Kripto finans, ‘mevduat’ ve ‘tahvil’ benzeri, görece öngörülebilir getiri sunan ‘sabit getiri’ alanına yavaş yavaş genişliyor. Yüksek volatiliteye dayalı getiri arayışından uzaklaşılıp, getiriyi ‘kilitleyen’ yapıların DeFi(merkeziyetsiz finans) ekosisteminde de giderek daha fazla benimsendiği yorum yapılıyor.
Aave(AAVE) Labs kurucusu Stani Kulechov(Stani Kulechov) ve Ethena(ENA) CEO’su Guy Young(Guy Young), yakın zamanda ABD’nin New York kentinde düzenlenen Digital Asset Summit(DAS) panelinde, “Kripto finans, ancak şimdi geleneksel finansla benzer bir ortamı yakalamaya başladı” değerlendirmesinde bulundu. Mevduat ya da tahvil gibi ‘daha istikrarlı ve öngörülebilir’ getiri arayışının güçlenmesiyle, bunu hayata geçirebilecek araçların da arttığına dikkat çektiler.
Guy Young, sabit getirili ürünlerin özünü ‘risk dağıtımı’ olarak tanımladı. Ona göre ‘sabit getiri’ denilen yapıların büyük kısmı, farklı biçimlerde riski bölüp dağıtma, yani ‘riskin dilimlenip yeniden paketlenmesi’ne dayanıyor. Young, “Çoğu sabit getiri ürünü, esasında riskin çeşitli formlarda paylaştırılması, yani riskin parçalara ayrılıp(slicing and dicing) yeniden dağıtılmasıdır” derken, “Bu DeFi alanı, daha iki yıl öncesine kadar pek de göz önünde olmayan bir segmentti” ifadelerini kullandı.
Uzun süre kripto piyasasında getiri yaratmanın ana yolu, token alım satımı ya da teminatlı borçlanma gibi fiyat oynaklığı ve ‘kaldıraç’ üzerinden ilerledi. Yüksek getiri fırsatları mümkün olsa da getirinin ‘istikrarlı olmaması ve zor tahmin edilmesi’ net bir sınırlama olarak kaldı. Ancak son dönemde sabit veya yarı sabit nitelikte getiri kurgularının tasarlanmasını sağlayan yeni araçların yaygınlaşmasıyla, yüksek volatiliteye rağmen belirli bir getiriyi güvence altına almaya dönük denemeler artıyor.
Young, bu yeni dalgaya örnek olarak Pendle’ı(Pendle) gösterdi. Onun ifadesiyle Pendle’ın yaptığı iş, kullanıcılara ‘sabit faiz-değişken faiz takası(fixed-to-floating rate swap)’ sunmak. Yani kullanıcı, daha istikrarlı getiriye yakın sabit faiz benzeri bir tercih yapabileceği gibi, daha yüksek oynaklık riskini üstlenip değişken getiriyi de seçebiliyor. Bu da, geleneksel finansta sabit faizli veya değişken faizli kredi kullanımı arasında tercih yapmaya benzeyen bir mekanizma sunuyor.
Ne var ki kripto ortamında bu tür yapıların tasarlanması oldukça zor. Young, “Üç ay sonra piyasanın neye benzeyeceğini bilmek son derece güç” diyerek, DeFi sabit getiri ürünlerinin karşı karşıya olduğu belirsizliğe dikkat çekti. Teminat değerlerinin hızlı değişmesi, likiditenin belli noktalarda toplanması ve protokol kaynaklı riskler gibi pek çok değişken, vade yapısını istikrarlı biçimde işletmeyi zorlaştırıyor.
Kulechov ise Aave’nin(AAVE) bu değişimin altyapısını sağlayan bir tür ‘likidite havuzu’ rolü üstlendiğini vurguladı. Onun ifadesiyle Aave, bir ‘likidite lavabosu(liquidity sink)’ gibi işleyerek, diğer projelerin üzerine inşa edebileceği derin ve esnek bir fon havuzu sunuyor. Böylece DeFi’deki yeni ürünlerin en baştan büyüme ivmesi yakalamasına, yani ‘bootstrapping(ilk dayanak oluşturma)’ sürecine katkı veriyor.
Öte yandan Kulechov, güncel DeFi getirilerinin önemli bölümünün hâlâ ‘geleneksel kredi faizi’nden ziyade işlem hacmi ve kaldıraç kullanımından kaynaklandığını da kabul ediyor. Ona göre ‘DeFi getirilerinin kayda değer kısmı hâlâ kaldıraç üzerine kurulu’. Piyasa canlıyken bu sayede yüksek getiriler mümkün olsa da volatilite yükseldiğinde veya likidite çekildiğinde, bu getiri modeli hızla bozulabiliyor. ‘Getirinin sürdürülebilirliği’ burada temel soru işareti olarak öne çıkıyor.
Her iki isim de uzun vadede ‘tokenizasyon’un(tokenization) DeFi sabit getiri pazarını kökten dönüştürebileceğini düşünüyor. Tokenizasyon, devlet tahvili, şirket tahvili, mevduat benzeri ürünler ya da gayrimenkul gibi reel varlıkların(RWA) blokzincir üzerinde temsil edilmesi ve bu varlıkların zincir üstünde alınıp satılmasını, teminat gösterilmesini ve takas edilmesini mümkün kılıyor. Kulechov, “Önemli ölçüde getiri ve ekonomik değer, geleneksel finans tarafında oluşacak” diyerek, zincir üstüne taşınan reel varlıkların arttıkça DeFi’nin getiri modelinin kaldıraç odaklı yapıdan ‘gerçek varlık temelli faiz’ modeline kayma ihtimalini öne çıkardı.
Sonuçta DeFi sabit getiri pazarının başarısı, kriptonun doğasındaki yüksek volatiliteyi kontrol altında tutarken, geleneksel finans seviyesine yakın ‘öngörülebilirlik’ sunabilme kapasitesine bağlı görünüyor. Piyasanın salt token alım satımından, daha çok ‘varlık ve faiz’ merkezli bir yapıya doğru evrilip evrilmeyeceği ise önümüzdeki dönem yakından izlenecek.
Yorum 0