Hürmüz Boğazı, küresel petrol taşımacılığının ana arterlerinden biri olarak fiilen kilitlenmiş durumda ve bu gelişme, global enerji piyasalarını ‘acil durum’ moduna soktu. Tek bir tankerin geçiş için yaklaşık 2 milyon dolar (yaklaşık 29 milyar won) ödemek zorunda kalması, yaşanan krizin boyutunu çarpıcı biçimde ortaya koyuyor.
Başkan Trump, geçtiğimiz cumartesi günü yaptığı açıklamada, boğazdaki geçişlerin normale dönmemesi halinde İran’ın enerji altyapısını vuracağı yönünde 48 saatlik bir ‘son uyarı’ verdi. Bu açıklama, denizcilik verilerinde tanker geçişlerinin yüzde 90’dan fazla düştüğünün görüldüğü döneme denk geldi. Şu anda yüzlerce gemi her iki yakada da beklerken, Brent petrol fiyatı varil başına 100 doların üzerine çıkarak 2022’den bu yana en yüksek seviyeye ulaştı.
İran, 4 Mart’ta Hürmüz Boğazı’nı kapattığını ilan etti. Bu adım, 28 Şubat’ta ABD ve İsrail tarafından İran’daki askeri tesislere düzenlenen hava saldırılarının hemen ardından geldi. O tarihten bu yana en az 10’dan fazla gemiye saldırı düzenlendi ve bazı olaylarda can kayıpları yaşandı. İran yönetimi, kendi enerji tesislerinin yeniden hedef alınması halinde, Orta Doğu genelindeki enerji altyapısını vurabileceği yönünde sert uyarılar yaparak ‘tavizsiz’ çizgisini koruyor.
Washington da askeri cephede geri adım atmıyor. ABD Orta Kuvvetler Komutanlığı’ndan Amiral Brad Cooper, son günlerde İran kıyılarındaki yeraltı tesislerinin vurulduğunu ve ülkenin gemisavar füze kapasitesinin zayıflatıldığını açıkladı. Ancak Tahran, hızlı ve sert misilleme ihtimalini gündemde tutmaya devam ediyor ve bölgedeki gerginlik tırmanıyor.
Global ölçekte bakıldığında, bu kriz modern enerji piyasası tarihinde ‘istisnai’ bir an olarak değerlendiriliyor. Uluslararası Enerji Ajansı(IEA), mevcut durumu ‘tarihin en büyük enerji ve gıda güvenliği tehdidi’ olarak nitelendirdi. Brent petrol, bir ara varil başına 126 dolara kadar tırmandı ve birçok uzman, bu yükselişi 1970’lerin ‘petrol şokları’ndan bu yana görülen en sert arz sarsıntılarından biri olarak yorumluyor.
Sorun yalnızca enerjiyle sınırlı değil. Moody’s analistlerinden Andrey Quin-Barabanov, kritik emtialarda stok seviyelerinin sadece ‘haftalarla’ ölçülecek kadar düşük olduğuna dikkat çekerek, ‘Hürmüz kilidi’ uzarsa arz şokunun çok hızlı biçimde ‘fiili kıtlığa’ dönüşebileceği uyarısında bulundu. Orta Doğu’dan ihraç edilen polietilenin yaklaşık yüzde 85’inin Hürmüz Boğazı’ndan geçtiği düşünüldüğünde, ambalaj malzemelerinden otomotiv parçalarına, geniş tüketim ürünlerinden endüstriyel girdilere kadar birçok alanda fiyat baskısının artması bekleniyor. Aynı anda ‘alüminyum’, ‘gübre’ ve ‘helyum’ piyasalarında da yukarı yönlü bir hareket gözleniyor.
Bu çapta jeopolitik bir şok, doğal olarak kripto para piyasalarına da yansıyor. Petrol fiyatlarındaki sert yükseliş ve küresel finansal piyasalardaki oynaklığın artması, ‘faiz indirimi’ beklentilerini zayıflatıyor ve riskli varlıklar üzerinde genel bir satış baskısı yaratıyor.
Buna rağmen ‘Bitcoin(BTC)’ görece dayanıklı bir görünüm sergiledi. Petrol fiyatları hızla tırmanırken ve Goldman Sachs, varil başına 150 dolar senaryosunu dahi dillendirirken, Bitcoin’in 67.000–71.000 dolar bandında yatay seyretmesi dikkat çekti. Vadeli piyasalarda ‘açık pozisyon’ hacmindeki azalma ise aşırı ‘kaldıraçlı pozisyonların’ kademeli olarak tasfiye olduğunu ve piyasa yapısının göreli olarak sağlıklılaştığını gösteren bir sinyal olarak öne çıkıyor.
Piyasalar şimdi Hürmüz Boğazı’ndaki krizin ‘kısa süreli bir şok’ mu, yoksa ‘uzun vadeli bir arz yeniden yapılanmasının başlangıcı’ mı olduğuna odaklanmış durumda. Enerji ve finans piyasaları aynı anda sarsılırken, Bitcoin(BTC) başta olmak üzere ‘dijital varlıkların’ bu yeni denklemde nasıl bir rol üstleneceği de yatırımcıların en yakından takip ettiği konular arasında yer alıyor.
Yorum 0