ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu(SEC) bünyesindeki bir danışma kurulu, ‘tokenize menkul kıymetler(tokenized securities)’ ticaretini resmî finansal sistemin içine almak için yeni bir politika setisinin hayata geçirilmesini SEC’e resmen tavsiye etti. Blokzincir tabanlı ödeme ve takas altyapısı sayesinde, Wall Street’in onlarca yıldır bağımlı olduğu aracı ve mutabakat süreçlerinin kısaltılabileceği düşüncesi bu tavsiyenin temelini oluşturuyor.
SEC Yatırımcı Danışma Komitesi(Investor Advisory Committee) 12’sinde (yerel saatle) yaptığı toplantıda, hisse senetleri gibi ‘tokenize menkul kıymetler’in işlem görmesini sınırlı biçimde serbest bırakacak ‘dar muafiyetler(narrow exemptions)’ getirilmesini oylayarak kabul etti. Ancak komite, bu muafiyetlerin kullanılabilmesi için zorunlu kamuyu aydınlatma yükümlülükleri, düzenli dış denetim ve “tokenize pay senedi işlemlerinde tüm yatırımcıların emir icrasında en iyi koşullara erişmesini garanti etmeye yönelik şartların” eksiksiz sağlanması gerektiğini açıkça vurguladı.
Bu tavsiye, tokenize varlıkların yaygınlaştığı mevcut piyasa ortamında SEC’in ‘düzenleme boşluğu’ yaratmak yerine, belirli güvenlik önlemleri eşliğinde kontrollü bir deneme alanı açarak adım adım ‘tokenizasyon’ sürecini kurumsallaştırması gerektiği yönünde bir mesaj olarak görülüyor. Komite üyeleri arasında büyük trading şirketlerinden gelen isimler, kurumsal yatırımcılar ve akademisyenler bulunuyor; bu nedenle alınan kararın sembolik bir tavsiyenin ötesine geçtiği değerlendiriliyor.
SEC’in genel yaklaşımının da bu çizgiyle uyumlu olduğu belirtiliyor. SEC üyesi Paul Atkins(Paul Atkins), tokenize edilmiş varlıkların da hukuken ‘menkul kıymet’ tanımına girebileceğini defalarca dile getirdi ve bu nedenle geleneksel piyasalarla ‘eşdeğer’ düzeyde yatırımcı koruması ve piyasa düzeni mekanizmalarının uygulanması gerektiğini savunmaya devam ediyor. Atkins, SEC’in tokenize varlıklara ilişkin resmî düzenlemeleri şekillendirmek için hâlihazırda teknik çalışma yürüttüğünü açıklamıştı. Komitenin son tavsiyesi, bu çalışma için ‘resmî bir destek’ niteliği taşıyor.
Geleneksel hisse senedi işlemlerinde brokerlar, pay defterini tutan transfer acenteleri ve merkezi takas-veri tabanları gibi birçok oyuncu devreye giriyor; bu nedenle işlem ile nihai ödeme arasında genellikle en az bir günlük süre oluşuyor. ABD piyasasında yakın zamanda T+1 (işlemden sonraki gün takas) modeline geçilmiş olsa da, süreçteki aşamalar nedeniyle maliyet ve risklerin tam anlamıyla ortadan kalkmadığı eleştirileri sürüyor.
Danışma komitesi, aynı hisse senedinin zincir üstüne(on-chain) taşınması halinde “tokenize menkul kıymetin teslimatı(delivery) ile ödemenin tek bir işlemde eşzamanlı şekilde gerçekleşebileceğini ve mülkiyet kayıtlarının doğrudan tek bir blokzincir üzerinde tutulabileceğini” belirtiyor. Özetle tokenize menkul kıymetler, takas verimliliğini artırma, takas sürecindeki karşı taraf riskini azaltma ve gereksiz aracı katmanlarını devreden çıkarma potansiyeli ile öne çıkarılıyor.
Buna karşın komite, ‘tokenizasyon’un her derde deva bir çözüm olmadığına özellikle dikkat çekiyor. Onaylanan tavsiye metninde, “pay senetlerinin tokenize edilmesiyle ilgili en önemli riskin, bu tür reform ve muafiyetlerin yatırımcıların anlamakta zorlanacağı yeni riskler doğurması ve tokenize etmenin getirdiği faydaları aşan ek maliyetler yaratma ihtimali olduğu” yönünde açık bir uyarı yer alıyor. Tokenize menkul kıymetlerin yaygınlaşması, teknoloji ve operasyon kaynaklı riskleri, akıllı kontrat açıklarını, anahtar yönetimi sorunlarını, işlem altyapısının dayanıklılığına yönelik kaygıları ve denetim boşluklarını aynı anda büyütebilir. ‘Tokenizasyon’ etiketi altında özünde hâlâ ‘menkul kıymet işlemi’ yapıldığı için, yatırımcılara sunulan bilgilendirme ve gözetim çıtası düşerse, piyasa güveninin ciddi biçimde zedelenebileceği ifade ediliyor.
Atkins, aynı gün yaptığı açıklamada komitenin “tokenizasyonun takas süreçlerini daha verimli hale getirebileceğini, takas riskini azaltabileceğini ve gereksiz aracılara olan bağımlılığı azaltabileceğini kabul ettiğini” dile getirdi. Ayrıca “Komitenin, belirli tokenize menkul kıymetlerin sınırlı alım satımını teşvik etmek amacıyla bir tür yenilik muafiyetini(innovation exemption) kısa sürede değerlendirmesini bekliyoruz” ifadelerini kullandı ve bu adımın “uzun vadeli bir düzenleyici çerçevenin inşası perspektifiyle” ele alınacağını söyledi.
Piyasalarda bu gelişme, ‘tokenize menkul kıymetler’in düzenlenmiş finansal sisteme resmen entegre edilmesine yönelik tartışmaların artık ana gündem başlıkları arasına girdiği sinyali olarak algılanıyor. Yine de olası bir muafiyet rejiminin kapsamının başlangıçta görece dar tutulması, buna karşılık kamuyu aydınlatma yükümlülükleri ve sürekli gözetim şartlarının sertleştirilmesi bekleniyor. Sonuçta kritik soru şu: SEC, takas ve ödemelerdeki yenilik hızını ne ölçüde desteklerken, aynı anda yatırımcı koruma mekanizmalarını ne kadar sıkı tutacak; diğer bir deyişle, bu iki hedef arasında nasıl bir denge kuracak.
Yorum 0