama sürecine yönelik eleştirilerle dolu. 뱅크먼-프리드, Joe Biden yönetimindeki ABD Adalet Bakanlığı’nın(DOJ) ve iflas alacaklılar kurulunun, FTX dosyalarına erişim, tanıklarla temas ve medyadaki genel çerçeve üzerinde neredeyse tam kontrol sağladığını iddia ediyor. Bu koşullar altında kendi savunma hakkını gerektiği gibi kullanamadığını ileri sürüyor.
Davaya bakan yargıç 루이스 캐플런’ı da ağır şekilde eleştiriyor. 캐플런’ın dava öncesinde ‘ihtiyati tedbir’ seviyesinde ifade kısıtlamaları getirdiğini, sonrasında kefaletini iptal ettiğini ve yargılama sırasında FTX’in ödeme gücü ile *hukukçu tavsiyesiyle hareket etme* savunmasına ilişkin kilit delillerin jüriye sunulmasına engel olduğunu iddia ediyor. Kefaletin iptaline gerekçe yapılan ‘tanık baskısı’ suçlamasının da gerçekte ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savunan 뱅크먼-프리드, basına ilettiği bazı belgelerin olayı daha doğru yansıtma amacı taşıdığını, tanıkları baskı altına alma niyeti bulunmadığını öne sürüyor.
뱅크먼-프리드, New York’ta yeni bir yargılama talebiyle hukuki mücadelesini sürdürürken, piyasa tarafında bir dönem dillendirilen ‘Trump tarafından olası bir af’ beklentisi giderek zayıflıyor. Daha önce Binance eski CEO’su 창펑 자오(Changpeng Zhao)’nun Başkan Trump tarafından affedilmesi örneği gündeme getirilmiş olsa da, 뱅크먼-프리드 hakkında benzer bir senaryonun devreye girmesini ‘olası görmeyen’ analizler öne çıkıyor.
FTX’in yerel tokeni FTT, söz konusu açıklamanın ardından belirgin bir oynaklık sergileyemedi ve haberin yazıldığı sırada yaklaşık 0,34 dolar seviyesinde işlem görüyordu. Topluluk içinde FTX iflas alacaklarının tahsil oranları, kalan varlıkların satışı ve olası platform yeniden başlatma ihtimali gibi başlıklar tartışılmaya devam ediyor. Ancak genel beklenti, ‘uzun sürecek bir hukuki mücadele’ yönünde şekilleniyor.
뱅크먼-프리드’nin bu ‘10 yalan’ metni, sönümlenmiş görünen FTX skandalını yeniden gündemin üst sıralarına taşısa da, iflas prosedürü, ceza yargılaması ve siyasi dinamiklerin iç içe geçtiği mevcut tabloda tek taraflı açıklamaların piyasadaki genel algıyı kökten değiştirmesi beklenmiyor. Nihai olarak, üst mahkeme süreçlerinde ve olası yeniden yargılamada gündeme gelebilecek yeni deliller ve tanık beyanları, FTX çöküşü ile 샘 뱅크먼-프리드’yi çevreleyen ‘son anlatının’ yeniden yazılıp yazılmayacağını belirleyecek.
Yorum 0