ABD ile İran arasındaki gerilim artık askeri çatışmanın ötesine geçerek petrol fiyatlarına ve ABD tahvil faizlerine sıçradı. Batı Teksas Ham Petrolü (WTI), 4 Eylül’de varil başına 91,48 dolardan kapanırken, ABD 10 yıllık tahvil faizi son günlerde yüzde 4,8’e kadar yükseldi.
Yonhap Infomax, 7’sinde (yerel saatte) İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın (Mohammad Bagher Ghalibaf), ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’ın tahvil piyasasıyla ilgili sözlerini adeta geri çeviren paylaşımlar yaptığını bildirdi. Kalibaf’ın son açıklamaları, yalnızca askeri çatışmayı değil, ABD’nin borçlanma maliyetini de bir baskı unsuruna dönüştüren bir eğilimi yansıtıyor.
Bessent, 23 Haziran’da New York Ekonomi Kulübü’ndeki konuşmasının ardından soru-cevap bölümünde “tahvil piyasası, obüslerden daha fazla hükümeti devirdi” demişti. Bu söz, aradan iki aydan fazla zaman geçtikten sonra İran tarafının ABD’ye yönelik baskı dilinde yeniden karşımıza çıktı.
Kalibaf, 23 Ağustos’ta Trump yönetiminin enflasyonu kontrol altına almak için dondurulmuş et ithalatını artırmaya çalışmasının ardından tahvilleri gündeme getirdi. “Peki tahvilleri ne yapacaksınız? Dondurulmuş faiz oranlarını da mı ithal edeceksiniz?” diye yazdı.
Bu ifade, et fiyatlarının ithalatla düşürülebileceğini ama yüksek piyasa faizlerinin yol açtığı konut sektöründeki durgunluğun ve yaşam maliyeti baskısının aynı yöntemle çözülüp çözülemeyeceğini sorgulayan bir alay olarak okunuyor. Enflasyon ve faizlerin ABD iç siyasetinin zayıf halkası olduğunu öne çıkarıyor.
Altı gün sonra, yani 29 Ağustos’ta Kalibaf doğrudan Bessent’ı hedef aldı. Bessent, Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrol miktarından söz edince Kalibaf buna savaş maliyeti ve petrol vadeli işlemlerindeki zarar iddiasıyla karşılık verdi.
Kalibaf, küresel özel ticaret şirketi Jane Street’in petrol fiyatlarındaki düşüşe oynadığını ve tek bir vadeli işlem devrinde 130 milyon doların üzerinde kaybettiğini iddia etti. Ardından “Yalancı, tahvil faizi alev alev yanıyor” ifadesini kullandı.
Jane Street’in zarar ettiği iddiası şirket tarafından doğrulanmadı ve herhangi bir resmi açıklamaya dayanmıyor. Yine de Kalibaf’ın tekrar tekrar hedef aldığı rakamlar petrol fiyatı ve ABD tahvil faiziydi.
3’ünde ise petrol vadeli işlemlerini, ABD 10 yıllık tahvil faizini ve ABD Stratejik Petrol Rezervi’ni (SPR) simgeleyen kısaltmaları yan yana sıraladı. Bessent’a petrolle ilgili düşüş yönlü bahisleri artırması çağrısında bulunurken azalan SPR stoklarına da dikkat çekti.
Stratejik Petrol Rezervi, ABD hükümetinin arz kesintisi ve ani fiyat artışlarına karşı elinde tuttuğu acil durum stoğudur. Petrol fiyatını düşürmek genelde arzın artırılmasını ya da talebin yavaşlamasını gerektirir, ancak jeopolitik gerilim yükseldiğinde rezerv satışı gibi politika araçları da piyasanın ilgisini çeker.
Kalibaf’ın mesajları, petrol fiyatlarındaki yükselişin enflasyon baskısını artırdığı, enflasyonun Amerikan Merkez Bankası’nın (Fed) gevşeme alanını daralttığı ve ABD tahvil faizindeki yükselişin hanehalkı, şirketler ve devlet için faiz yükü anlamına geldiği bir zinciri hedef alıyor. Yonhap Infomax, bu açıklamaların petrol fiyatını ve tahvil faizini ABD’ye baskı aracı olarak kullanan bir eğilim şeklinde yorumlanabileceğini bildirdi.
Son piyasa hareketleri de bu tabloyla örtüşüyor. Ekim vadeli WTI, 4’ünde varil başına 91,48 dolardan; Kasım vadeli Brent petrol ise 92,68 dolardan kapandı. Haftalık artış oranları sırasıyla yaklaşık yüzde 10 ve yüzde 7,6 oldu.
ABD’de ortalama dizel fiyatı galon başına 5,85 dolarla tarihi zirveye çıktı. ABD 10 yıllık tahvil faizi de son dönemde yüzde 4,8’e kadar yükselerek 2025 başından bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.
Kore’de yerli piyasada won cinsinden fiyatları yorumlarken dolar-won kurunu ve uluslararası petrol fiyatlarını birlikte değerlendirmek gerekiyor. TokenPost daha önce dolar-won kurunun won cinsinden fiyatları etkileyebileceğini aktarmıştı. Bitcoin(BTC) ve Ethereum(ETH)’in dolar fiyatı aynı kalsa da dolar-won kuru hareket ettiğinde won cinsinden fiyat değişebiliyor.
Siyasi takvim de baskıyı artırıyor. Son Ipsos anketinde Trump’ın genel onay oranı yüzde 33’te kaldı, yaşam maliyetiyle mücadelesini olumsuz değerlendirenlerin oranı ise yüzde 71’e ulaştı. ABD, 3 Kasım 2026’daki ara seçimlere hazırlanıyor.
İran daha önce de ABD yaptırımları ve Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş kısıtlamalarının ekonomik baskıyı artırdığını kabul etmişti. Bu kez baskının dili askeri çatışmadan çok petrol fiyatlarına ve tahvil faizlerine kaydı.
Yorum 0