탈merkezî finans(DeFi) piyasası olgunlaşma aşamasına girdikçe, sayısı artan token’lar ve karmaşık protokoller arasında ‘neyin güvenli olduğu, nerede ve nasıl risk alındığı’nı süzen ‘kürasyon(seçme/eleme)’ işlevi temel altyapı haline geliyor. On‑chain riski ayrıntılı biçimde analiz ve izole edemeyen yapılarda, DeFi’nin özgün ‘birleşebilirlik(composability)’ özelliğinin büyük çaptaki kazalara yol açabileceği de vurgulanıyor.
Tokenlaştırılmış varlıklar ve DeFi piyasasına odaklanan risk kürasyonu şirketi ‘Birch Hill’ ortak kurucusu Bhavin Vaid, yakın tarihli bir röportajında erken dönem kripto piyasasındaki ‘kaosu’ düzenleyen kritik unsur olarak ‘kürasyon’u öne çıkardı. Geçmişte 1RoundTable Partners’ta dijital varlık ekosisteminden sorumlu bir yatırım uzmanı olarak çalışan Vaid, bugün on‑chain varlıkları ve protokolleri seçip değerlendiren bir küratör olarak faaliyet gösteriyor.
Vaid’e göre *risk küratörü* yalnızca araştırma raporu sunan bir analist değil, DeFi piyasasında ‘fiyat keşfi’ ve ‘piyasa etkinliği’ni belirleyen gizli düzenleyici konumunda. Teminat varlıklarının sağlığı, protokol tasarımı ve likidite yapısı gibi unsurları bir arada değerlendirerek kredi verme/borçlanma faizlerinin makul düzeyde oluşmasına yardımcı oluyor. İyi tasarlanmış *kürasyon* sayesinde kullanıcılar yüzlerce varlık arasından daha rasyonel seçim yapabiliyor, sermaye de görece sağlam varlıklara akıyor.
Vaid, “Artık küratörler basit sıralama tablosu ya da rapor sağlayıcısı olmaktan çıkıp ‘altyapı sağlayıcısı’na dönüşüyor” diyor. Bazı projeler, kürasyon motorlarını doğrudan on‑chain altyapı bileşeni olarak sunuyor ve diğer DeFi servisleri bu motorları aynen entegre ediyor. ‘yorum Bu yapı, ileride DeFi genelinde iş modellerini ve mimariyi dönüştürebilecek bir katman olarak görülüyor.’
DeFi’ye yönelik güven kaybının temel sebeplerinden biri olarak Vaid, ‘şeffaflığın kalitesi’ni öne çıkarıyor. On‑chain veriler teoride herkese açık olsa da, pek çok kullanıcı hangi ürünü, hangi yapı içinde, hangi risklerle alıp sattığını gerçekten anlamadan protokolleri kullandı. Çeşitli çöküş vakalarında, yatırımcılar hangi risklere maruz kaldıklarını ancak sonradan fark ederek büyük hayal kırıklığı yaşadı. Yüksek getiri ve ‘güvenli yapı’ vaat eden birçok ürünün arkasında, aşırı kaldıraç, tek bir varlığa aşırı bağımlı teminat, yetersiz oracle tasarımı gibi kritik açıklar bulundu.
Bu tür başarısızlık örnekleri, yeni DeFi yatırım ürünleri ve tokenlaştırılmış varlıkların tasarımına artık doğrudan yansıyor. Getiriden çok ‘yapısal şeffaflık’ ve ‘risklerin net açıklanması’ öne çıkarken, kurumsal yatırımcılar da özellikle bu konularda detaylı bilgi talep ediyor. Vaid, “Şeffaflığı artıran yönde evrimleşme, DeFi stratejilerinin geleceğini belirleyecek” değerlendirmesini yapıyor.
DeFi’nin cazip yönlerinden biri olan ‘composability’, yani farklı protokollerin serbestçe birbirine eklenebilmesi, risk tarafında ise zincirleme çöküş riski yaratıyor. Tek bir oracle’daki fiyat sapması ya da bir stabilcoin’in depeg yaşaması, bunu teminat gösteren kredi, türev ve farming pozisyonlarının domino etkisiyle tasfiye olmasına yol açabiliyor. Vaid, “Tek bir oracle’daki depeg, devasa çaplı zincirleme likidasyonları tetikleyebilir” diyerek, bundan sonraki DeFi tasarımlarının kaçınılmaz şekilde ‘risk izolasyonu(isolation)’na yöneleceğini öngörüyor. Yani tekil varlık veya pozisyonlardaki kaybın tüm havuza ya da diğer protokollere bulaşmasını önleyen bölmeli yapılar giderek standart haline gelecek.
Vaid, kullanıcı korumasında başarısız olan platformların uzun vadede kullanıcıyı geri kazanamayacağını belirterek, sadece ‘yüksek getiri’ pazarlayan yapılardan ziyade, ‘risk alanının nerede başlayıp nerede bittiğini net biçimde sınırlayıp gösteren’ protokollerin daha kalıcı rekabet avantajı elde edeceğini savunuyor. ‘yorum Kullanıcı sadakatinin asıl kaynağı, getiri oranından çok risk yönetimine duyulan güven olarak tanımlanıyor.’
Altyapı katmanı tarafında Vaid, DeFi ekosisteminin temeli olarak Ethereum(ETH) ve Solana(SOL) ağlarını öne çıkarıyor. Sadece teknik kapasite değil, *likidite derinliği* de bu iki zinciri diğer katman 1 projelerden ayrıştıran ana unsur olarak görülüyor. Kurumsal sermayenin, büyük likidite ve test edilmiş altyapısı olan zincirlere öncelikle gireceği; bu nedenle blok alanı rekabetinde şimdilik Ethereum ve Solana’nın üstünlüğünü koruyacağı öngörülüyor.
Vaid ayrıca merkezi finans(CeFi) ile DeFi birleşimini “finansal ürünlerin evriminde kaçınılmaz aşama” olarak nitelendiriyor. Örnek olarak Morpho’nun(Morpho) geleneksel finansın kredi skorlama sistemlerini on‑chain kredi protokolleriyle birleştirerek yeni bir kredi piyasası inşa etmesini gösteriyor. Önümüzdeki dönemde daha fazla protokolün, CeFi tarafındaki regülasyon ve kimlik altyapısını DeFi’nin likidite ve otomasyon avantajlarıyla birleştiren *hibrit* modeller benimsediği görülüyor. Bu tür birleşmelerin özellikle kurumsal yatırımcı katılımını ve regülasyon dostu ürün tasarımını hızlandırabileceği vurgulanıyor. Vaid, “CeFi ve DeFi’nin birbirini nasıl tamamladığını doğru anlamak, gelecek stratejilerinin merkezinde yer alacak” diyor.
Vaid’in en güçlü eğilimlerden biri olarak gördüğü alan ise *tokenizasyon*. Fon, tahvil, gayrimenkul, özel kredi gibi geleneksel finans ürünlerinin on‑chain token’lar halinde ihraç edilmesi, bu varlıkların teminat gösterilerek kısa vadeli likidite sağlanmasını mümkün kılıyor ve kredi(lending) piyasasında yapısal dönüşüm yaratıyor. DeFi kredi protokolleri açısından, zincire taşınan yüksek kaliteli teminatlar arttıkça piyasanın hem büyüyeceği hem de risk kombinasyonlarının çeşitleneceği öngörülüyor.
Vaid, kredi piyasasının “on‑chain varlık hacmi arttıkça doğrudan kazanan taraf” olacağını belirterek, özellikle “yıllık %8–11 bandında getiri sunan kredi temelli tokenlaştırılmış varlıkların” önümüzdeki dönemde ciddi büyüme potansiyeline sahip olduğunu savunuyor. Ancak bu ürünlerin sürdürülebilir olabilmesi için, ihraççıların *kısa vadede bireysel yatırımcıyı sömüren* bir model yerine ‘verimlilik artışı’na odaklanması gerektiğini vurguluyor. Akıllı kontratlar aracılığıyla hukuki sözleşme ve mutabakat süreçlerinin koda dökülmesi, aracı komisyonları ve bürokratik maliyetleri azaltarak, toplam maliyet yapısını düşürebiliyor. Vaid, “Küçük yatırımcıyı ezen modeller uzun süre yaşayamaz; regülatör ve kurumsal sermaye girdiğinde, şeffaflık ve verimliliği öne çıkaran ürünler zorunlu olarak öne geçecek” görüşünde.
Birch Hill’in risk değerlendirmesinde öncelikli kriterler ‘operasyon geçmişi’ ve ‘partner yığını(partner stack)’. Sadece kod denetim raporlarına bakmak yerine, protokolün faaliyet süresince ne tür olaylar yaşadığı, kimlerle hangi altyapıları birlikte kullandığı gibi unsurlar da hesaba katılıyor. Böylece *karşı taraf riski(counterparty risk)* hem nicel hem nitel boyutlarıyla ölçülmeye çalışılıyor.
Güvenlik tarafında Vaid, kripto ekosistemindeki çok sayıdaki saldırı haberinin önemli bölümünün, akıllı kontrat açıklarından değil *phishing* gibi insan kaynaklı hatalardan kaynaklandığını hatırlatıyor. Sahte linklere tıklama, özel anahtar sızdırma, yanlış imza onayları gibi *operasyonel güvenlik* zafiyetleri başlıca etken. Bu nedenle DeFi projeleri ve servis sağlayıcılarının, akıllı kontrat güvenliği kadar iç süreçler ve kullanıcı eğitimi konularına da ağırlık vermesi gerektiği vurgulanıyor. Özetle, DeFi risk yönetiminde ‘kod incelemesi’ ve ‘on‑chain veri analizi’ zorunlu unsurlar olsa da, gerçek kazaları önleme açısından operasyonel güvenlik ile partner ve hizmet sağlayıcıların güvenilirliğinin aynı derecede önemli olduğu mesajı veriliyor.
Tokenlaştırılmış varlıklar ve on‑chain fon yapılarında *net varlık değeri(NAV)* takibi, Vaid’e göre en kritik başlıklardan biri. Yatırımcı güveni için her varlığın güncel değerinin ne olduğu ve hangi esasa göre hesaplandığının net olması gerekiyor; bu halkada yaşanacak bir zafiyet, piyasanın genel güvenini sarsabiliyor. NAV’ın yanlış raporlanması ya da hatalı açıklanması, sadece on‑chain dünyaya özgü değil; kapalı uçlu fonların bilançosunda likit olmayan varlıkları aşırı şişirmesi ya da halka arz sürecinde piyasa fiyatıyla beyan edilen NAV’ın kalıcı biçimde ayrışması gibi örneklerin geleneksel tarafta da sıkça görüldüğü hatırlatılıyor. Vaid, hem on‑chain hem off‑chain varlıklarda ‘doğru değerleme’ ve ‘şeffaf açıklama’nın yatırımcı güveni ve piyasa istikrarı için temel şart olduğunu, kripto endüstrisinin geleneksel finansla rekabet ve işbirliği yürütebilmesi için bu alanda daha yüksek standartlar koyması gerektiğini savunuyor.
Gelir modeli bakımından Vaid, DeFi ve on‑chain finans oyuncularının ana kaynaklarını ‘danışmanlık’ ve ‘varlık yönetimi ücretleri’ olarak ikiye ayırıyor. Proje ve kurumsal müşterilere yapı tasarımı, risk analizi ve on‑chain dönüşüm stratejisi sunulan danışmanlık gelirleri ile, fiilen yönetilen varlıklar üzerinden alınan yönetim ücretleri öne çıkıyor. Vaid, danışmanlığın “sadece ücretli bir tavsiye hizmeti değil, müşteriyle güven bağı kurup bunu uzun vadede varlık yönetimi ve ortak ürün lansmanlarına taşıyan bir kapı” olduğunu belirtiyor. Geleneksel varlık yöneticileri ve kurumların önemli bir kısmının orta‑uzun vadede on‑chain tarafa geçme baskısı yaşadığını; bu geçişte teknoloji, regülasyon ve risk yönetimini birlikte ele alacak ‘eşlikçi’ kurumlara duyulan ihtiyacın büyüyeceğini öngörüyor.
İleriye dönük olarak risk kürasyon piyasasının, geniş yelpazeli oyunculardan çok, ‘uzmanlaşmış küratörler’ etrafında şekillenmesi bekleniyor. Belirli varlık sınıflarına (gayrimenkul, özel kredi, altyapı tahvilleri vb.) veya belirli zincir/protokollere odaklanan küratörlerin, o alanlarda geleneksel kredi derecelendirme kuruluşları kadar derin analiz sağlayacağı bir yapı öne çıkıyor. Vaid mevcut durumu, “Nitelikli fiziki varlıkları on‑chain’e taşımak isteyen sermaye çok, ama ürün arzı son derece kısıtlı” şeklinde özetliyor. ‘yorum Bu tablo, tokenlaştırılmış reel varlıklara yönelmeyi bekleyen ‘yer arayan sermaye’ havuzuna işaret ediyor.’ Uzman küratörlerin, bu süreçte belirli bir fiziki varlığın hukuki yapısı, teminat değeri ve nakit akışı istikrarını ayrıntılı inceleyip on‑chain yatırımcıya aktaran bir filtre işlevi göreceği belirtiliyor. Ülkeler arası farklı regülasyon, vergi ve muhasebe standartları nedeniyle zorlu bir süreç olsa da Vaid, uzmanlaşma ve reel varlıkların on‑chain’e taşınmasının artık geri dönüşü olmayan bir eğilim haline geldiğini, DeFi büyümesinde önemli bir sacayağı olacağını düşünüyor.
Finans sektörünün on‑chain dönüşümü bağlamında Vaid, tartışmanın artık “yapılıp yapılmayacağı” değil, “ne zaman ve nasıl yapılacağı” eksenine kaydığını söylüyor. Regülasyon ve iç süreçler dönüşümü yavaşlatsa da yönelim netleşmiş durumda. Morpho v2(Morpho v2) gibi güncellemelerin, on‑chain kredi piyasalarında daha gelişmiş risk ayrıştırması, özelleştirilmiş kredi yapıları ve kurumsal dostu fonksiyonlar sunduğu; bu sayede geleneksel finans kuruluşlarının deneyebileceği araç setinin genişlediği ifade ediliyor. Vaid, henüz erken aşamada olunsa da dünya genelinde büyük finans kurumlarının “hangi varlıkları ne zaman on‑chain’e taşıyacakları ve hangi adımları otomatikleştirecekleri” üzerine somut planlamalar yaptığını aktarıyor.
Bitcoin(BTC) teminatlı kredi yapıları halihazırda pek çok DeFi ve merkezi platformda deneniyor. Vaid, bunu uzun vadeli Bitcoin sahipleri için “son derece güçlü bir araç” olarak tanımlıyor; zira yatırımcılar Bitcoin’lerini satmadan kısa vadeli likidite sağlayıp kaldıraçlı pozisyon, diğer yatırım ya da tüketim amaçlı kullanabiliyor. Özellikle konut kredisi(mortgage) alanında Bitcoin’i kredi değerlendirmesi ve teminat yapısına dahil etmeye yönelik fikirlerin yavaş yavaş dillendirildiği belirtiliyor. Bunun için, on‑chain ortamda geniş çaplı kullanılabilir *itibari para* (dolar, euro vb.) altyapısı şart. Mevcut stablecoin piyasası hızla büyüse de, henüz “fiat paranın doğrudan on‑chain’de kullanıldığı” olgunluğa ulaşmadığı değerlendirmesi yapılıyor. Vaid, daha fazla itibari paranın on‑chain’de büyük ölçekte kullanılabilir hale gelmesiyle hedge ve kredi yapıların çok daha gelişmiş hale geleceğini, bu alanın hâlâ açılmamış “büyük oyun sahası” olduğunu söylüyor.
DeFi ve stablecoin’lerin, geleneksel banka mevduatları ve özel kredi(private credit) piyasasıyla doğrudan rekabet ederek büyüdüğü gözlemleniyor. Vaid, “Bankalar ve özel kredi şirketleri arasında stablecoin ve on‑chain kredi piyasası üzerinde belirginleşen bir rekabet var” tespitini yapıyor. Özellikle özel kredi oyuncuları için blokzincire geçiş yönünde güçlü teşvikler söz konusu; on‑chain ihraç ve mutabakat, aracı komisyonlarını ve işletme giderlerini azaltırken, yatırımcılara daha yüksek getiri sunma ve yine de kârlılığı koruma imkânı veriyor. Bu ‘maliyet avantajı’, on‑chain dönüşümün başlıca itici güçlerinden biri olarak görülüyor. Stablecoin benimsenmesinde de yalnızca kullanım kolaylığı değil, hangi tarafın daha verimli mevduat ve kredi altyapısı kuracağı belirleyici olacak. Vaid, “Blokzincir adaptasyonunun gerçek motivasyonu teknolojiden çok ekonomi; kâr yapısı ve teşviklerin doğru hizalandığı taraf piyasayı kapacak” yorumunu yapıyor.
Geleneksel finans aktörlerinin on‑chain tarafa taşınması, yalnızca bir blokzincir düğümü çalıştırmanın çok ötesine geçiyor. Uyum(compliance) süreçleri ve çeşitli üçüncü taraf(3rd‑party) hizmetlerin bütüncül entegrasyonu gerekiyor. KYC/AML, raporlama yükümlülükleri, muhasebe ve vergi süreçlerinin, blokzincir tabanlı altyapıyla uyumlu şekilde yeniden kurgulanması şart. Vaid bu dönüşümü, 2000’lerden itibaren menkul kıymet piyasalarını dönüştüren ‘dijital brokerlik’ dalgasına benzetiyor. Nasıl ki online aracı kurumlar ve mobil işlem uygulamaları geleneksel brokerliği değiştirdiyse, on‑chain brokerlik ve dijital varlık aracılık modelleri de finans hizmetlerini yeniden şekillendiriyor. Tarihsel olarak büyük finansal dönüşümlerin, regülasyon, teknoloji ve iş modelinin aynı anda değiştiği dönemlerde gerçekleştiğini hatırlatan Vaid, blokzincir tabanlı on‑chain operasyonda da benzer bir örüntü görüyor. Başarılı bir on‑chain dönüşüm için, çıplak teknolojiden ziyade, etrafındaki regülasyon ve altyapı ekosisteminin ne kadar sıkı örüldüğünün belirleyici olduğunu vurguluyor.
Genel bir çerçeve sunan Vaid’e göre, DeFi’nin bir sonraki aşaması ‘getiri yarışından’ çok ‘risk ve güven’ rekabeti etrafında şekillenecek. Risk küratörleri, dağınık varlık ve protokolleri seçip analiz ederek sunan yapıdan, aynı zamanda altyapı sağlayıcısı ve on‑chain dönüşüm ortağı kimliğine evriliyor. Ethereum ve Solana merkezli DeFi ekosistemi, CeFi–DeFi birleşimi, reel varlık tokenizasyonu, doğru NAV hesaplaması, Bitcoin teminatlı krediler ve itibari paranın on‑chain altyapıya taşınması gibi başlıkların tamamı, ‘daha şeffaf, daha verimli, risk sınırları net tanımlanmış’ bir finans sistemine geçişin farklı yüzleri olarak okunuyor.
Geçmiş DeFi çöküşleri, yapı ve riskleri doğru anlamadan büyüyen piyasaların sonunda güven kaybettiğini gösterdi. Buna karşılık, riski ince katmanlara ayırıp açık şekilde paylaşan on‑chain çözümlerin, geleneksel finansla arasındaki sınırı bulanıklaştıran yeni standartlar oluşturma potansiyeli giderek artıyor.
Yorum 0