Kripto dünyasında dikkatler şimdi de ‘gizlilik’ konusuna çevriliyor. Blockchain teknolojisi şeffaflığı odağına alsa da, tüm işlemlerin herkese açık olması, hem kurumsal yatırımcılar hem de bireysel kullanıcılar için çeşitli sınırlamalar oluşturuyor. Eski CIA analisti ve şu anda Aleo ağının küresel politika sorumlusu olan Yaya Fanusie, 24’ünde (yerel saatle) Cointelegraph’a verdiği röportajda, “İnsanlar işlemlerinin herkes tarafından anlık görülebilmesini istemiyor” diyerek gizliliğin çok daha geniş kabul görmesi gerektiğini vurguladı.
Blockchain’in sunduğu şeffaflık, temel bir özellik olsa da, mahremiyetin sağlanamaması ciddi bir engel olarak görülüyor. Özellikle devletler ve büyük kurumlar, ‘herkese açık bir defter’ prensibinin sunduğu güvenlik risklerinden çekiniyor. Gizlilik teknolojileri arasında dikkat çeken ‘sıfır bilgi kanıtı (ZK-Proof)’ çözümleri, bilgiler ifşa edilmeden işlem geçerliliğinin kanıtlanmasına olanak tanıyor. Fanusie, “Kurumsal kullanıcılar hassas bilgiler taşıyor ve bu bilgileri tüm dünyaya açık sistemlerde işlemeye istekli değil” diyerek, bu noktada gizliliğin önemine dikkat çekti.
Kullanıcılar arasında da bu yönde bir eğilim göze çarpıyor. Gizlilik odaklı kripto paralar arasında yer alan Zcash(ZEC), kullanıcıların bilgilerini korumayı amaçlayan ‘korumalı adres’ kullanımlarında artış yaşıyor. Bu gelişme, bireylerin de veri gizliliği konusundaki farkındalıklarının yükseldiğini gösteriyor.
Gizlilik teknolojilerini kullanıma sokmak isteyen geliştiriciler ve yatırımcılar, ‘sıfır bilgi kanıtı’ çözümlerini sık sık gündeme getiriyor. Ancak regülasyonlar tarafında bu teknolojilere dair net bir çerçevenin olmaması süreci yavaşlatıyor. Fanusie, “Düzenleyici kurumlar teknolojiyi göz ardı etmiyor, ama sahada nasıl çalıştığını görmeden kabul etmek istemiyor” dedi. Bu durum, teknolojinin mi önce gelmesi gerektiği, yoksa yasal çerçevenin mi önce oluşması gerektiği konusunda bir ‘tavuk mu yumurta mı’ ikilemi doğuruyor.
Merkez bankası dijital paraları (CBDC) da gizlilik tartışmalarının merkezinde. Devlet kontrolünde çalışan dijital varlıkların, kullanıcıların işlem verilerini nasıl toplayacağı ve işleyeceği büyük soru işaretlerine neden oluyor. Fanusie, “Gizliliği sağlayacağız demek yeterli değil, veriye kimin hangi mekanizma ile erişeceği net olmalı” diyerek bu teknolojilerin şeffaf bir yönetişim gerektirdiğini savundu. Çin ve Hong Kong tarzı daha merkeziyetçi modellerin gözetim endişesi yarattığı bir ortamda, Avrupa’nın dijital euro tasarımı ise daha çok kullanıcı gizliliğini korumaya odaklanıyor.
Fanusie’ye göre, gizlilik ‘mutlak görünmezlik’ değil, ‘kimlerin görebileceğini kontrol etme hakkı’. Yani kritik olan, herkesin işlemi görmemesi değil; görmesi gereken doğru kişi ya da kurumların sınırlı erişimi. Bu nedenle, ‘şeffaflık’ parolasıyla yola çıkan blockchain’in, aslında kullanıcılar açısından mevcut sistemlerden daha fazla özel veriyi ortaya döktüğü yorum yapmak mümkün.
Ethereum(ETH) Vakfı, Aleo ve Aztec gibi projeler ‘seçici açıklık’ ilkesiyle çalışan sıfır bilgi teknolojileri üzerinde yoğun çalışmalar sürdürüyor. Veriyi tamamen gizlemek yerine, gerektiğinde doğrulama yapılabilecek bir yapı sunuluyor. Avrupa Birliği de kişisel verilerin korunması konusunda bu teknolojilere sıcak bakıyor. Avrupa Birliği’nin dijital kimlik cüzdanı uygulamalarında ZK sistemlerinin entegrasyonu üzerine araştırmalar yapılıyor.
Sonuç olarak, gizlilik sadece teknik ya da yazılım odaklı bir konu değil, politika ve toplumsal güvenle de doğrudan ilgili. Bu nedenle, blockchain dünyasının istikrarlı büyümesi için hem regülasyon otoriteleri hem de teknoloji geliştiricileri arasında güçlü bir iş birliği gerekiyor. Bu sürecin liderliğini üstlenenler, dijital finansın geleceğinde önemli bir rol oynayabilir.
Yorum 0