Brent petrolü varil başına 107 doları (yaklaşık 143.915 won) aşarken, ABD'de dizel rafinaj marjı varil başına 110 dolara (yaklaşık 147.950 won) kadar yükseldi ve enerji kaynaklı enflasyon baskısı artıyor. Arz kısıtlamalarının geçici bir şoku aşarak yapısal bir soruna dönüşebileceği uyarısı da gündeme geldi.
Real Macro CEO'su Jeff Currie, 10'unda CNBC'ye verdiği röportajda son dönemdeki petrol fiyatı artışı için “eski ekonomi intikamını alıyor” dedi. Bu değerlendirme, emtia üretimi ve taşımacılık altyapısına uzun süredir yapılan yetersiz yatırımın arz kısıtlamasını derinleştirdiğine işaret ediyor.
Currie, Orta Doğu'daki gerginlikler ile birlikte Çin'in ham petrol alımlarına yeniden başlamasını petrol fiyatlarındaki yükselişin arka planı olarak gösterdi. Çinli rafinerilerin yüksek dizel rafinaj marjının peşinden giderek üretimi artırmasının ham petrol talebini ek olarak büyüttüğünü açıkladı.
Dizel rafinaj marjı, ham petrolün dizele işlenip satılması sırasında oluşan fiyat farkını ifade ediyor. 110 dolarlık rakam dizelin kendi fiyatı değil, rafinaj sürecinde oluşan kâr marjı anlamına geliyor.
Currie, “insanlar artık bu durumun geçici olmadığını düşünmeye başladı” diyerek uzun vadeli petrol fiyatlarının ve finans piyasalarının da daha kalıcı arz aksaklıklarını yansıtmaya başladığını belirtti. Ancak somut bir fiyat hedefi ya da artış oranı sunmadı.
Çin'in bağımsız rafinerilerinin ham petrol tedariki için harekete geçtiği de görüldü. Reuters, Çinli rafinerilerin Batı Afrika, Kanada ve Güney Amerika kaynaklı ham petrol tedarik ettiğini ve son dönemde alım miktarının 20 milyon varili aştığını bildirdi.
Bu rakam, iki ticaret kaynağının paylaştığı bir tahmin niteliğinde. Çinli rafinerilerin alımlarını genişletmesi, spot piyasadaki arzı daha da sıkılaştırabilecek bir etken olarak değerlendiriliyor.
Orta Doğu kaynaklı ham petrol arzının azaldığı bir dönemde Çinli rafinerilerin alternatif kaynak arayışına girmesi, yalnızca ham petrolde değil, rafine ürünler ve taşımacılık maliyetlerinde de baskı yaratabilir. Ancak ilgili verilerde fiyat artışının boyutuna ya da gelecekteki arz miktarına dair somut bir öngörü yer almıyor.
HSBC, 9'unda yayımladığı raporda Orta Doğu'daki çatışmaların uzaması ve yüksek enerji fiyatlarının fiyat riskini büyüttüğünü belirtti. Brent petrolü ve doğal gaz fiyatlarındaki artışın sürmesiyle merkez bankalarının büyüme yavaşlaması ile fiyat artışı arasında zor bir tercih yapmak zorunda kalacağını değerlendirdi.
Bu gelişme, enerji piyasasındaki baskının yalnızca ham petrol fiyatına bakılarak değerlendirilemeyeceğini gösteriyor. Reel ekonomiyi doğrudan etkileyen dizel ve benzin gibi rafine ürün fiyatlarının yüksek seyretmeye devam etmesi, lojistik ve sanayi maliyetleri üzerinden enflasyon baskısını artırabilir.
Daha önce de dizel fiyatı ve rafinaj marjından kaynaklanan baskının Brent petrolünden daha büyük hale geldiğine dair bir analiz gündeme gelmişti. O dönemde de tüketicilerin doğrudan kullandığı rafine ürün fiyatlarının, ham petrolden daha çok maliyet baskısının merkezi haline gelebileceği vurgulanmıştı.
Bu gelişmede Çinli rafinerilerin ham petrol tedarikine yönelmesi, rafineri kapasite kullanımı ve ürün arz-talebinin uluslararası petrol fiyatlarından bağımsız olarak fiyatları etkileyebileceğini gösteren bir örnek niteliğinde. Rafinaj marjı genişlediğinde, ham petrol arzı korunsa bile yakıt fiyatları yüksek seviyede kalabiliyor.
Bu röportaj ve ilgili verilerde Currie'nin Bitcoin(BTC) ya da diğer kripto varlıklara dair doğrudan bir açıklaması tespit edilmedi. Enerji fiyatlarındaki artış ile kripto varlık piyasası arasındaki bağlantı için ayrı verilere ihtiyaç bulunuyor.
Currie'nin açıklamaları somut bir fiyat tahmininden çok, arz yetersizliğinin uzayabileceği değerlendirmesine odaklandı. Çinli rafinerilerin ham petrol alımlarının sürmesi ve Orta Doğu kaynaklı arzın azalmasıyla birlikte rafine ürün fiyatları ve enflasyon seyri birlikte takip edilecek.
Yorum 0