Ocak ayının son haftasında Bitcoin(BTC) fiyatında dikkat çeken dalgalanmalar yaşandı; bu durum, yatırımcılar arasında yükselen bir ‘risk algısı’nı gösterdi. Geçen yıl Ekim ayında 126 bin dolar civarına kadar çıkan BTC, son dönemde 86 bin ile 93 bin dolar aralığında işlem görmeye devam ediyor. Yatırımcıların daha temkinli davrandığı bu ortamda, Bitcoin tabanlı ancak fiyat hareketliliklerinden bağımsız çalışan ‘Everlight’ gibi altyapı projeleri öne çıkmaya başladı.
27’sinde (yerel saatle) gerçekleştirilen ABD Merkez Bankası’nın (Fed) yılın ilk FOMC toplantısı, beklendiği üzere faizleri sabit tutsa da, likidite ve enflasyon yönlendirmelerine ilişkin belirsizlik piyasada tedirginliği artırdı. Buna ek olarak, eğer 31’ine kadar çözüm sağlanamazsa ABD federal hükümetinin kapanabileceği endişesi, yatırımcıların ‘risk azaltma’ moduna geçmesine neden oldu. Böyle bir kapanma, önceki yıllardaki örneklerde olduğu gibi menkul kıymetli piyasalarda ciddi likidite sorunlarına yol açabiliyor.
Özellikle Bitcoin, bu süreçte elden çıkarılan ‘yüksek beta’ varlıklar arasında yer aldı. Bazı yatırımcılar altına ve gümüşe yönelerek daha güvenli limanlara geçiş yaparken, Bitcoin’den ABD spot ETF’leri üzerinden net çıkışlar gözlendi. Veri analizleri, bunun klasik bir ‘riskten kaçınma’ davranışı olduğunu ortaya koyuyor.
Ancak diğer yandan, fiyat hareketlerinden bağımsız olarak geliştirilen Bitcoin altyapı çözümleri ilgi çekmeye başladı. Bu noktada öne çıkan Everlight, Bitcoin protokolünü değiştirmeden üzerinde çalışan bir mikro işlemsel altyapı olarak tanımlanıyor. Hızlı işlem onayı ve düşük, tahmin edilebilir işlem ücretleri sunan Everlight, işlemleri kendi yönlendirme ağı üzerinden gerçekleştiriyor. Seçilen işlemler, güvenlik açısından Bitcoin’in ana zincirine ‘yeniden bağlanıyor’ (anchoring). Böylece Bitcoin’in güvenlik modeli korunurken, günlük işlemlerde ağ tıkanıklığı engellenmiş oluyor.
Everlight ağında ‘yönlendirme düğümleri’ Bitcoin tam düğümleriyle (full node) aynı yapıda değil. Blok zincirini saklamayan bu düğümler, işlem yönlendirme, imza doğrulama ve bakiyenin kontrolünü sağlamak gibi görevler üstleniyor. İşlem doğrulaması, birkaç saniye içinde düğüm kümesi içindeki mutabakat ile tamamlanıyor. Yönlendirici olmak isteyen kullanıcılar, BTCL token’ı sistemde ‘kilitleyerek’ (staking) ağa katılıyor. Düğümler; Light, Core ve Prime olmak üzere üç farklı seviye ile sınıflandırılıyor ve üst seviye katılımcılar, daha fazla yönlendirme hakkına sahip oluyor.
Everlight, bu altyapıyı çalıştırabilmek için dış denetim ve kimlik doğrulama (KYC) süreçlerini şart koşuyor. Güvenlik denetimleri SpyWolf ve SolidProof tarafından yapılırken, KYC doğrulaması SpyWolf ve Vital Block iş birliği ile yürütülüyor. Sistemin temel token’ı BTCL, toplam 21 milyar adet ile sınırlı. Dağılım ise şu şekilde: %45 ön satış, %20 düğüm ödülleri, %15 likidite, %10 ekip (30 ay kilitlenme dahil) ve %10 ekosistem/fon rezervi.
BTCL’nin halka açık ön satışı 20 adımda gerçekleşiyor. İlk satış fiyatı 0.0008 ABD doları, son aşamada ise 0.011 ABD doları. Satılan token’ların %20’si hemen dağıtılırken, geri kalanı 6 ila 9 aylık lineer bir modelle serbest bırakılıyor. Ekip dağılımında 12 aylık ‘kilitlenme’ süresi ve ardından 24 ay boyunca açılma (vesting) planı bulunuyor. Token, işlem ücretleri, düğüm işletme masrafları, yönlendirme ödülleri ve zincir bağlantı maliyetlerinde kullanılıyor.
Bitcoin’in kısa vadeli fiyat görünümü hâlâ likidite ve makroekonomik politikaya duyarlı bir yapıda. Ancak bu süreçte yatırımcıların doğrudan spekülatif fiyat hareketlerinden bağımsız çözümlere yönelmesi dikkat çekiyor. Everlight, Bitcoin altyapısına müdahale etmeden çalışan bir sistem olarak riskin yüksek olduğu dönemlerde işlem yapılabilmesi açısından cazip bulunuyor. Bu tür projeler, Bitcoin’in yalnızca yatırım aracı değil, aynı zamanda ölçeklenebilir finansal bir platform olarak da benimsenmesini destekliyor.
Yorum 0