Çin'in 2026 yılı ikinci çeyrek gayri safi yurt içi hasılası (GSYH), geçen yılın aynı dönemine göre yalnızca %4,3 arttı. Buna rağmen küresel şirketlerin Çin stratejisi tam bir çekilmeden çok, yeniden konumlanma yönünde ilerliyor. Büyüme yavaşlaması ve zayıf tüketim açıkça görülse de imalat sanayisinin ve iç pazarın büyüklüğü, Çin'in kısa vadede yerinin doldurulmasını zorlaştırıyor.
CNBC, 1'inde (Kore saatiyle 08.00'de) yayımladığı 'The China Connection' bülteninde, McKinsey Büyük Çin Bölgesi Başkanı Joe Ngai(Joe Ngai) ile McKinsey Kıdemli Ortağı Nick Leung(Nick Leung)'ın 'The Next China Is Still China' adlı kitabını tanıtarak bu görüşü aktardı. McKinsey'in resmi sayfası da kitabı, 'Çin'de geçmişte işe yarayan stratejiler artık yeterli değil' önermesinden yola çıkan bir Çin iş rehberi olarak tanıttı.
Tezin çıkış noktası Çin pazarının büyüklüğü. Kitabı yayımlayan Simon & Schuster, tanıtım metninde Çin'in küresel imalatın %30'unu, küresel GSYH'nin ise %18'ini oluşturduğunu belirtti. Yaşlanan nüfus, yavaşlayan büyüme ve artan jeopolitik risklere rağmen Çin pazarının kendisinin yerine başka bir pazar koymanın zor olduğu vurgulanıyor.
Çin Ulusal İstatistik Bürosu'na göre, 2026 yılının ikinci çeyreğinde Çin GSYH'si yıllık bazda %4,3, ilk altı aylık dönemde ise %4,7 büyüdü. Aynı dönemde perakende satışlardaki artış %1,3'te kalırken, yalnızca haziran ayında bu oran %1,0'a geriledi. Tüketimdeki toparlanma, genel büyüme hızının bile gerisinde kaldı.
Bu veriler Çin'in artık eski yüksek büyüme dönemindeki gibi ilerlemediğini gösteriyor. İmalat ve ihracat rekabet gücü hâlâ güçlü olsa da iç talepteki zayıf toparlanma, küresel markaların satış, stok ve fiyatlandırma stratejilerine de yük bindiriyor. Çin pazarının hem cazibesi hem de yorgunluğu aynı anda büyüyor.
Yabancı sermaye akışı da aynı yöne işaret ediyor. Çin Ticaret Bakanlığı, 2026 yılının Ocak-Temmuz döneminde yeni kurulan yabancı sermayeli şirket sayısının 37 bin 711'e ulaşarak geçen yılın aynı dönemine göre %4,4 arttığını açıkladı. Ancak fiilen kullanılan doğrudan yabancı yatırım (DYY) tutarı 438 milyar 330 milyon yuana geriledi; bu da %6,2'lik bir düşüşe işaret ediyor.
Sektörler arasında belirgin bir ayrışma var. Aynı dönemde yüksek teknoloji alanındaki DYY %32,7 arttı. Artık asıl soru, şirketlerin Çin'i terk edip etmeyeceği değil, hangi sektörde ve hangi yöntemle Çin'de kalmaya devam edeceği.
DYY, doğrudan yabancı yatırım anlamına geliyor. Yabancı şirket veya yatırımcıların yerel şirket kurma, hisse edinme ya da tesis yatırımı gibi yollarla uzun vadeli olarak yaptığı yatırımları kapsıyor. Yeni kurulan şirket sayısı artsa da fiili yatırım tutarı azalabiliyor; toplam yatırımdaki düşüşe rağmen belirli ileri teknoloji alanlarındaki yatırım artabiliyor.
Çok uluslu şirketlerin hamleleri de bu çerçevede okunuyor. Starbucks(SBUX), 2 Nisan'da Boyu Capital ile Çin perakende iş kolu için kurduğu ortak girişimi kesinleştirdiğini duyurdu. Starbucks(SBUX) yüzde 40 hisseyi elinde tutarken, Boyu Capital yüzde 60 hisseye sahip oldu.
Bu, Çin'deki işi tamamen kapatmak yerine yerel bir ortakla işletme yapısını değiştiren bir örnek. Daha önce TokenPost, Microsoft(MSFT)'un Çin'deki örgütünü küçültürken yurt dışına açılan Çinli şirketlerin bulut ve yapay zeka talebi üzerinden pazarla bağını sürdürdüğünü aktarmıştı. Jeopolitik gerginlik ve düzenleyici baskılara rağmen şirket bazlı tepkiler, tam çekilmeden çok iş modelini yeniden şekillendirmeye daha yakın seyrediyor.
Çin'deki yerel şirketler de baskı altında. Mixue Group, Hong Kong Borsası'na yaptığı açıklamada 2026 yılının ilk yarısında gelirinin 15 milyar 215 milyon 800 bin yuana ulaşarak %2,3 arttığını, ancak dönem kârının 2 milyar 319 milyon 300 bin yuana gerileyerek %14,7 düştüğünü bildirdi. Şirket bunun arkasında artan maliyetleri ve genişleyen kalite yatırımlarını gösterdi.
Çin pazarı büyük olsa da artık aynı anda fiyat rekabetinin ve maliyet baskısının işlediği bir yapıya dönüşüyor. Zorlanan yalnızca yabancı şirketler değil; Çinli şirketler de düşük fiyat, hızlı büyüme ve kalite yatırımı arasında kârlılığını korumak zorunda. McKinsey'in sözünü ettiği 'bir sonraki Çin', eski yöntemlerle kolayca kâr edilebilen bir pazar olmadığı anlamına geliyor.
Karşı görüş de net. Reuters, Almanya sanayisinin Çinli şirketlerle haksız rekabeti gerekçe göstererek Friedrich Merz(Friedrich Merz) hükümetinden Çin'e karşı daha sert bir politika talep ettiğini bildirdi. Çin'i göz ardı edilemeyecek bir pazar olarak gören bakış açısıyla, riskli bir rekabet alanı olarak gören bakış açısı aynı anda güçleniyor.
Türk okuyucular için önemli olan nokta, Çin ekonomisi tartışmasının yalnızca Çin borsalarını ilgilendiren bir mesele olmaması. Çin'deki tüketim yavaşlaması küresel markaların performansını etkiliyor, imalat ağırlığı ise tedarik zincirlerine ve Asya ticaret akışına doğrudan bağlı. TokenPost'un daha önce aktardığı Çin imalat PMI'sindeki daralma haberi de aynı bağlamda değerlendirilebilir.
McKinsey'in tezi, Çin'in tam anlamıyla toparlandığını iddia etmiyor. Resmi istatistikler büyüme yavaşlamasını ve zayıf tüketimi gösterirken, yabancı yatırım verileri hem toplam yatırımdaki düşüşü hem de yüksek teknolojideki yatırım artışını aynı anda ortaya koyuyor. Çin'in tamamen yerinin doldurulmasının zor olduğu yorumuyla, Çin içindeki rekabet baskısının arttığı uyarısı yan yana duruyor.
Yorum 0