Back to top
  • 공유 Paylaş
  • 인쇄 Yazdır
  • 글자크기 Yazı tipi Boyutu
URL kopyalandı.

Cem Karsan: Küresel Piyasalar Zaten ‘Savaş Ekonomisi’nde, Düşük Enflasyon-Düşük Faiz Dönemi Kapandı

Cem Karsan: Küresel Piyasalar Zaten ‘Savaş Ekonomisi’nde, Düşük Enflasyon-Düşük Faiz Dönemi Kapandı / Tokenpost

Küresel finans piyasalarının ‘savaş ekonomisi’ düzenine girdiği yönündeki analizler giderek güçleniyor. Rusya–Ukrayna ve Orta Doğu’daki çatışmaların ötesinde, ABD–Çin–Avrupa eksenindeki hegemonya mücadelesi ‘ekonomi, askeri alan ve stratejik varlıklar’ dahil her cepheye yayılıyor. Bu tablo, ‘enflasyon’, ‘faiz’ ve ‘varlık fiyatları’ gibi temel dinamiklerin yapısal olarak değiştiği bir döneme girdiğimiz yorumunu öne çıkarıyor.

Seçenek (opsiyon) piyasasındaki çalışmalarıyla tanınan *Cem Karsan* Kai Volatility Advisors(Kai Volatility Advisors) yatırım sorumlusu(CIO), kısa süre önce Forward Guidance ile yaptığı söyleşide “Biz zaten *savaş ekonomisi* içindeyiz” ifadesini kullandı. Karsan’a göre küresel gerilimler artık geçici birer olay değil, uzun sürecek ve genişleyecek bir döngünün parçası. Bu süreçte ‘*tersine küreselleşme*’, ‘*siyasal popülizm*’ ve ‘*otoriterleşme*’ aynı anda güçleniyor; sonuçta piyasa oynaklığı ile varlık rotasyonu daha da hızlanıyor.

Karsan bugün içinde bulunduğumuz makro görünümü, klasik bir barış zamanı düzeni olarak değil, doğrudan ‘*savaş ekonomisi*’ olarak tanımlıyor. Ona göre ortada sadece ticaret gerilimi yok; yaptırımlar, enerji, yarı iletkenler ve nadir kaynaklar gibi *stratejik varlıklar* üzerinde büyük devletler arasında açık bir ihale yarışı yürürlükte. “Bugünkü ekonomi, küresel güçlerin stratejik varlıklara teklif verdiği bir yapı” diyen Karsan, sermaye akışlarının da artık klasik konjonktür ve enflasyon döngüsünden ziyade *jeopolitik* gelişmelerle yönlendirildiğini savunuyor.

Bu ortamda küresel tedarik zincirlerinin yeniden kurulması, üretimin ülkeye geri çekilmesi (*reshoring*) ve dost ülkelere kaydırılması (*friendshoring*) hız kazanıyor. Devletlerin sanayi ve savunma sübvansiyonları, stratejik stok politikaları doğrudan şirket bilançolarına ve piyasa değerlemelerine yansıyor. Karsan, ‘*tersine küreselleşme*’nin getirdiği maliyet artışı ve arz kısıtlarının orta–uzun vadede enflasyon baskısını artıracağı, buna verilen para–maliye politikası tepkilerinin ise oynaklığı körükleyerek bir tür *kısır döngü* yaratacağı uyarısında bulunuyor.

Karsan, mevcut küresel gerilimin yatışmaktan çok tırmanma eğiliminde olduğunu düşünüyor. ABD–Çin rekabeti, enerji hakimiyeti ve güvenlik ittifaklarının yeniden şekillenmesi gibi farklı eksenlerde tansiyon eşzamanlı artıyor. Bu nedenle ‘jeopolitik risk’in dönemsel olarak sönen değil, düzenli aralıklarla yeniden yüzeye çıkan kalıcı bir tema haline geldiğini belirtiyor. Karsan, “Mevcut çatışmalar soğumuyor, aksine daha da ısınma potansiyeli taşıyor” diyerek önümüzdeki dönemde *piyasa oynaklığı* ve *varlık rotasyonunun* devam edeceğini öngörüyor.

Bu yapısal gerilim, borsalar ve tahvil piyasaları kadar emtia, altın gibi *güvenli limanlar* ile savunma, enerji ve yarı iletken hisselerine yönelik para akımlarını da şekillendiriyor. Karsan’a göre küresel ölçekte stratejik varlık rekabeti kızıştıkça yatırımcıların da günlük manşetler yerine “*çatışmanın gidiş yönünü*” okuyarak portföy tasarlaması gerekiyor. Özellikle kaldıraç ve türev ürün kullanan yatırımcıların ani oynaklık sıçramalarına karşı daha sıkı risk yönetimi uygulaması gerektiğini vurguluyor.

Karsan’ın ekstra önem verdiği bir diğer unsur ise ‘*siyasal popülizm*’. Ona göre 2020 sonrası dünyada hızlanan kamu harcamaları, nakit destekler, korumacı ticaret ve yoğun regülasyon dalgası, geçici bir dönem değil “*uzun soluklu bir popülizm döngüsünün*” parçası. Bu politikaların doğrudan dar ve orta gelir gruplarının *gelir ve istihdamını* hedeflemesi, büyüme yavaşlasa bile ücretler ve tüketimde sert düşüşü engelleyen bir yapı yaratıyor.

Bu popülist dalga, Karsan’ın anlatımıyla ‘*yüksek enflasyon*’ ve ‘*dikleşen getiri eğrisi*’ (kısa–uzun vadeli faiz farkının yeniden açılması) eğilimini destekliyor. Artan kamu harcamaları, tedarik zinciri değişimleri ve regülasyon yükü maliyet bazlı bir enflasyon baskısı doğuruyor. Merkez bankaları enflasyonu bastırmak istese de *siyasal baskı* nedeniyle sıkı duruşu uzun süre sürdüremiyor. Karsan, “Popülizm dalgası kısa vadeli siyasi dirence rağmen politikaları kalıcı biçimde dönüştürüyor” diyerek, piyasanın alıştığı ‘*düşük enflasyon–düşük faiz*’ paradigmasından kopulması gerektiğini söylüyor.

Popülizmle birlikte güç kazanan ‘*otoriterlik*’ ise başka bir risk başlığı olarak öne çıkıyor. Karsan, otoriter siyaset yaygınlaştıkça orta sınıfa dönük popülist programların ya bastırıldığını ya da çarpıtıldığını, bunun da toplumsal gerilim ve kurumsal belirsizliği artırdığını ifade ediyor. Ona göre bu eğilim, hem *piyasa oynaklığını* hem de yapısal toplumsal riskleri büyütme potansiyeli taşıyor.

Bu tür rejimlerde sermaye, daha fazla ‘*güvenli varlık*’ arayışına giriyor ve bazı ülke ve bölgelerin uzun vadeli yatırım cazibesi zayıflıyor. Piyasalar açısından kritik olan ‘politika tutarlılığı’ ve ‘öngörülebilirlik’ bu ortamlarda kolayca zarar görebiliyor. Ani regülasyonlar, kamulaştırma hamleleri veya sermaye kontrolleri gündeme gelebiliyor. Karsan, yatırımcıların rejim değişiklikleri ve güç yoğunlaşmasının yaratabileceği *ekonomik şoku* sıklıkla hafife aldığını söyleyerek uyarıyor.

Söyleşide Karsan, son dönemde yeniden gündeme gelen ‘ABD’nin Grönland’a ilgisi’ başlığını da değerlendirdi. Onun yorumuna göre bu konu, Washington’ın Grönland’ı gerçekten işgal etmeye dönük bir hamlesi değil, Avrupa’nın *yeniden silahlanmasını* ve askerî yığınaklarını hızlandırmaya dönük bir “*stratejik hikâye*”. Karsan, “Bu, Avrupa’ya savunma harcamalarını artırması için siyasi zemin sağlama çabası” değerlendirmesinde bulundu.

Başka bir ifadeyle ABD, Kuzey Amerika–Kuzey Atlantik güvenlik mimarisini yeniden kurgularken, Kuzey Kutbu–Kuzey Atlantik hattındaki stratejik önemdeki Grönland üzerinden Avrupa ülkelerine daha yüksek savunma bütçeleri ve NATO(NATO) içindeki rollerini büyütme yönünde baskı yapıyor. Karsan, “ABD gerçekten Grönland’ı işgal edecek” tarzı yorumların asıl niyeti ıskaladığını, görünen haber akışının ardındaki ‘*ittifak mimarisi değişimini*’ okumak gerektiğini söylüyor.

Genel olarak Karsan, bugünkü küresel gerilimleri “eşzamanlı olarak ekonomik, askerî ve stratejik varlıklara odaklanan bir çatışma” olarak çerçeveliyor. Bu karmaşık cephe, onun gözünde sadece gümrük vergileriyle sınırlı kalmayacak, tek seferlik bir kriz değil; uzun soluklu *yapısal rekabet*. Sonuçta sınır ötesi sermaye, teknoloji ve enerji akışları yeniden düzenleniyor; bu süreçte devletler, şirketler ve yatırımcılar arasındaki çıkar ilişkileri de iyice iç içe geçiyor.

Böyle bir ortam, bazı sektörler ve bölgeler için *yeniden fiyatlama* (re-rating) anlamına gelirken, geçmişte ‘güvenli liman’ görülen bazı varlık sınıflarının artık aynı güveni sunamayabileceği anlamına da geliyor. Karsan, “Ekonomik, askerî ve stratejik varlık merkezli bir çekişmenin tam ortasındayız” diyerek, çatışmaların tamamen ortadan kalkmasından çok, yeni safhalara evrilirken piyasaları tekrar tekrar sarsabileceğini öngörüyor.

Son bölümde Karsan, küresel siyaset ve ekonomiyi masa oyunu ‘Risk(Risk)’ üzerinden okumaya karşı çıkıyor. Kısa vadeli askerî veya diplomatik kazanımlar için agresif stratejiler benimsenmesi halinde; ülke markası, itibar ve kültürel etki gibi ‘*yumuşak güç*’ unsurlarının zedelenebileceğini, bunun da onlarca yıla yayılan *ekonomik maliyetler* yaratabileceğini belirtiyor.

“Dünya bir Risk oyunu değil; çok daha büyük ve uzun vadeli sonuçlar var” diyen Karsan, taktik zaferlere odaklanan jeopolitik stratejilerin sonunda ülke para birimine, sermaye piyasalarına ve şirketlerin rekabet gücüne yük bindirebileceği uyarısını yineliyor. ‘Savaş ekonomisi’, ‘popülizm’, ‘otoriterleşme’ ve ‘yumuşak güç erozyonunun’ kesiştiği mevcut dönemde piyasa katılımcılarının makroekonomik, politik ve jeopolitik anlatıları birlikte okumak zorunda olduğunu vurguluyor. Çatışmanın ‘*ısı seviyesi*’nin daha da artma ihtimali yüksek olduğu için, küresel *varlık dağılımı* ve *risk yönetimi* yaklaşımlarının da geçmişten farklı bir çerçeveye oturtulması gerektiği mesajını veriyor.

<Telif hakkı ⓒ TokenPost, yetkisiz çoğaltma ve yeniden dağıtım yasaktır >

Popüler

Diğer ilgili makaleler

Yorum 0

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.

0/1000

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.
1