Tezos(XTZ), 2026’nın ilk çeyreğinde hem teknik altyapısını güçlendirme hem de kurumsal kullanım alanlarını genişletme yönünde adımlar attı. Bu nedenle, kısa vadeli piyasa zayıflığına rağmen ağın orta ve uzun vadeli toparlanması için daha sağlam bir zemin oluştuğuna dair değerlendirmeler öne çıkıyor. Messari Research’ten Jonny Kreiser’in yayımladığı son rapora göre, Tezos X’in ilk halka açık testi başladı ve Etherlink merkezli gerçek dünya varlıkları(RWA) kullanımının somutlaşmasıyla ekosistem ‘dikey ölçeklenme’ stratejisini daha görünür biçimde uygulamaya geçti.
Rapora göre çeyreğin en önemli gelişmesi, Tezos X yol haritasının artık fikir aşamasından çıkıp doğrudan test ve ana ağ hazırlık sürecine girmesi oldu. 26 Ocak’ta (yerel saatle), Messari Research’e göre Tezlink shadownet devreye alındı ve Michelson çalışma ortamını temel alan ilk genel test ağı çalışmaya başladı. Bu yapı, mevcut Tezos L1 uygulamalarının geliştiricilere tanıdık gelen araç setini korurken daha düşük işlem ücretleri ve daha yüksek hız sunabilecek bir temel olarak görülüyor.
Bundan iki gün önce, 24 Ocak’ta (yerel saatle), Tezos’un 20’nci protokol güncellemesi olan ‘Tallinn’ ana ağda etkinleştirildi. Bu güncellemeyle L1 blok süresi 8 saniyeden 6 saniyeye indirildi. Ayrıca adres indeksleme kayıt sistemi ve all-baker attestation yapısı devreye alınarak işlem kapasitesi ile doğrulama verimliliği artırıldı. Böylece Tezos, hard fork olmadan zincir üstü yönetişimle güncelleme yapabilen yapısal avantajını bir kez daha göstermiş oldu.
Bu sürecin devamında 21’inci teklif olan ‘Ushuaia’ 19 Mart’ta (yerel saatle) stabilizasyon aşamasına geçti. Jonny Kreiser, bu güncellemenin merkezinde Data Availability Layer(DAL) bant genişliğinin saniyede 0,66 MB’den 10 MB’ye çıkarılması olduğunu belirtti. Bu artış yaklaşık 15 katlık bir genişlemeye işaret ediyor. Buna ek olarak DAL onay gecikmesinin azaltılması, WASM PVM v6, özellik bayrağı temelli sTEZ ve kuantum sonrası tz5 imza desteği gibi yenilikler de Tezos X ana ağ aktivasyonu için gereken altyapının daha somut hale geldiğini gösteriyor.
Piyasa verileri ise aynı dönemde daha zayıf bir tablo sundu. XTZ fiyatı bir önceki çeyreğe göre yüzde 28,7 düşerek 0,35 dolara geriledi. Dolaşımdaki piyasa değeri de yüzde 28 azalışla 380,7 milyon dolar seviyesine indi. Aynı dönemde Tezos L1 üzerindeki işlem sayısı yüzde 7,9 düşüşle 3,5 milyon oldu. Etherlink işlemleri de yüzde 24,2 gerileyerek 14,1 milyona indi. Bu veriler, hem L1 hem de L2 tarafında ağ kullanımında kısa vadeli bir yavaşlamaya işaret etti.
Buna karşın ağın temel dayanıklılığına ilişkin göstergeler daha güçlü kaldı. Toplam stake edilen miktar yüzde 4,3 artışla 660,3 milyon XTZ’ye yükseldi. Staking oranı da yüzde 61,1’e çıkarak protokolün yüzde 50 olan hedef seviyesinin üzerinde kaldı. Uyarlanabilir ihraç mekanizması nedeniyle nominal staking getirisi yüzde 7,2’ye, reel getiri ise yüzde 4,0’e gerilese de bu yapı, aşırı token ihracını sınırlarken ağ güvenliği ile arz seyrelmesini dengeleme amacı taşıyor.
Çeyrekte en dikkat çekici alanlardan biri Etherlink tabanlı RWA uygulamaları oldu. Etherlink DeFi toplam kilitli varlığı(TVL) bir önceki çeyreğe göre yüzde 27,2 düşüşle 49,7 milyon dolara geriledi. Ancak Uranium.io bu dönemde yüzde 1,2 artışla 7,3 milyon dolara ulaştı. Platformun toplam içindeki payı da yüzde 10,6’dan yüzde 14,7’ye yükseldi. Bu görünüm, sadece teşvik odaklı likidite değil, doğrudan emtia maruziyeti arayan talebin de sisteme girdiğine işaret etti.
Uranium.io, regüle saklayıcılar tarafından tutulan fiziksel uranyum okside bire bir bağlı xU3O8 tokenını ihraç ediyor. Özellikle kripto piyasasının genel olarak zayıf seyrettiği bir çeyrekte büyük çıkış yaşamamış olması, Etherlink’in RWA altyapısının yalnızca deneysel bir alan olmadığını düşündürüyor. Bu durum, daha savunmacı varlıklara yönelik talebin de bu ağ üzerinden karşılık bulabileceğini gösterdi. Aynı çerçevede 30 Mart’ta (yerel saatle) Trilitech, metals.io platformunu başlatarak altın(VNXAU) ile nadir toprak elementleri ve stratejik metallerden oluşan sepetleri de tokenize etmeye başladı.
Raporda, bu adımların Tezos X stratejisiyle doğrudan bağlantılı olduğu vurgulandı. Düzenlemeye tabi ürün ihraççılarının ihtiyaç duyduğu başlıca özellikler arasında ‘kesin finalite’, zincir içine gömülü yönetişim ve öngörülebilir güncelleme rotası sayıldı. Etherlink’in, Tezos L1’in güvenlik ve yönetişim katmanını miras alması da klasik köprü temelli rollup yapılara kıyasla daha düzenleme dostu bir çerçeve sunduğu şeklinde yorumlandı. Bu nedenle RWA büyümesi, geçici bir tema olmanın ötesinde Tezos mimarisinin gerçek kullanım testi olarak görülüyor.
Kurumsal benimseme tarafında da dikkat çekici gelişmeler yaşandı. 4 Şubat’ta (yerel saatle), Messari Research’e göre Chicago merkezli dijital varlık türev borsası Bitnomial, ABD Emtia Vadeli İşlemler Komisyonu(CFTC) gözetimindeki ilk Tezos(XTZ) vadeli işlemini listeledi. Böylece Tezos ilk kez ABD’de kurumsal türev piyasasına giriş yaptı. Aynı ay Ledger, Etherlink için yerel destek ekledi. Fransa merkezli regüle hizmet sağlayıcısı Meria ise Tezos baker olarak ağa katıldı ve Avrupa’daki düzenlemeye uyumlu doğrulama altyapısını güçlendirdi.
Geliştirici ve uygulama tarafındaki veriler de karma ama yapıcı bir tablo çizdi. Tezos L1 üzerinde dağıtılan akıllı sözleşme sayısı bir önceki çeyreğe göre yüzde 5,5 artarak 2.930’a çıktı. Etherlink üzerindeki dağıtım sayısı ise 540’a geriledi. Ancak bu düşüş, 2025’in ikinci yarısında belirli sözleşmelerde görülen olağan dışı ‘farming’ talebinin yarattığı yüksek baz etkisiyle ilişkilendirildi. Buna rağmen geliştirici tabanı büyümeyi sürdürdü ve 4.300’den fazla depoda aylık 230’un üzerinde aktif geliştirici korundu.
Tezos’un öne çıkan bir başka yönü de ‘gizlilik’ tarafında birikimli bir geçmişe sahip olması. Ağ, 2021’deki Edo güncellemesiyle Sapling tabanlı shielded işlem özelliğini protokol düzeyinde devreye almıştı. Umami Wallet, AirGap Wallet ve Shielded Bridge gibi araçlar da uzun süredir kullanımda bulunuyor. Son dönemde Stellar(XLM) ya da Midnight gibi ağlar gizlilik özelliklerini daha çok öne çıkarsa da, Tezos bu alanda gerçek kullanım geçmişine sahip az sayıdaki zincirden biri olarak ayrışıyor. Bu da kurumsal stablecoin ve RWA ödeme gizliliği gibi alanlarda ileride yeni fırsatlar yaratabilir.
L1’in ekosistem içindeki rolü de daha net hale geldi. Tezos L1 günlük aktif adres sayısı ortalama 1.390’a gerilese de kullanımın NFT ve dijital sanat ekseninde yoğunlaştığı görüldü. Objkt, Teia ve Fxhash gibi platformlar öne çıkarken, Objkt ve HEN bağlantılı sözleşmeler ilk çeyrekte L1 haftalık aktif adreslerin yaklaşık yarısını oluşturdu. Bu tablo, Tezos’un yüksek hacimli genel amaçlı zincirlerden ziyade ‘yönetişim ve kültür katmanı’ olarak konumlanmaya başladığını gösteriyor.
Stablecoin verileri de ağ içindeki sermayenin tamamen çıkmadığını düşündürdü. Tezos üzerindeki stablecoin arzı çeyrek bazında sadece yüzde 0,5 artarak 54,5 milyon dolara ulaştı ve büyük ölçüde yatay kaldı. DeFi TVL hem L1 hem L2 tarafında gerilemiş olsa da stablecoin miktarının korunması, ağdaki fonların tümüyle çekilmediğini; ödeme ve muhasebe birimi olarak belirli bir kullanımın sürdüğünü ortaya koydu.
Sonuç olarak Tezos(XTZ) için 2026’nın ilk çeyreği fiyat, işlem sayısı ve TVL gibi görünür metriklerde zayıf geçti. Ancak ağın iç dinamiklerine bakıldığında tablo daha farklı. ‘Tallinn’ ve ‘Ushuaia’ güncellemeleri ile Tezlink shadownet’in devreye girmesi, Tezos X yol haritasını fiili uygulama aşamasına taşıdı. Etherlink ise RWA ve kurumsal altyapı açısından önemli bir test alanı haline geldi. Jonny Kreiser’in ‘yorumu’, Tezos’un faaliyetleri dış rollup’lar arasında dağıtmak yerine, kendi bütünleşik yapısı içinde ‘yatay değil dikey ölçeklenme’ yaklaşımını benimsediği yönünde. Önümüzdeki dönemde piyasaların asıl izleyeceği başlıklar ise Ushuaia’nın ana ağda ne hızla benimseneceği, Tezlink ile Etherlink arasında atomik birlikte çalışabilirliğin ne zaman hayata geçeceği ve metals.io’nun Uranium.io’daki ivmeyi daha geniş bir RWA büyümesine dönüştürüp dönüştüremeyeceği olacak.
Yorum 0