Amerikalı yatırımcıların fonları, uzun vadeli tahvillerden ve basit nakit bekleme hesaplarından ultra kısa vadeli tahvillere ve para piyasası araçlarına kayıyor. Hisse senedi piyasasında olası bir düzeltme ihtimali ile uzun vadeli tahvillerdeki zayıf performans üst üste binince, 'güvenli liman' tanımı kısa vade ve yüksek likiditeye doğru daralıyor.
CNBC, 15'inde (yerel saatle) nakit benzeri varlıklardaki getiri sınırlaması ile uzun vadeli tahvillerdeki oynaklığın bir araya gelmesiyle yatırımcıların fonlarını ultra kısa vadeli tahvil fonlarına ve para piyasası araçlarına taşıdığını bildirdi. Hisse senedi piyasası tüm zamanların zirvesine yakın seyrederken savunmacı fon yerleşiminin arttığı belirtildi.
Christopher Coolidge(Christopher Coolidge) Brookwood Investment Group Baş Yatırım Sorumlusu, model portföyündeki nakit oranını haziranda yaklaşık yüzde 2'den yüzde 5'e çıkardığını söyledi. Aynı haberde görüşlerine başvurulan Cyrus Amini(Cyrus Amini) Hyphen Wealth Management Baş Yatırım Sorumlusu ise uzun vadeli durasyon taşımak için güçlü bir gerekçe görmediğini belirtti.
'Durasyon', tahvil fiyatının faiz oranı değişimlerine karşı duyarlılığını ifade eder. Vade uzadıkça faiz artışı dönemlerinde fiyat düşüşü daha sert olabiliyor; bu yüzden uzun vadeli tahviller genelde nakit benzeri varlıklardan daha yüksek getiri vaat ederken daha büyük faiz riski taşıyor.
Uzun vadeli ABD tahvillerinin portföylerde beklenen tampon görevini istikrarlı biçimde yerine getirememesi de bu fon hareketinin arka planında yer alıyor. CNBC'nin paylaştığı verilere göre iShares 20+ Yıl ABD Tahvil ETF'si(TLT) son beş yılda yıllık ortalama yüzde -6,7 getiri verirken, iShares 7-10 Yıl ABD Tahvil ETF'si(IEF) yüzde -1 ile kapandı.
S&P Dow Jones Indices, S&P ABD 20+ Yıl Tahvil Endeksi'nin 30 Haziran itibarıyla beş yıllık yıllıklandırılmış getirisinin yüzde -6,57 olduğunu açıkladı. Uzun vadeli tahvillerin hisse senedi düşüşlerinde otomatik olarak zararı dengeleyeceği yönündeki eski algı böylece zayıflamış oldu (yorum: bu algının sarsılması, yatırımcıları alternatif tampon arayışına itiyor).
Yatırımcılar, uzun vadeli faiz değişimlerine büyük ölçüde maruz kalan ürünler yerine vadesi kısa ve faiz duyarlılığı düşük ürünlere yöneliyor. Ultra kısa vadeli tahvil fonlarının para piyasası ETF'lerine kıyasla 75 ila 110 baz puan daha yüksek getiri sunabildiği belirtiliyor.
Morningstar, temmuz ayında ultra kısa vadeli tahvil ETF'lerine 12,8 milyar dolar girdiğini hesapladı. Para piyasası ETF'lerinin temmuz sonu itibarıyla varlıkları 240 milyar dolara ulaşırken, ocak-temmuz döneminde net girişler 187 milyar dolar oldu.
Ultra kısa vadeli tahviller, nakitten daha yüksek getiri beklerken uzun vadeli tahvillere kıyasla faiz değişim riskini azaltmak isteyen yatırımcılar tarafından tercih ediliyor. Ancak bir tahvil ürünü olduğu için mevduatla aynı değil; getirisi faiz değişimlerine ve kredi riskine göre farklılaşabiliyor.
Para piyasası fonları tarafında da savunmacı eğilim doğrulanıyor. Reuters, 20 Mart'ta (yerel saatle) Orta Doğu'daki gerilimin tırmanması sırasında ABD para piyasası fonu varlıklarının yaklaşık 8 trilyon dolara yaklaştığını aktardı.
Reuters, 15 Temmuz'da (yerel saatle) para piyasası fonlarının ortalama vadesinin 38 güne kısaldığını da bildirdi. Faiz patikası belirsizleştikçe fon yöneticilerinin daha kısa vadeli nakit benzeri varlıkları tercih ettiği anlamına geliyor.
Bu eğilim, geleneksel finans piyasasında nakit yönetimi yaklaşımının giderek çeşitlendiğini gösteriyor. Yatırımcılar artık basitçe mevduatta ya da uzun vadeli tahvilde kalmak yerine, 'likidite' ile getiri arasında vade ve faiz duyarlılığını ayarlayan ürünleri tercih ediyor.
Dijital varlık piyasasında da kısa vadeli hazine bonoları ve para piyasası fonlarını içeren ürünler nakit yönetim aracı olarak yaygınlaşıyor. TokenPost daha önce tokenize edilmiş ABD hazine bonosu ürünlerinin zincir üstü piyasa değerinin 3'ünde 16,16 milyar dolara yükseldiğini aktarmıştı.
Türk yatırımcılar için bu fon hareketi, ABD'deki risk varlıklarına yönelik genel piyasa psikolojisini okumak açısından bir ipucu niteliğinde. Hisse senedi ve uzun vadeli tahvillerin aynı anda baskı altında kaldığı bir dönemde, Bitcoin(BTC) ve Ethereum(ETH) gibi kripto paralar da likidite tercihindeki değişimden etkilenebilir.
Ancak elimizdeki veriler arasında BTC veya ETH piyasasına doğrudan giriş ya da çıkışa dair bir rakam yok. Dolayısıyla bu tabloyu kripto para fiyatlarının yönünü kesinleştiren bir kanıt olarak değil, risk iştahı ve dolar likiditesindeki değişimi birlikte izlenecek bir gösterge olarak değerlendirmek gerekiyor (yorum: net kripto akış verisi gelmeden yönü kesinleştirmek erken olur).
Yorum 0