Çin’de 춘제(춘절) tatili yaklaşırken ‘dijital yuan(e-CNY) hongbao(sebbet parası)’ için faiz ödemeleri başladı. Aynı dönemde Kore ve Japonya’daki büyük geleneksel finans(tradfi) kurumları, kripto para borsası satın almalarına hız veriyor. Çin hükümeti ise bir yandan blokzincir teknolojisini kullanarak yenilenebilir enerji tüketimini belgeleyen ‘yeşil elektrik’ altyapısını kurmaya odaklanmış durumda.
Çin ticari bankaları, 춘제 döneminde tüketimi canlandırmak için dijital yuan ile dağıtılan ‘hongbao’ kampanyaları ve ödeme indirimlerini peş peşe duyuruyor. Çin ve Doğu Asya’da yeni yıl tatilinde kırmızı zarflar içinde nakit para verilip alınan hongbao geleneği, artık mobil ödemelerden merkez bankası dijital parası(CBDC) katmanına kadar genişlemiş halde. Çin anakarasında yeni yıl dönemi ‘춘제(bahar festivali)’ olarak anılıyor ve yıl boyunca tüketimin en yoğunlaştığı dönem kabul ediliyor.
2026 yılı, dijital yuan cüzdan bakiyelerine faiz işleyen ilk 춘제 olarak öne çıkıyor. Yerel basına göre faiz gelirleri sayesinde kullanıcıların tatil öncesinde dijital yuan cüzdanlarına daha fazla para park etme eğilimi belirgin şekilde artmış durumda.
Çin Merkez Bankası, 2025 yılının sonunda dijital yuanı mevcut ‘dijital nakit’ konseptinden çıkararak ‘dijital mevduat’ niteliğine kavuşturma planını açıkladı. Buna göre cüzdan bakiyeleri ticari bankaların bilançosunda ‘mevduat’ yani banka yükümlülüğü olarak kayda geçiyor ve klasik banka mevduatına benzer bir yapı oluşuyor.
Aynı dönemde Amerika Birleşik Devletleri’nde ise sektörün önde gelen şirketleri, kripto para piyasa yapısı yasasından geri adım atarken ‘faiz getiren stablecoin’ tartışması iyice sertleşiyor. Coinbase gibi kurumlar, stablecoin faizine izin verilip verilmeyeceği de dahil bazı maddelere itiraz ederek ilgili yasa tasarısına verdikleri desteği çekti.
Amerikalı banka ve finans lobisi, faiz ödeyen stablecoinlerin banka mevduatı ile arasındaki sınırı bulanıklaştırdığını savunuyor ve ‘stablecoin getiri sunumunun’ tamamen yasaklanmasını talep ediyor. Kripto para sektörü ise faiz imkanı engellenirse, dolar bazlı stablecoinlerin dijital yuan gibi rakip yabancı dijital paralara karşı rekabet gücü kaybedeceğini öne sürüyor. Dijital yuan faiz eklenerek geliştirilen bir modele doğru evrilirken, Amerika’da stablecoin faiz fonksiyonunu sınırlamaya çalışan yasa ve düzenleme girişimleri çarpışıyor.
Buna karşın faiz özelliği eklenmiş olmasına rağmen dijital yuanın kullanımı hâlâ Çin iç pazarına kısıtlı. Yalnızca yetkilendirilmiş ticari bankalar üzerinden dağıtılıyor ve devlet gözetimindeki finans sistemi içinde çalışıyor. Sınır ötesi serbest transfer mümkün değil ve Bitcoin(BTC) ile Ethereum(ETH) gibi açık kripto para piyasalarında işlem görmüyor.
Çin anakarasında kripto para alım satım ve madencilik gibi temel faaliyetler tamamen yasak. Ancak özel idari bölge statüsündeki Hong Kong, ayrı bir düzenleyici çerçeve uyguluyor ve lisans alan şirketlere belirli kripto para hizmetlerini sunma imkanı tanıyor. Hong Kong’un 2026 yılının ilk çeyreğinde ilk stablecoin ihraç ve işletme lisansını vermesi bekleniyor.
Kore’de ise büyük teknoloji şirketleri ve finans devleri, kripto para borsalarını doğrudan satın alarak piyasaya hızlı giriş yapmaya çalışıyor. Bu çerçevede, fintech platformu ‘Toss’u işleten Viva Republica’nın Amerikan iştiraki üzerinden yurtdışı kripto borsası satın alımını değerlendirdiği bildiriliyor.
Yerel kripto para medya kuruluşu BloomingBit, adını açıklamadığı sektör kaynaklarına atıfla, Toss’un önceliğini kurumsal yatırımcılara odaklanan yabancı platformlara verdiğini yazdı. Toss, internet bankası ve bireysel yatırımcılara yönelik aracı kurum hizmetlerini birleştirerek ‘tümleşik finans süper uygulaması’ olma hedefini öne çıkarıyor.
Toss’a göre uygulamanın toplam kullanıcı sayısı, geçen yıl ağustos itibarıyla 30 milyon kişiye ulaştı. Bu da ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 60’ına denk geliyor. Özellikle 20’li ve 30’lu yaş grubundaki kapsama oranı yüksek olduğu için “20–30 yaş arası her 10 kişiden 9’u Toss kullanıyor” sloganını kullanıyorlar. Söz konusu kullanıcı tabanı, kripto para alım satım hizmeti başlatıldığında güçlü bir potansiyel talep olarak görülüyor.
Kore finans sektörü ve büyük teknoloji şirketlerinin borsa satın alma hamleleri aylardır hız kazanmış durumda. Ancak Toss’un gözünü yurtdışı borsalara dikmesi, son dönemde öne çıkan yerel borsa alımlarından bir ölçüde ayrışıyor.
Mirae Asset Asset Management’ın da bağlı olduğu Mirae Asset, kısa süre önce ülkedeki beş lisanslı borsadan biri olan Korbit’i satın almak için yaklaşık 100 milyon dolar (yaklaşık 144,5 milyar won) tutarında bir anlaşmaya vardığı şeklinde basına yansıdı. Mirae Asset Asset Management, Asya’nın en büyük borsa yatırım fonu(ETF) yöneticilerinden biri konumunda. Şirketin bu adımı, kurumsal yatırımcı odaklı ürün yelpazesine kripto paraları daha sistematik biçimde dahil etme hamlesi olarak yorumlanıyor.
Ülkenin en büyük kripto borsası Upbit, Dunamu tarafından işletiliyor. Naver Financial, Dunamu’yu kapsamlı bir hisse takasıyla tam bağlı ortaklık haline getirmeyi hedefliyor. Bu süreçte Dunamu şirket değerinin 10 milyar doların (yaklaşık 14,45 trilyon won) üzerinde belirlendiği belirtiliyor. Ancak belirli paydaşların borsa hisselerinde belli bir oranın üzerine çıkmasını engellemeyi amaçlayan ‘hisse tavanı’ düzenleme tartışmaları devam ettiği için, anlaşma yapısının değişebileceği konuşuluyor.
Küresel büyük borsalar da Kore pazarındaki konumlarını güçlendirmeye çalışıyor. Binance’in geçen yıl ekim ayında yerel borsa Gopax’ı satın aldığı, Coinbase’in ise Koreli borsa Coinone’ı satın almayı değerlendirdiğine dair iddialar uzun süredir gündemde. Bu tablo, Kore kripto para piyasasının hem küresel borsalar hem de yerel geleneksel finans grupları tarafından aynı anda hedeflenen bir ‘ana merkez’ haline geldiğini gösteriyor.
Borsa satın alma dalgası yalnızca Kore ile sınırlı değil. Japon finans holdingi SBI Holdings, geçen hafta cuma günü Singapur merkezli dijital varlık platformu Coinhako(Coinhako) hisselerinin çoğunluğunu satın almayı planladığını duyurdu.
SBI, yüzde 100 bağlı ortaklığı ‘SBI Ventures Asset’ aracılığıyla Coinhako’nun ana şirketi Holdbuild ile bağlayıcı olmayan bir satın alma niyet mektubu(LOI) imzaladığını açıkladı. İşlem yapısında Coinhako grubuna yeni sermaye girişi sağlanırken, mevcut ortakların bir bölümünün elindeki payları satması da öngörülüyor.
Coinhako, Singapur lisansına sahip ödeme şirketi ‘Hako Technology’ ve Britanya Virjin Adaları’na kayıtlı kripto hizmet sağlayıcısı ‘Alpha Hako’ etrafında faaliyet yürütüyor. Singapur, Asya’da dijital varlık düzenlemelerini en hızlı netleştiren ülkelerden biri olarak görülüyor ve küresel finans kurumları için kritik bir üs haline gelmiş durumda.
Son birkaç yılda kripto paraların kurumsal yatırım evrenine girmesiyle birlikte, büyük finans grupları sıfırdan yeni bir alım satım platformu kurmak yerine, halihazırda lisanslı ve regüle borsaları satın alma eğilimi gösteriyor. Kore ve Singapur gibi düzenlemelerin görece net olduğu ülkelerde bu ‘lisans alımı’ stratejisi çok daha belirgin şekilde öne çıkıyor.
Çin Devlet Konseyi, 2030’a kadar ülke çapında tek bir elektrik piyasası kurma ve toplam elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 70’ini piyasa temelli ticaret mekanizmalarıyla yönetme hedefini açıkladı. 2027’ye kadar ülke genelinde bir elektrik spot piyasasının devreye alınması, 2030’a kadar da eyaletler arası elektrik ticaretinin daha sıkı biçimde entegre edilmesi planlanıyor.
Çin, 2035’e kadarki dönemde elektriğin ‘çok boyutlu değerini’ piyasa fiyatlarına tam olarak yansıtmayı amaçlıyor. Sadece enerji miktarını değil, üretim kapasitesini ve çevresel nitelikleri (karbon emisyonu, yenilenebilir enerji oranı gibi) de fiyatlama sistemine dahil ederek elektrik piyasasının karbonsuzlaşma ve yeşil dönüşüm sürecini yönlendiren bir rol üstlenmesi hedefleniyor.
Bu yol haritasının parçası olarak Çinli düzenleyiciler, ulusal ölçekte bir ‘yeşil elektrik tüketimi sertifikasyon sistemi’ni hızla kuracaklarını duyurdu. Yenilenebilir enerji üretimi ve tüketimini bütünüyle doğrulamak için ‘blokzincir gibi teknolojileri kapsamlı şekilde devreye alacaklarını’ açıkladılar. Daha önce kripto para madenciliği nedeniyle blokzincir, enerji israfının sembolü olarak eleştirilirken, şimdi tam tersine çevreci elektrik kullanımını belgeleyen temel altyapı haline getirilmek isteniyor.
Bu sistemin, ilerleyen dönemde yenilenebilir enerji kullanım geçmişinin izlenebilirliğini artırması ve elektrik ‘yeşil sertifikalarının’ karbon muhasebesi ve emisyon ticareti mekanizmalarına entegre edilmesi bekleniyor. Şirketler açısından bakıldığında, karbon nötr hedeflerine ulaşmak istediklerinde, gerçekten yenilenebilir enerjiyle üretilmiş elektriği ne kadar tükettiklerini blokzincir verileriyle ispatlamaları gerekecek. Bu da ‘yeşil performansın’ daha sıkı şekilde denetlenmesi anlamına geliyor.
Son politika adımları, blokzinciri yenilenebilir enerji sertifikasyonu ve karbon yönetiminin temel altyapısı olarak konumlandırması açısından dikkat çekiyor. Çin’in kripto para düzenlemeleri Bitcoin, Ethereum, Dogecoin(DOGE) gibi spekülatif kripto varlıkların ihracı ve alım satımına odaklanırken, blokzincir teknolojisinin kendisi ulusal stratejik teknoloji olarak desteklenmeye devam ediyor.
Çin’in dijital yuan hamlesi, Kore ve Japonya’daki borsa satın alma yarışı ve blokzincir tabanlı yeşil enerji sertifikasyonu, Asya ülkelerinin dijital varlık ve blokzincir stratejilerinde birbirinden oldukça farklı yollar izlediğini ortaya koyuyor. Düzenleyici yaklaşım ve piyasa yapısı ülkeden ülkeye değişse de dijital para birimleri, stablecoinler ve tokenleştirilmiş menkul kıymetler etrafındaki rekabetin daha da sertleşmesi bekleniyor. Yatırımcılar ve sektör oyuncuları, ülkeler arasındaki düzenleme farklarının gelecekte likidite akışına ve işlem merkezlerinin yeniden şekillenmesine nasıl yansıyacağını yakından takip etmek zorunda kalacak.
Yorum 0