Hyperliquid(HYPE), izinsiz (permissionless) on-chain piyasa yapısını korurken ABD düzenleyici çerçevesine uygun izinli (permissioned) bir erişim modeli arayışına girdi. Protokolün kendisi tarafsız altyapı olarak kalırken, müşteri tanıma (KYC) ve piyasa gözetimi yükümlülükleri düzenlemeye tabi kurumlara bırakılıyor.
Cüzdan sağlayıcısı Phantom ile Hyperliquid Politika Merkezi, geçtiğimiz Temmuz ayında ABD Emtia Vadeli İşlemler Ticaret Komisyonu'na (CFTC) sundukları görüş yazısında, bir on-chain protokol yazılımının yalnızca kamuya açık hale getirilmesinin borsa veya takas kurumu olarak kayıt yükümlülüğü doğurmaması gerektiğini belirtti. İki kurum, kendi adına saklama yapmayan (non-custodial) cüzdanların ve kayıtlı türev ürün kurumlarının on-chain altyapıyı kullanabilmesi için kuralların yeniden düzenlenmesini talep etti.
Sorunun özü, ABD türev ürün düzenlemelerinin geleneksel finans piyasası yapısı esas alınarak tasarlanmış olmasında yatıyor. Mevcut sistemde borsa emirleri eşleştirir, takas kurumu teminat ve mutabakatı üstlenir, aracı kurum ise müşteri ilişkilerini yönetir. Hyperliquid ise bu işlevlerin önemli bir kısmını HyperCore üzerindeki kod ve doğrulayıcı (validator) ağı aracılığıyla yürütüyor.
Hyperliquid'in resmi dokümantasyonu HIP-3'ü 'geliştirici tarafından devreye alınan vadesiz vadeli işlemler' (builder-deployed perpetuals) yapısı olarak tanımlıyor. Devreye alan taraf (deployer) piyasa tanımını, oracle ayarlarını, sözleşme koşullarını, kaldıraç limitlerini ve piyasa işletimini üstleniyor. Mainnet üzerinde devreye alacak tarafın 500 bin HYPE stake etmesi gerekiyor; her vadesiz işlem borsası (perp dex) kendi bağımsız teminat havuzuna, emir defterine ve devreye alan tarafın belirlediği ayarlara sahip oluyor.
Bu yapı, piyasa açma yetkisini protokol dışındaki belirli bir şirkette toplamaması yönüyle mevcut merkezi borsalardan ayrılıyor. Aynı zamanda ABD düzenlemeleriyle kesiştiğinde, müşteri kimlik tespiti, piyasa gözetimi, müşteri varlıklarının ayrıştırılması ve takas istikrarı gibi yükümlülüklerin hangi tarafa yükleneceği tartışma konusu haline geliyor. Herkesin bir cüzdanla erişebildiği on-chain piyasalar, mevcut kayıtlı kurum merkezli düzenlemelerle bazı noktalarda örtüşmüyor.
Hyperliquid Politika Merkezi ve Phantom'ın önerisi, bu çatışmayı role göre bölmek yönünde. Geliştiriciler kodu kamuya açıyor, saklama yapmayan cüzdanlar kullanıcının doğrudan imzaladığı erişim aracını sağlıyor. Kayıtlı kurumlar ise müşteri tanıma, emir yönlendirme, piyasa gözetimi ve acil durum müdahalesi gibi düzenleyici sorumlulukları üstleniyor.
Bu, protokolün doğrudan düzenlemeye tabi bir borsa olarak görülmemesi, bunun yerine kayıtlı kurumların kullanabileceği bir teknoloji altyapısı olarak ele alınması gerektiği yönünde bir savunma. ABD'de kayıtlı şirketler Hyperliquid'in altyapısını kullanırken, kullanıcı arayüzü ve uyum sorumluluğu kayıtlı kurumda kalıyor.
HIP-3, bu tartışmayı teknik olarak birbirine bağlayan mekanizma niteliğinde. İzinsiz piyasa dağıtımına izin verirken, belirli bir devreye alan tarafın ayrı bir emir defteri ve erişim koşulu belirleyebilmesine de olanak tanıyor. TokenPost daha önce Hyperliquid'in HIP-3'e seçime bağlı bir beyaz liste (whitelist) özelliği ekleyen HIP-3*'ü duyurduğunu aktarmıştı.
PANews'te yayımlanan bir analiz yazısı da, yalnızca beyaz listedeki kullanıcıları kabul eden izinli bir HIP-3 devreye alan tarafının ABD içinde düzenlemeye uygun bir erişim yolu haline gelebileceğini değerlendirdi. Bu senaryoda piyasa açma, müşteri tanıma ve uyumlu kullanıcı seçimi kayıtlı kurum ya da devreye alan tarafın sorumluluğunda kalırken, HyperCore temel altyapı olarak kullanılıyor.
Ancak bu model, ABD'li yatırımcılara yönelik hizmetin hemen başlayacağı anlamına gelmiyor. Phantom, CFTC'ye sunduğu görüş yazısında saklama yapmayan cüzdanların rolü ile kayıtlı kurumların rolünün ayrılması gerektiğini savundu; fakat bu bir kural yapımı (rulemaking) talebi. CFTC ile ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu'nun (SEC) bu öneriyi nasıl karşılayacağı henüz belirlenmedi.
ABD piyasa yapısı düzenlemeleri genellikle belirlenmiş sözleşme piyasaları (designated contract market), türev ürün takas kurumları ve vadeli işlem aracı kurumları gibi kayıtlı kurumların her birinin ayrı yükümlülük üstlendiği bir sistemle işliyor. On-chain protokollerde ise emir eşleştirme, teminat hesaplama, mutabakat ve erişim yetkisi kod ile katılımcılar arasında bölündüğü için mevcut çerçeveyi doğrudan uygulamak zorlaşıyor. Bu nedenle düzenleme tartışmasının özü, teknolojiyi yasaklamaktan çok sorumlu tarafın nasıl belirleneceğine dayanıyor.
Hyperliquid'in yaklaşımı, mevcut izinsiz piyasaları kapatmaktan çok ayrı bir izinli dağıtım yolu eklemeye daha yakın duruyor. Söz konusu analiz, mevcut yerel piyasaların izinsiz yapısını koruyabileceğini, düzenleyici uyum gerektiren piyasaların ise ayrı bir emir defteri ve beyaz liste kullanabileceğini öne sürdü. Ancak bu açıklama analiz yazısının yorumu olup düzenleyici kurumların kesinleşmiş bir kararı değil.
Türkiye'deki yatırımcılar açısından da bu tartışma basit bir yurt dışı türev platformu meselesinin ötesine geçiyor. HIP-3 yaygınlaşırsa yalnızca token değil, hisse senedi, emtia ve endeks türü varlıkları referans alan on-chain vadesiz sözleşme tasarımları genişleyebilir. TokenPost daha önce HIP-3 tabanlı hisse senedi türü vadesiz vadeli işlemlerin gerçek hisse senedi veya Amerikan Depo Sertifikası (ADR) tutmadan fiyat farkını mutabakata bağlayan bir yapı olduğunu aktarmıştı.
Farklı ülkelerde kripto varlık türevleri, tokenize menkul kıymetler ve yurt dışı platformlara erişim konuları birbirinden ayrı düzenleyici alanlara giriyor. Hyperliquid örneği, on-chain altyapının borsa, takas ve aracılık işlevlerini nasıl böldüğünü gösteren bir test alanı niteliğinde. ABD'de izinli erişim modelinin resmi düzenleme çerçevesine girmesi halinde, bu durum diğer ülkelerdeki düzenleme tartışmaları için de referans olabilir.
Şu ana kadar doğrulanan gelişme, Phantom ve Hyperliquid Politika Merkezi'nin CFTC'ye kural düzenleme yönünde görüş sunmuş olması. Gerçek hizmetin hayata geçip geçmeyeceği ise kayıtlı kurum, müşteri tanıma yöntemi ve piyasa gözetimi yetkisinin belge ve kurallarla somutlaşmasının ardından değerlendirilebilir.
Yorum 0