Back to top
  • 공유 Paylaş
  • 인쇄 Yazdır
  • 글자크기 Yazı tipi Boyutu
URL kopyalandı.

AI ajanları hangi parayı seçecek: Bitcoin(BTC) mi, stablecoin mi?

AI ajanları hangi parayı seçecek: Bitcoin(BTC) mi, stablecoin mi? / Tokenpost

이번 hafta kurumsal yatırımcılara yönelik bültenin manşetinde “AI ajanlarının hangi parayı seçeceği” sorusu vardı. Friedrich Hayek’in paranın ‘devletten ayrıştırılması(탈국가화)’ fikri, Satoshi Nakamoto’nun Bitcoin(BTC) ile bunu pratikte hayata geçirmesi ve bir sonraki aşamada özerk yazılım ajanlarının bu süreci hızlandırabileceği görüşü öne çıktı.

Bullish Capital Management başkan yardımcısı Silvia To, memecoin ve NFT gibi göz alıcı temalar piyasayı sarsıyor olsa da kripto paraların köklerinin ‘gizlilik·merkezsizlik·sansüre direnç’ gibi ‘cypherpunk’ değerlerinde yattığını vurguladı. Merkez bankası ya da politika yapıcıların tasarladığı bir düzen yerine, sistemin ‘mimarisine’ özgürlüğü savunma işlevi yükleyen bir yaklaşım söz konusu olduğunu anlattı.

To, Vitalik Buterin’in(Vitalik Buterin) 2026’nın 3’ünde X’te dile getirdiği ‘sanctuary technologies(“sığınak teknolojiler”)’ kavramına da atıf yaptı. Amaç, “sahibi olmayan dijital ortak alanlar” inşa etmek, karşılıklı bağımlılığın ‘silah haline getirilmesini’ zorlaştırmak ve hiçbir gücün tam kontrol kuramayacağı bir ‘de-totalization(“toplamcılaşmadan arındırma”)’ yönünde ilerlemek olarak özetlendi.

Hayek’in ‘iyi para’ kriterleri ve Bitcoin(BTC) ile kesişimi

Hayek, 1976 tarihli “Denationalisation of Money(Paranın Ulussuzlaştırılması)” adlı eserinde paranın devletin zorla dayattığı yasal para (fiat) olmaktan çıkıp, piyasada diğer seçeneklerle birlikte ‘seçilen·benimsenen·terk edilen’ bir mal gibi rekabete girmesi gerektiğini savundu. To, Hayek’in ‘iyi para’ için çizdiği çerçeveyi; devlete bağımlı olmayan ihraç, kurala dayalı para politikası (öngörülebilir arz), gönüllü küresel benimseme, siyasi güce kolayca ‘yakalanamayan’ bir yapı ve ‘izin gerektirmeyen’ ödeme imkanı olarak özetledi. Bu niteliklerin önemli ölçüde Bitcoin(BTC) ile örtüştüğünü belirtti.

Ona göre mesele Bitcoin(BTC)’in kusursuz olması değil, “engellenmesi zor bir biçimde ortaya çıkan ilk para ağı” olma ihtimali. Fiyat dalgalanmasını ise sistemin açılış maliyeti ve piyasanın ‘güvenilir kıt varlık’ için yeni bir değerleme sürecine girmesinden kaynaklanan sancılar olarak yorumladı.

Stablecoin’ler: ‘Ulussuzlaşma’ değil, devlet parası için daha iyi bir arayüz olabilir

To, stablecoin’leri kripto sektörünün en başarılı kullanım örneklerinden biri olarak görürken, rahatsız edici gerçeğe de işaret etti: Çoğu stablecoin, dolar ile ‘rekabet’ etmekten ziyade doları ‘ithal edip’ dijital alana genişletiyor.

Dolar bir devlet politika aracı olduğundan, dolara endeksli stablecoin’ler enflasyon, gözetim, yaptırım mekanizmaları, bankacılık darboğazları ve düzenleyici öncelikler gibi unsurlara tekrar bağlanmak zorunda kalıyor. Açık ağlar üzerinde çalıştıkları için özgürleştirici görünseler de, dayanak varlık geleneksel egemen para olduğu sürece ‘kontrolü taşıyan bir köprü’ rolüne bürünebilme riski taşıyor. Özetle To, Bitcoin(BTC)’i ‘ulussuzlaşma’; stablecoin’leri ise ‘daha iyi kullanıcı deneyimine sahip bir devlet parası arayüzü’ olarak tanımlanabileceği sonucuna varıyor.

‘İyi para’yı kim seçecek: Duygusal insan yerine makine tercih yaparsa

To’nun ortaya attığı temel soru şu: “Ekonominin katılımcısı insan değilse, hangi para hayatta kalacak?” İnsan, duygusal, politik ve kısa vadeci bir varlık. Para sistemleri de çoğu zaman bu dalgalanmayı yansıtıyor. Buna karşılık, agentic software(“ajan yazılımlar”) yaygınlaşır ve MCP(Model Context Protocol) gibi çerçeveler temelinde ‘ajanların kullandığı uygulamalar’ artarsa, ajanların veri, işlem gücü, API çağrısı, depolama, çıkarım ve araç kullanımını sürekli mikro ödemelerle satın aldığı bir ortamın yakın gelecekte mümkün olacağı konuşuluyor.

Bu ajanlar, marka ya da hikayeden çok altyapı özelliklerini optimize ediyor. To, ajanların para seçerken önem vereceği kriterleri; makine tarafından okunabilir işlem metadatası, anlık ve programlanabilir ödeme kesinliği, sistemler arası birleştirilebilirlik, düşük işlem ek yükü, sansüre direnç (çalışma süresi doğrudan işlevsellik anlamına geliyor) ve öngörülebilir para kuralları olarak sıraladı.

Bu açıdan bakıldığında stablecoin’ler, ihraççının “peg”i koruduğu sürece istikrarlı sayılabilir; ancak ihraççının iflası, politika riski, sansür riski ve stres dönemlerinde ortaya çıkabilecek ödeme riski, bir yazılım ajanı için kritik değişkenler. Öte yandan Bitcoin(BTC), fiyatı dalgalı olsa da kuralları net; ihraç koşulları pazarlık konusu değil ve yönetim kurulu kararları, düzenleyici takdiri veya devletin mali disiplinine doğrudan bağlı değil. Bu da onu “makinelerin anlayıp optimize etmesi daha kolay para” haline getirebilir. Sonuç olarak devletlerin “durduramadığı yol”, bir kitlesel halk hareketinden çok, uyruk ve ideolojiden bağımsız çalışan AI ajanlarının mühendislik temelli seçimi olabilir.

Kurumsal para, borsalar·ETF’ler·ödeme altyapısı üzerinden sızıyor

Francisco Rodriguez, geleneksel büyük finans kurumlarının kripto piyasasında ‘stratejik pozisyon alma’ sürecini sürdürdüğünü belirtti. New York Menkul Kıymetler Borsası(NYSE) ana ortağı Intercontinental Exchange(ICE), kripto borsası OKX’e ortak olarak şirketi 25 milyar dolar (yaklaşık 36 trilyon 9.125 milyar won) değerlemeden fiyatladı. ICE, OKX’in spot fiyat verilerini lisanslayıp kripto vadeli ürünler çıkarmayı, OKX ise müşteri tabanına ICE vadeli işlemleri ve tokenlaştırılmış hisse senetleri (tokenized equities) sunmayı planlıyor.

Morgan Stanley de spot Bitcoin(BTC) ETF başvurusu için S-1 dosyasını güncelleyerek, yönetici ve nakit saklama kurumu olarak BNY’yi, kripto saklama tarafında ise Coinbase Custody’yi seçti. Kurumsal pazarda ‘saklama hizmeti’nin temel rekabet altyapısı olarak öne çıkma eğilimi bir kez daha teyit edildi.

Düzenleme ve ödeme boyutunda Kraken, ABD Merkez Bankası(Fed) nezdinde ‘master account(“ana hesap”)’ erişimi alan ilk kripto şirketi oldu. Bu durum büyük trader ve kurumsal müşteriler için para giriş çıkışını hızlandırma potansiyeli taşısa da, rezerv faizi kazanma veya acil likidite pencerelerine erişim gibi alanlarda kapsam sınırlı. Yine de sektörün ‘ana akım finansal sistem’e entegre olma sürecinde önemli bir adım olarak görülüyor.

Kazakistan Merkez Bankası’nın, 350 milyon dolarlık (yaklaşık 516 milyar 7.000 milyon won) altın ve döviz rezervini dijital varlıklara ayırmayı planladığı da bildirildi. Bu kaynağın yüksek teknoloji şirketleri ve kripto altyapı firmalarının hisseleri ile kripto bağlantılı endeks fonları üzerinden değerlendirilmesi tasarlanıyor. Jeopolitik cephede ise, İran’da 2’nin 28’inde yaşanan hava saldırısından sonra Nobitex’ten kripto çıkışının yüzde 873 arttığı tespit edildi. Ancak bunun “savaş paniğiyle dijital bankacılık saldırısı” mı, yoksa normal zamanlarda da görülen yapısal bir akım mı olduğu konusunda yorumlar ayrışıyor.

On-chain reasürans likiditesi büyüyor, ancak Kamino ve KMNO fiyatı aynı tempoda gitmiyor

Veri grafiklerine ayrılan bölümde, Kamino’nun(Kamino) OnRe piyasasının 30 gün içinde yaklaşık yüzde 80 büyüyerek 90 milyon dolara (yaklaşık 1 trilyon 329 milyar won) yaklaştığı aktarıldı. Bu pazarın fiilen on-chain reasürans protokollerinin ana likidite katmanı haline geldiği değerlendiriliyor. Kullanıcılar, tokenlaştırılmış sigorta varlığı ONyc’i teminat olarak kullanarak, 480 milyar dolar (yaklaşık 708 trilyon 7.120 milyar won) büyüklüğünde olduğu tahmin edilen gerçek dünya sigorta endüstrisine dolaylı bir ‘dikey’ bahis açabiliyor.

Ancak temel büyüme ile token fiyatı aynı yönde ilerlemedi. KMNO/SOL çifti 6 ayda yüzde 16 geriledi. Genel piyasa düzeltmesinin yanı sıra, her ay 13 milyon adet (toplam arzın yüzde 0,13’ü) token kilidinin açılması, arz baskısı yaratan bir diğer faktör olarak gösterildi.

Son kertede belirleyici olan, ‘seçimi yapan özne’nin değişeceği an

Bu bültenin asıl mesajı, sadece “Bitcoin(BTC) vs stablecoin” tartışmasını aşan bir noktada duruyor. İşlemlerin öznesi insandan AI ajanlarına kaydıkça, duygular ve siyaset yerine; kuralların netliği, sansüre direnç ve ödeme kesinliği gibi altyapı özellikleri para tercihinde daha baskın hale gelebilir. Kurumsal paranın saklama, ödeme ve işlem altyapıları üzerinden yavaş yavaş içeri sızdığı bu dönemde, “Parayı kim, hangi kriterlere göre seçiyor?” sorusu, gelecek döngünün kilit değişkeni olmaya aday görünüyor.

<Telif hakkı ⓒ TokenPost, yetkisiz çoğaltma ve yeniden dağıtım yasaktır >

Popüler

Diğer ilgili makaleler

Yorum 0

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.

0/1000

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.
1