Trump, Fed’in Yeni Başkanı Adayını Açıkladı: Bitcoin Dostu Dönem mi Başlıyor?
Donald Trump, ABD Merkez Bankası(Fed) başkanlığına Kevin Warsh’ı aday göstererek, ülkedeki kripto para politikalarında ‘yeni bir yön’ olasılığını gündeme taşıdı. Bu gelişmeyle birlikte, ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu(SEC) tokenizasyon konusunda daha net bir tavır sergilerken, Senato ise CLARITY yasa tasarısı üzerinden sert tartışmalara sahne oluyor.
24’ünde (yerel saatle) yapılan açıklamaya göre Trump, mevcut başkan Jerome Powell’ın yerine Kevin Warsh’ı getirmeyi planlıyor. Warsh, daha önce Fed yönetiminde görev almış, G20 temsilciliği yapmış ve geleneksel finans sistemine yönelik eleştirileriyle öne çıkan bir isim. Özellikle Bitcoin(BTC) hakkında “önemli bir varlık” değerlendirmesiyle tanınan Warsh’ın adaylığı, kripto para topluluğunda umutla karşılandı.
Fed başkanı doğrudan kripto para düzenlemeleriyle ilgilenmese de, para politikaları ve piyasa duyarlılığı üzerindeki etkileri nedeniyle, bu tür bir atamanın ‘Bitcoin dostu’ bir atmosfer yaratabileceği düşünülüyor. Bazı yorumcular, Warsh döneminde kripto paraların parasal sistem içerisinde ‘enflasyon koruması’ olarak daha fazla gündeme gelebileceği görüşünde.
Bu süreçte, CLARITY yasa tasarısı da gündemdeki sıcak başlıklardan biri. ABD Senatosu Tarım Komitesi, dijital varlık piyasasını yeniden yapılandırmayı hedefleyen yasa teklifini 12’ye karşı 11 oyla onayladı. Tasarı, dijital ürün spot piyasalarının CFTC gözetimine girmesini sağlarken, menkul kıymet niteliğindeki tokenlar üzerindeki yetkiyi ise SEC’e bırakıyor.
Ancak teklifin nihai yasalaşma ihtimali belirsizliğini koruyor. Oylamada tek bir Demokrat senatör dahi destek vermezken, Cumhuriyetçi Roger Marshall’ın tartışmalı ‘kredi kartı komisyonlarının yeniden düzenlenmesi’ önerisinden vazgeçmesi zorunlu oldu. Bu durum, kripto para yasalarının dahi geleneksel finans lobi gücünden nasibini aldığını açıkça ortaya koyuyor.
SEC ise bu hafta yaptığı açıklamada, menkul kıymetlerin blockchain tabanlı tokenlara dönüştürülmesinin yasal statülerini değiştirmediğini vurguladı. SEC, “zincir üzerindeyiz diye kurallardan bağışıklık kazanılmaz” uyarısıyla, tokenlaştırılmış ürünlerin federal menkul kıymet yasalarına tabi olduğunu bir kez daha belirtti. Bu sert tavır, birçok kripto girişiminin token bazlı ürün piyasaya sürme planlarını ciddi biçimde sekteye uğratabilir.
SEC’in eski avukatlarından Teresa Goody Guillén ise yaptığı yorumda Ripple(XRP)'a destek verdi. Guillén, salt spekülatif talebin bir varlığı otomatik olarak ‘menkul kıymet’ haline getirmeyeceğini belirtti. Bu açıklama, varlığın niteliği ile yatırım sözleşmesi arasındaki hukuki farkın önem kazandığına işaret ediyor ve Ripple davası da dahil olmak üzere birçok kripto davada etkili olabilecek bir perspektifi yansıtıyor.
Yasama cephesinde ise CLARITY tasarısının en tartışmalı maddelerinden biri olan stabil kripto paralara getirilecek vergi ve faiz düzenlemeleri yeniden ele alınıyor. Görüşmelerde ilerleme sağlanamayınca Beyaz Saray devreye girerek 2 Şubat’ta büyük bir toplantı organize etmeyi planlıyor. Toplantıya kripto şirketleri, bankalar ve lobiciler davet edildi. Ancak anlaşmazlıkların halen çözülemediği, bu nedenle toplantı tarihinin değişebileceği bildirildi.
Yine politika çevrelerinde yankı uyandıran bir gelişme, Adalet Bakanlığı’nın kripto para suçlarına odaklanan özel biriminin kapatılması oldu. Bu karar, Demokrat senatörlerden Elizabeth Warren ve Richard Durbin başta olmak üzere altı senatörün sert eleştirisine neden oldu. Ayrıca, ilgili bakan yardımcısının kişisel kripto yatırımları bulunduğuna dair iddialar da hükümetin düzenleyici tarafsızlığına gölge düşürdü.
Öte yandan, CFTC Başkanı Mike Silvers, Polymarket ve Kalshi gibi tahmine dayalı piyasa platformlarının artık daha net kural çerçeveleriyle karşı karşıya kalacağını söyledi. Silvers, “yeniliğe açığız, fakat etkinlik sözleşmeleri için standartlar belirlenmeli” diyerek yeni bir düzenleme dalgasının sinyalini verdi.
Tüm bu gelişmeler, ABD’nin şimdiye kadar benimseyegeldiği ‘uygulama odaklı’ kripto politikasından adım adım ‘kurumsal çerçeve’ye geçmeye başladığını gösteriyor. Ancak bu geçiş, siyasi çekişmeler, kurumlar arası yetki mücadeleleri ve geleneksel finansın çıkarlarıyla çetin bir dengede ilerliyor. Kısacası, düzenleyici ‘netlik’ geliyor ama ‘engelsiz’ değil.
Yorum 0