Kuzey Kore, Rusya ve İran Kripto Paraları Stratejik Silah Olarak Kullanıyor
TRM Labs tarafından yayımlanan yeni bir rapora göre, Kuzey Kore, Rusya ve İran gibi yaptırımlarla karşı karşıya olan ülkeler, kripto paraları hem ekonomik hem de diplomatik bir silah olarak kullanmaya başladı. Giderek artan bu eğilim, blokzincir teknolojisinin ‘yönetimden görece bağımsız’ yapısından faydalanarak küresel düzeni tehdit eden yeni bir araç haline geldiğini ortaya koyuyor.
Son beş yılda Kuzey Kore, çeşitli kripto para borsaları, merkeziyetsiz finans(DeFi) protokolleri ve blokzincir köprülerine yönelik saldırılarla milyarlarca dolarlık dijital varlık çaldı. Özellikle ‘Lazarus Grubu’ olarak bilinen Kuzey Koreli hacker birimi, 2025 Şubat’ında Bybit borsasına düzenlediği saldırıda 1,4 milyar dolar değerinde kripto para ele geçirdi.
TRM Labs, elde edilen bu yasa dışı gelirlerin nükleer silah ve balistik füze geliştirme projelerine fon sağlamakta kullanıldığını vurguluyor. Chainalysis'in Aralık 2025’te yayımladığı veriler de bu görüşü destekliyor. Rapora göre Kuzey Koreli hackerlar geçtiğimiz yıl toplamda 2 milyar 200 milyon dolarlık kripto para çaldı ve bu rakam, bir önceki yıla kıyasla %51’lik bir artış anlamına geliyor. Toplam saldırıların %76’sının arkasında Kuzey Kore’nin olduğu belirtiliyor.
Çalınan varlıklar, karıştırıcılar ve gizlilik araçlarıyla ‘aklandıktan’ sonra farklı zincirlere ve stabil kripto paralara taşınıyor, sonrasında ise Asya’daki döviz borsalarında nakde çevriliyor. Bu yöntemler, kripto paranın izlenmesini önemli ölçüde zorlaştırıyor.
Ancak bu strateji yalnızca Kuzey Kore ile sınırlı değil. TRM Labs’a göre, Rusya ve İran gibi devletler de kripto paraları yaptırımlardan kaçınmak için aktif biçimde kullanıyor. Rusya, 2022’de Ukrayna’ya saldırmasının ardından Batılı bankacılık sisteminden dışlanınca Çin ve Hindistan gibi müttefiklerle yapılan petrol ticaretinde dijital para kullanımına yöneldi. Ayrıca, Rusya’ya yakın grupların kripto paraları askeri bağış toplama amacıyla da kullandığı ifade ediliyor.
Kripto para madenciliği de bu stratejinin bir parçası. Rusya, enerji fazlasını Bitcoin(BTC) gibi dijital varlıklar üretmekte değerlendiriyor ve bu varlıkları dış ticarette kullanıyor. İran ise 2019 yılında Bitcoin madenciliğini yasal hale getirerek kriptoyu resmi ekonomi sistemine dahil etti. Ülkede BTC, Merkez Bankası aracılığıyla ithalat ödemelerinde kullanılıyor. TRM Labs'a göre İran merkezli madenciler, küresel hash oranının dikkat çeken bir yüzdesini elinde bulunduruyor ve üretilen kriptolar, Orta Doğu’daki aracı kurumlar sayesinde resmi olmayan ticaret içinde döndürülüyor.
Yine de bu teknolojinin yalnızca ‘kötü’ amaçlar için kullanılmadığını unutmamak gerekiyor. TRM Labs, ABD, Avrupa, Japonya ve Singapur gibi ülkelerin blokzincir analiz teknolojilerini yaptırım uygulamalarını güçlendirmek ve fidye yazılım gelirlerini takip etmek amacıyla devreye aldıklarını belirtiyor. Örneğin T3 Financial Crime Unit, kamu ve özel sektör işbirliğiyle yaklaşık 300 milyon dolarlık yasa dışı varlığı dondurmayı başardı.
Venezuela örneği de dikkat çekiyor. Aşırı enflasyon ve para birimi bolívarın değer kaybı, ülkede stabil kripto paraların günlük hayatta kullanımını artırdı. TRM Labs, bu gelişmenin blokzincirin ‘ekonomik kaos ortamlarında alternatif ödeme aracı’ olarak görüldüğünü vurguluyor.
Sonuç olarak, dijital varlıklar artık tarafsız teknolojiler olmaktan çıkmış durumda. Kripto paraların bir yanda devletlerin yaptırımların etrafından dolaşmasına olanak tanıyan *sorumluluktan kaçış* aracı, diğer yanda finansal şeffaflığı artıran bir *gözetim ve düzenleme* aracı haline geldiği görülüyor. Bu karşıt kullanımlardaki uçurum giderek büyürken, TRM Labs, blokzincir dünyasında jeopolitik yarılmanın hızla derinleştiğine dikkat çekiyor.
Yorum 0