비itcoin(BTC)’in yapay zeka(AI) çağının ‘en büyük kazanan varlığı’ olabileceği yönünde yeni bir analiz gündeme geldi. Temel iddiaya göre, şirket değerlemelerinin dayandığı ana varsayımlar sarsılırsa, sermaye akışı tamamen farklı bir yöne kayabilir.
24’ünde (yerel saatle), Chamath Palihapitiya(Chamath Palihapitiya) yaptığı değerlendirmede AI’ın sadece bir ‘üretkenlik aracı’ olmadığını, mevcut sermaye piyasası yapısını kökten değiştirebileceğini savundu. Ona göre AI, sektörlerdeki ‘yaratıcı yıkım’ hızını radikal biçimde artırarak şirketlerin uzun vadeli rekabet avantajını kalıcı olmaktan çıkarabilir.
Palihapitiya, “Modern sermaye piyasaları ‘rekabet avantajı zaman geçtikçe güçlenir’ varsayımı üzerine inşa edildi” diyerek, bu varsayım çökerse ‘hisse senedi değerleme modeli’nin de temelden bozulacağını vurguladı. ‘Şirket uzun vadeli değeri’ fikrinin zayıflaması, doğrudan ‘iskonto oranı’ ve ‘risk primi’ hesaplarına yansıyor.
Analize göre, ABD 10 yıllık tahvil faizi yaklaşık %4,5 ve hisse senedi risk primi hesaba katıldığında, istikrarlı bir şirket için makul fiyat/kazanç (F/K) oranı teoride 10–12 bandında kalıyor. Ancak AI kaynaklı ‘yıllık %20 düzeyinde sektör elenme riski’ fiyatlamaya dahil edildiğinde, bu çarpan yaklaşık 3,9’a kadar düşüyor. Risk oranı %30’a çıktığında ise F/K 2,8 seviyesine geriliyor. Yani ‘gelecekteki nakit akışının gerçekten devam edip etmeyeceğine dair güven’ hızla eriyor.
Palihapitiya, bu durumu açıklamak için geçmişten örnekler de verdi. Dijital reklamcılığın yükselişi sonrası gazetecilik sektörü, Amazon(AMZN) etkisiyle zorlanan geleneksel perakende, enerji dönüşümü çağındaki petrol şirketleri, Uber sonrası çöken taksi plaka piyasası… Tüm bu vakalarda, ‘bugünkü kârlılık’ değil ‘sürdürülebilirlik’ yeniden fiyatlanınca değerler sert şekilde düştü.
Yatırımcı, aynı mantığı S&P500 endeksine de uyguluyor. Yaklaşık 58 trilyon dolarlık (yaklaşık 8 kentilyon 6,686 katrilyon won) büyüklüğe sahip piyasayı ‘serbest nakit akışı’nın 5 katı düzeyinde yeniden fiyatlamak, teoride yaklaşık %75’lik bir düşüş olasılığını masaya getiriyor ‘yorum: Bu, geleneksel hisse senedi piyasalarının AI şokuna karşı ne kadar kırılgan olabileceğine dair uç bir senaryo’.
Bu tartışmaya, Bitcoin tarafının en bilinen isimlerinden MikroStrategy(MSTR) kurucusu Michael Saylor(Michael Saylor) da dahil oldu. Strategy şirketinin başkanı olan Saylor, “Eğer AI tüm ‘ekonomik hendekleri’ geçici hale getiriyorsa, sermaye ‘yıkım riski taşımayan varlıklara’ kaçacaktır” diyerek pozisyonunu netleştirdi.
Saylor, Bitcoin(BTC)’i “kıt, tarafsız ve AI ile bozulamayacak ‘dijital sermaye’” olarak tanımlıyor. Ona göre AI çağında değerini koruyabilecek, ‘herhangi bir şirketin iş modeli’ne bağımlı olmayan varlıklar öne çıkacak ve “bu dönüşümün en büyük faydalanıcısı Bitcoin olacak”. Burada temel argüman, *Bitcoin’in bir şirket değil, kurala dayalı bir para ağı* olması ve klasik ‘şirket iflası’ riskini taşımaması.
Tartışma kısa sürede ‘kuantum bilgisayar riski’ne de sıçradı. Chamath Palihapitiya, Bitcoin’in uzun vadeli bir ‘değer saklama aracı’ olarak konumlanabilmesi için mutlaka ‘kuantuma dayanıklı’ hale gelmesi gerektiğini savundu. ‘Değer deposu’ varlıkların, sistematik olarak *%100 hack edilemezlik* standardına yaklaşması gerektiğini, Bitcoin’e de bu açıdan daha sert bir çıta konulması gerektiğini söyledi.
Michael Saylor ise bu noktada itiraz etti. Ona göre kuantum bilgisayarların mevcut kriptografiyi kırdığı bir senaryoda, sadece Bitcoin değil; AI sistemleri, bulut altyapıları, bankacılık altyapısı, hatta tüm internet aynı anda hedef haline gelir. Saylor, “Eğer kuantum kriptografiyi yıkarsa, tüm teknoloji yığını birlikte güncellenecek” diyerek, bu riskin Bitcoin’e özgü olmadığını, küresel bir ‘altyapı güncellemesi’ ile karşılanacağını savunuyor.
Sektörden farklı ara görüşler de paylaşıldı. BitGo CEO’su Mike Belshe(Mike Belshe), Bitcoin’in ‘saldırı yüzeyi açısından en görünür hedef’ olabileceğini, ancak teknik olarak çözüm üretmenin görece daha kolay olduğuna dikkat çekti. Ona göre asıl zorluk ‘protokol değişikliği yapma süreçleri, yönetişim modeli ve uygulama hızı’ gibi ‘yönetim ve icra’ başlıklarında yatıyor.
Helius Labs CEO’su Mert Mumtaz(Mert Mumtaz) ise merkezi yapılarla kıyaslama yaptı. Mumtaz, “Merkezi sistemler, tehditlere çok daha hızlı yanıt verip düzeltme yapabiliyor” diyerek, Bitcoin gibi merkeziyetsiz ağların *karar alma ve güncelleme hızında* dezavantajlı olduğuna işaret etti.
Tüm bu tartışmaların ortak noktasında ‘AI çağında sermaye nereye gidecek?’ sorusu yer alıyor. Eğer AI, şirketlerin uzun vadeli hayatta kalma olasılığını zayıflatırsa, piyasanın ana fiyatlama kriteri ‘büyüme beklentisi’nden ‘varlığın ayakta kalma gücü’ne kayabilir. Bu durumda, Bitcoin(BTC) gibi, üretim modeli belirli ve bir şirket yönetimine bağlı olmayan varlıkların yeniden değerlendirilmesi gündeme gelebilir.
‘yorum: Geleneksel hisse senetleri, AI’ın yarattığı rekabet baskısı karşısında iş modeli riskine maruz kalırken; Bitcoin tarafında asıl tartışma, protokolün kuantum ve yönetişim risklerine ne kadar hızlı uyum sağlayabileceği ekseninde yoğunlaşıyor.’
Bitcoin(BTC), tüm bu makro ve teknolojik tartışmalar eşliğinde şu anda yaklaşık 74.140 dolar (yaklaşık 110,8 milyon won) seviyesinde işlem görüyor. AI etkisinin derinleşmesiyle birlikte, yatırımcıların ‘risk’ tanımını nasıl değiştireceği ve sermayenin ne ölçüde geleneksel piyasalardan Bitcoin gibi alternatif varlıklara kayacağı önümüzdeki dönemin ana izleme başlıkları arasında olacak.
Yorum 0