ABD kripto para piyasasına yönelik ‘Klarite Yasası(Clarity Act)’nın bu yıl Kongre’den geçmesinin zorlaşabileceği yönünde değerlendirmeler güçleniyor. JP Morgan(JPM) analizine göre yaklaşan *ara seçimler* ve ‘stablecoin faizi’ tartışması, kripto para piyasası için kritik görülen bu düzenlemenin takvimini ciddi biçimde sıkıştırıyor. ‘Klarite Yasası’, dijital varlıklar için kapsamlı bir federal çerçeve sunması ve ‘SEC–CFTC’ yetki karmaşasını bitirmesi açısından kripto para piyasasında yakından izleniyor.
ABD Kongresi’ndeki takvim baskısı, yasaya dair beklentileri önemli ölçüde aşağı çekmiş durumda. JP Morgan(JPM), 14’ünde (yerel saatle) yayımladığı raporda, ABD Kongresi’nin yoğun gündemi nedeniyle kripto para piyasa yapısına ilişkin düzenleme paketinin bu yıl içinde geçme ihtimalinin zayıfladığına dikkat çekti. Nikolaos Panigirtzoglou(Nikolaos Panigirtzoglou) liderliğindeki analiz ekibi, ara seçim tarihi yaklaştıkça ‘yasama penceresinin’ fiilen daraldığını vurguladı.
‘Klarite Yasası’, 14 Mayıs’ta (yerel saatle) Senato Bankacılık Komitesi’nden geçmişti. Ancak tasarının yasalaşması için Senato Genel Kurulu’nda 60 oy eşiğine ulaşması, Temsilciler Meclisi’ndeki muadil tasarıyla uyumlu hale getirilmesi ve son aşamada Başkan Trump’ın imzasını alması gerekiyor. Buna bankacılık sektörünün artan itirazları da eklenince, piyasada ‘bu yıl içinde onay’ beklentisinin belirgin şekilde zayıfladığı ifade ediliyor.
*Politik zamanlama* da kritik başlıklardan biri. ‘Yorum’ Seçim öncesi olası bir uzlaşma ile seçim sonrasına sarkacak bir anlaşma, içerik ve sertlik düzeyi açısından tamamen farklı sonuçlar doğurabilir. ‘yorum’ Özellikle finansal lobi grupları ve teknoloji şirketlerinin seçim sürecinde Kongre üzerindeki etkisinin artması bekleniyor.
‘Klarite Yasası’, kripto para sektöründe uzun süredir en önemli yasama başlığı olarak görülüyor. Tasarı, kabul edilmesi halinde dijital varlıkları kapsayan ilk kapsamlı federal çerçeve olacak. Böylece token ihraçları, borsaların işleyişi ve yatırımcı koruması gibi alanlarda tek bir çatı altında standartlar tanımlanmış olacak.
Tasarıda öne çıkan başlıklardan biri, ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu(SEC) ile Emtia Vadeli İşlemler Komisyonu(CFTC) arasındaki yetki karmaşasının giderilmesi. Bugüne kadar ağırlıkla ‘sonradan denetim’ yaklaşımı ile ilerleyen ABD, dava ve cezalar üzerinden şekillenen belirsiz bir ortam yaratmakla eleştiriliyordu. ‘Klarite Yasası’ ile birlikte, ihraççılar, kripto para borsaları ve kurumsal yatırımcılar için ‘önceden tanımlanmış kurallar’ getirilmesi hedefleniyor.
Piyasada, *düzenleyici belirsizliğin* ortadan kalkmasının kurumsal sermaye girişini hızlandıracağı, teknoloji yatırımlarını artıracağı ve uzun vadede inovasyonu destekleyeceği beklentisi hâkim. Aynı zamanda, katı ve belirsiz regülasyonlar nedeniyle şirketlerin ve sermayenin Avrupa veya Asya’ya kaydığı, ‘regülasyon arbitrajı’ döneminin de böylece sınırlanabileceği değerlendiriliyor.
Tartışmaların merkezinde ise *stablecoin faizi* yer alıyor. JP Morgan(JPM), tasarının temel yaklaşımının ‘pasif getiri(passive yield)’ yasağı olduğunu belirtiyor. Yani, stablecoin’leri yalnızca cüzdanda tutarak faiz benzeri bir getiri elde etmeye izin verilmemesi gündemde. Bu, stablecoin’lerin bankalardaki mevduat hesaplarına doğrudan rakip haline gelmesini engellemeyi amaçlayan bir yaklaşım olarak öne çıkıyor.
Buna karşılık, ödeme işlemleri, alım-satım faaliyeti, sadakat (loyalty) programları veya belirli hizmetlere katılım gibi ‘aktiviteye dayalı’ ödüllerin kısmen serbest kalabileceği ifade ediliyor. Ancak mevcut metnin *bakiye üzerinden faiz* ödemesini açık ve net biçimde yasaklamaması, ‘yorum alanı’ bırakıyor. *Yorum* Bu gri alan, ileride ikincil düzenlemeler ve mahkeme kararlarıyla netleşebilir. ‘yorum’
Bu ayrım, stablecoin’lerin mevduat hesaplarına alternatif bir ‘tasarruf aracı’ olup olamayacağını belirleyecek kritik bir parametre. Düzenleyiciler, stablecoin’lerin öncelikle ‘ödeme aracı’ olarak kalmasını isterken, gerçekte birer ‘tasarruf ürünü’ veya ‘para piyasası fonu’na dönüşmesini istemiyor. Böyle bir dönüşüm, banka mevduatlarından kitlesel çıkış riskini de gündeme getirebilir.
Bankacılık sektörü, bu noktada ‘daha sert’ bir yaklaşım talep ediyor. Gerekçe olarak, stablecoin ihraççılarının mevduat sigortası, sermaye yeterliliği ve likidite gibi alanlarda bankalar ile aynı sıkı kurallara tabi olmamasını gösteriyorlar. Buna karşın kripto para sektörü, ‘gelir getiren stablecoin ürünlerinin’ açık biçimde serbest bırakılmasını savunuyor. İki taraf arasındaki bu çıkar çatışması, yasama sürecindeki gecikmenin ana nedenlerinden biri olarak gösteriliyor.
JP Morgan(JPM), stablecoin faizinin fiilen sınırlandırılması halinde kripto para ekosistemindeki ‘boşta duran likidite’nin yön değiştirebileceğini öngörüyor. Rapora göre, getiri arayan yatırımcıların tokenize edilmiş Hazine tahvillerine, dijital para piyasası fonlarına (dijital money market fund) veya tokenize mevduat ürünlerine yönelebilme ihtimali yüksek.
Bu tablo, *getiri odaklı stablecoin* modellerini benimseyen projeler için olumsuz bir senaryo anlamına gelebilir. Ancak belirli seviyelerde ‘aktivite temelli’ ödül mekanizmalarının korunması, tamamen sıfır getiriye geçişi engelleyebilir. Ayrıca mevcut tasarının net bir ‘yasaklayıcı hüküm’ içermemesi, uygulanma biçimine göre piyasa etkisinin değişebileceği anlamına geliyor.
Sonuç olarak ‘Klarite Yasası’, genel yönü itibarıyla hem siyaset hem piyasa tarafında destek görse de, özellikle stablecoin düzenlemesi ve faiz tartışması yüzünden hız kazanamıyor. 2024 yılı içinde yasalaşma ihtimali belirsizliğini korurken, ABD’nin kripto para piyasası için *net bir regülasyon çerçevesi* oluşturma yönündeki uzun vadeli iradesinin ise büyük ölçüde sabit kaldığı değerlendiriliyor. ‘Yorum’ Bu süreçte, tasarının nihai şekli kadar, SEC ve CFTC’nin alacağı uygulama kararları da piyasanın yönünü belirleyecek. ‘yorum’
Yorum 0