Kripto girişimleri şu sıralar ‘alışılmadık’ derecede sert bir dış baskıyla karşı karşıya. DeFi balonu ve FTX çöküşü sonrasında piyasa beklentileri tamamen değişti; artık sadece ‘kripto yerlileri’ne hitap eden kapalı ekosistemlerle ayakta kalmak zorlaşıyor. Geleneksel finans ile kripto arasındaki sınır hızla silinirken, bu iki dünyayı gerçekçi biçimde birleştirebilen şirketlerin bir sonraki döngünün asıl kazananları olacağı konuşuluyor.
Kripto yatırımcısı ve builder olarak bilinen ‘더기(Dougie)’ bu tabloyu, 24’ünde (yerel saatle) yayımlanan Empire podcastindeki söyleşisinde anlattı. Ona göre şu anki piyasa psikolojisi, FTX dönemine denk ya da ondan bile kötü. Fiyat düşüşünden ibaret olmayan bu süreç, tüm endüstrinin ‘hayal gücü’ aşamasını geride bırakıp çok daha soğukkanlı bir ‘gerçeklik testi’ evresine girdiği bir kırılma noktası. Bu dönemde BlackRock(BLK) gibi dev TradFi oyuncuları alanını genişletirken, ‘saf spekülatif’ sermaye önemli ölçüde yapay zeka, savunma ve diğer teknoloji sektörlerine kayıyor.
더기, kripto yerli girişimler ile yatırımcıların ilk kez bu ölçekte ‘dış dünyanın’ meydan okumasıyla karşılaştığını vurguluyor. Önceki döngülerde hikâyeyi büyük ölçüde içeriden likidite ve iç anlatılar oluştururken, bugün regülasyon, makro koşullar ve geleneksel finans kurumlarının stratejileri doğrudan fiyat ve yön belirleyen ana faktörlere dönüşmüş durumda. Bu nedenle süreci ‘dışarıyla savaş’ değil, ‘dışarıya uyum sağlama(adaptation)’ dönemi olarak tanımlıyor. Kripto içi kültür ve jargonla büyüyen ekipler için bu sarsıcı bir dönüşüm; ancak bu boşluğu kapatabilen projeler daha büyük bir küresel sahnede büyüme fırsatı yakalayabilir.
BlackRock(BLK) gibi dev kurumların sektöre girişi bu açıdan tam anlamıyla ‘iki ucu keskin kılıç’. Kripto ETF’ler, tokenlaştırılmış menkul kıymetler, zincir üstü fon yapıları gibi araçlar pazarın tabanını genişletirken, likidite ve güven unsurlarını da geleneksel oyunculara doğru çekebilir. 더기, buradaki asıl meselenin “onlarla doğrudan rekabet etmekten çok, onların kurduğu yeni düzende kendi konumumuzu tanımlamak” olduğunu söylüyor.
Önümüzdeki dönemde ‘kripto’ kelimesinin bile anlamını yitirmeye başlayacağı görüşünde. Kullanıcılar açısından bakıldığında, hangi zincirin kullanıldığı ya da hangi token yapısının arkada çalıştığı ikincil; önemli olan ‘mevcut alternatife göre daha ucuz, daha hızlı ve daha kolay’ olup olmaması. Bu tabloda ‘kumarhane benzeri kripto’ segmentinin ağırlığının giderek azalması bekleniyor. 지금까지는 küçük bir azınlığın kazandığı, geri kalan çoğunluğun uzun vadede kaybettiği bir model hakimdi ve bunun geniş kullanıcı kitlesi için sürdürülebilir olmadığına dikkat çekiyor. Tamamen spekülatif alan ise tamamen yok olmayacak; fakat artık endüstrinin neredeyse tamamını oluşturan bir yapı olmaktan çıkıp, pazarın sadece bir köşesine sıkışacak.
Başarılı uygulamaların bundan sonra iki kitleyi aynı anda tatmin etmesi gerektiği görüşü öne çıkıyor: ‘zaten on-chain’e alışık’ mevcut kripto kullanıcıları ve kripto bilgisi neredeyse olmayan yeni gelenler. Sadece dışarıdaki kitleyi hedeflemek riskli, çünkü giriş bariyerleri ve regülasyon yüksek; sadece içeriye oynamak ise pazarın hacmini fazlasıyla küçültüyor. 더기’ye göre ‘iki grubun kesişim bölgesini’ akıllıca tasarlayan ekipler asıl kazananlar olacak.
Piyasa psikolojisine dair tespitleri ise oldukça soğuk. Şu anki duyarlılığı FTX dönemine benzetirken, projelerin ve yatırımcıların yorgunluk ve alaycılık düzeyinin önceki hiçbir döngüde bu kadar derin olmadığını söylüyor. Piyasadan tamamen gözünü çeviren, yani fiilen oyundan çıkan yatırımcı sayısının da bu kadar yüksek olduğu bir dönem görülmemişti. Sermaye akışlarında da bariz bir kayma var: Önceki döngülerde kriptoya yönelen ‘macera sermayesi’nin kayda değer kısmı bugün yapay zeka, savunma teknolojileri ve diğer yüksek büyüme anlatılarına akıyor. 더기 bunu, “normalde kriptoya girecek spekülatif talebi emen bir tür ‘vampir saldırısı’” olarak tarif ediyor. Bu, kripto projeleri açısından bakıldığında; artık yalnızca yatırım turu ve token arzı ile eski dönemdeki kadar kolay fonlama sağlanamayacağı anlamına geliyor.
Onun yorumuyla, 2020 sonrası DeFi ve NFT fırtınası ‘her şeyin hayal edilebildiği’ bir aşamaydı. Artık ‘hayal sonrası’ döneme geçildi; projelerin gerçek gelir-gider tablosu, regülasyon uyumu ve farklı risk türleri somut biçimde hesaplanmak zorunda. Bu süzgeçten geçtiğinde, şimdiye kadar kriptoda açık ve net ‘ürün-pazar uyumu’ yakalamış alanların aslında çok sınırlı olduğu ortaya çıkıyor: *‘kelime’*‘token ihracı’, *‘kelime’*‘stabil kripto paralar’ ve *‘kelime’*‘süresiz vadeli işlemler (perpetuals)’ üçlüsü.
Token ihracı, projeler için sermaye toplama ve topluluk kurma aracı olarak tartışmasız bir talep gördü. Stabil kripto paralar, başta Tether(USDT) olmak üzere piyasanın temel ödeme ve takas altyapısına dönüştü. Perpetual sözleşmeler ise kaldıraçlı spekülasyon iştahını toplayarak devasa hacim ve komisyon üreten bir ürün sınıfı haline geldi. *yorum* Burada doğrudan ismi verilmeyen ama pazardaki fiili ‘kazananlar’ arasında Binance gibi merkezî borsalar da anlaşılan örnekler arasında. *yorum*
Sorun şu ki, bu üç alandaki asıl kazananların neredeyse tamamı merkezî şirketler. 더기, Tether(USDT) için “temelde banka hesabındaki 1 doların IOU’su” benzetmesini yapıyor; yani ürün pratikte oldukça geleneksel. Bu durum, kriptonun orijinal ‘maksimum merkeziyetsizlik’ idealinden uzak bir gerçekliği yansıtıyor: Kullanıcılar felsefeden çok güvenlik ve kullanım kolaylığına öncelik veriyor.
Gelecek için umut vadeden alanlar olarak ise ‘tahmin piyasaları’ ve ‘mahremiyet/özel hayat’ odaklı projeleri öne çıkarıyor. Küresel ölçekte belirsizlik arttıkça tahmin piyasalarının gerçek değer sunabileceğini, zincir üstü aktiviteler günlük hayatın parçası haline geldikçe de kullanıcıların gizlilik için ödeme yapma isteğinin artacağını düşünüyor.
Bu noktada kripto ekosisteminin kendi mitlerini de gözden geçirmesi gerektiği görüşünde. *‘kelime’*‘Her kullanıcının merkeziyetsizlik ve sansür direncini en önemli kriter olarak göreceği’ varsayımı, onun gözünde sınavdan kaldı. Gerçekte hız, maliyet ve kullanıcı deneyimi çoğunluk için belirleyici; yüksek derecede merkeziyetsizlik ise nispeten daha küçük bir kullanıcı grubu için temel kriter. Bu nedenle “maksimum merkeziyetsizliğin en doğru yol olduğu” inancı çoktan rafa kalkmış durumda. Yerine, “hangi noktaya kadar zincir üstünde ve dağıtık olmak gerekiyor, hangi kısımlar daha verimli şekilde merkezî kalabilir?” sorularına odaklanan *‘kelime’*‘pragmatik’ bir yaklaşımın geçmesi gerektiği belirtiliyor.
Bir diğer önemli tespit, bir sonraki nesil büyük şirketlerin saf kripto yerli toplulukları merkez alarak doğmayacağı. 더기’ye göre gelecek döngünün liderleri, zincir üstü altyapıyı kullanacak ama çıkış noktasını çok spesifik müşteri problemlerini çözmekten alacak. *‘kelime’*‘Token var mı yok mu, merkeziyetsizlik puanı kaç?’ gibi sorular ise işin başlangıç çerçevesi olmamalı.
Geleneksel finans (TradFi) ile blokzincir ilişkisine bakarken uzun vadeli iyimserliğini koruyor. Ona göre TradFi, blokzinciri yalnızca “biraz verimlilik katan yan araç” olarak değil, kendi amaçlarına çok iyi uydurulmuş ana bir teknoloji olarak kullanacak. Ancak çoğu büyük şirket ve finans kurumunun, bugün mevcut halka açık zincirleri doğrudan kullanmak yerine kendi çözümlerini inşa etmesi daha olası. Regülasyon, veri kontrolü ve maliyet yapısı açısından ‘kendi zincirini’ kullanmak çok daha cazip görünüyor.
Bu ‘kurumsal zincirler’ yatırımcılar için çok cazip olmayabilir; şirketler kazancın büyük kısmını kendilerine ayırıp, kullanıcılar ve token sahiplerine sınırlı bir getiri payı bırakabilir. Yine de yüz milyonlarca–milyarlarca kullanıcıyı on-chain dünyaya taşıyacak bir ‘geçit’ rolü oynama potansiyeli taşıyorlar. Şirketler, token ekonomisini kullanarak maliyetleri bir tür enflasyon üzerinden kullanıcılara yansıtabilir ve bu sayede hızlı kullanıcı büyümesi yakalayabilir.
Altyapı tarafında ise, yeni genel amaçlı Layer1(L1) ve Layer2(L2) projelerine yönelik talepte belirgin bir yorgunluk var. *‘kelime’*“Özel bir neden yoksa yeni genel amaçlı L1/L2 tasarlama oyunu büyük ölçüde bitti” tespiti, Ethereum(ETH), başlıca L2 çözümleri ve Solana(SOL) gibi halihazırda yerleşik zincirlerin ağırlığını işaret ediyor. Bu tablo içinde, *‘kelime’*“sadece bir tane daha genel zincir” yaratmanın hem likidite hem de farklılaşma açısından çok zor hale geldiği belirtiliyor.
더기, yatırımcı bakışıyla asıl kriteri net koyuyor: *‘kelime’*“Gerçekten var olmalı dediğim bir uygulama var ama bugünkü altyapı yetersizliği yüzünden çıkamıyorsa, o sorunu çözen altyapı iyi bir yatırım.” Bunun tersinden okuması da önemli: Uygulama seviyesinde çözülebilecek bir problemi yeni bir zincir kurarak çözmeye çalışmak artık yalnızca ‘yeni zincir yorgunluğu’ yaratıyor. Bu çerçevede, uzun vadede anlamlı değer biriktirebilecek token sayısının da çok kısa bir listeyle sınırlı kalacağı uyarısını yapıyor. Bir token’ın kalıcı değer taşıması için, zamanla kullanımı ve önemi artan bir altyapı ya da protokol üzerinde çalışması şart. Sadece teşvik programı ya da hikâye anlatısıyla sonraki döngüyü atlatmak ise giderek zorlaşıyor.
Yatırım ortamı da temelden değişmiş durumda. 더기, bugünkü kripto piyasasını *‘kelime’*“artık neredeyse tamamen hisse seçme (stock picking) piyasası” olarak niteliyor. Önceki döngülerde “piyasayı genişten al, nasılsa bir noktada hepsi yükselir” stratejisinin çalışabildiğini, ancak bugün proje bazlı regülasyon riski, token ekonomileri, gerçek gelir ve talep profillerinin o kadar farklılaştığını, artık detaylı analiz yapılmadan pozisyon almanın çok riskli olduğunu söylüyor. Ayrıca şu anki ortamda başarılı olmak için geliştirme, regülasyon, likidite ve zamanlama gibi birçok değişkenin aynı anda ‘yıldızların hizalanması’ misali mükemmele yakın biçimde oturması gerektiğini düşünüyor. Olumsuz sürprizlerin olumlu haberlere göre daha sık geldiği bu dönemde, yatırımcı psikolojisi de doğal olarak savunmada.
Buna rağmen, kripto döngülerine özgü sert tepki potansiyelinin hâlâ geçerli olduğunu vurguluyor. *‘kelime’*“İlgisizlik ve vazgeçişin piyasayı yıkayıp geçtiği (washout) bir aşama tamamlandığında, satış baskısının tükendiği bir zeminde yavaş yavaş alım başlar. O anda risk iştahı geri dönerse fiyatlar hâlâ inanılmaz sert hareket edebilir.” Bu bakışa göre, bugünkü derin durgunluk bir sonraki hızlı ralli döneminin tohum yatağı olabilir.
더기, bu yüzden “en düşük güven döneminin en büyük fırsat dönemi” olduğunun altını çiziyor. Kalabalığın çoğu bir varlığı unutmuş, hatta aktif biçimde kötümserken pozisyon alanların, sonraki döngüde ödüllendirildiğini hatırlatıyor. Uzun vadede ise kripto ödeme ve takas altyapısının (kripto ‘rail’leri) geleneksel sistemi geride bırakacağına inancını koruyor. Gerçek anlamda TradFi kullanan herhangi birinin, kripto altyapının ne kadar verimli olduğunu hızlıca fark edeceğini söyleyerek; anlık transfer, 7/24 mutabakat, küresel erişim ve görece düşük aracı maliyetleri gibi avantajların, kullanım deneyimi ve regülasyon olgunlaştıkça doğal yoldan kripto tabanlı sistemlere talep yaratacağını savunuyor.
Kısa vadede FTX sonrası dönemi aratmayacak kadar sert bir iklim olduğuna dair değerlendirmeler yaygın olsa da, 더기, bugünkü soğuma evresinin gelecek döngünün verimli toprağı olacağına inanıyor. Yalnızca hayal gücüyle ayakta duran projeler eriyip giderken, gerçekten somut problemleri çözen girişimler ile geleneksel finans ve büyük teknoloji şirketleriyle kesişim alanında çalışan oyuncuların, bir sonraki büyük kazananlar olacağı öngörüsü öne çıkıyor.
Yorum 0