Güney Kore finansal otoritelerinin, borsaya kote şirketlerin kripto para yatırımlarına rehberlik edecek bir çerçeve hazırlarken, özellikle ‘stablecoin’leri yatırım yapılabilecek varlıklar listesinin dışında bırakmaya hazırlandığı bildiriliyor. Bu adım, kurumsal yatırımın önünü açarken ‘döviz ve dış ödemeler’ ile kesişen alanlarda temkinli ilerlenmek istendiği yönünde bir sinyal olarak yorumlanıyor.
Yerel medya kuruluşu *Herald Economy*’nin haberine göre, Finansal Hizmetler Komisyonu(FSC) başta olmak üzere Güney Kore finans otoriteleri, borsaya kote şirketlerin bilançolarında tutabileceği kripto varlıklar arasından dolar endeksli stablecoin’ler olan USD Coin(USDC) ve Tether(USDT) gibi varlıkları çıkarma seçeneğini masada tutuyor. Rehberliğin yürürlüğe girmesiyle şirketlerin dijital varlık bulundurması yasal ve düzenleyici zemine kavuşacak olsa da, *stablecoin*’lerin ilk aşamada kapsama alınmama ihtimalinin yüksek olduğu belirtiliyor.
Stablecoin’ler, genellikle 1:1 oranında ABD doları gibi bir *fiat* para birimine sabitlenmiş kripto varlıklar olarak tasarlanıyor ve bu sayede fiyat oynaklığı görece düşük seyrediyor. Güney Kore’nin güncel kurunda 1 dolar yaklaşık 1.485 won seviyesinde. Bu yapı, stablecoin’leri *işlem, takas ve sınır ötesi ödemeler* için ideal bir araç haline getirirken, tam da bu ‘ödeme aracı’ niteliği, ülkenin mevcut düzenleyici çerçevesiyle çatışma riski barındırıyor. *yorum: Otoriteler, yatırım aracı ile fiili ödeme aracı arasındaki çizginin stablecoin tarafında bulanıklaştığını düşünüyor.*
Stabil kripto paraların kapsam dışı bırakılmasını gündeme getiren temel hukuki referansın, 1998’de kabul edilip 1999’da yürürlüğe giren *Dış Döviz İşlemleri Yasası* (Foreign Exchange Transactions Act) olduğu belirtiliyor. Söz konusu yasa; döviz giriş–çıkışını ve uluslararası ödemeler akışını (yurtdışı havale, dış ticaret ödemeleri vb.) yakından denetliyor ve prensip olarak sınır ötesi ödemelerin yetkili yabancı para bankaları üzerinden yapılmasını şart koşuyor. Stablecoin’ler ise mevcut sistemde ‘resmî sınır ötesi ödeme aracı’ statüsüne açık biçimde yerleştirilmiş değil.
Bu nedenle, borsaya kote şirketlerin yatırım yapabileceği kripto varlık sepetine stablecoin’lerin de eklenmesi durumunda, şirketlerin blokzincir ağları üzerinden doğrudan uluslararası ödeme gerçekleştirebileceği ve böylece geleneksel döviz kontrol mekanizmalarını ‘dolaylı olarak devre dışı bırakabileceği’ endişesi dile getiriliyor. Özellikle dış ticaret yapan şirketler, *kur oynaklığını azaltmak (hedge) ve anlık takasa yakın hızda ödeme* sağlayabilmek için stablecoin’lerin kurumsal portföylere girmesini talep ediyordu. Ancak finans otoriteleri, bu alanda hızlı serbestleşme yerine önce düzenleyici çerçevenin netleştirilmesi gerektiği görüşünde birleşmiş görünüyor.
Finansal Hizmetler Komisyonu(FSC) tarafından şekillendirilen yeni rehberlik taslağı, borsaya kote şirketlerin kripto varlık piyasasına erişimini genişletirken, *yatırım yapılabilecek varlık türleri ve toplam risk maruziyeti* konusunda net sınırlar koymayı hedefliyor. İlk aşamada, stablecoin’ler hariç tutulmak kaydıyla, piyasa değeri en yüksek ilk 20 kripto varlığa yatırım izni verilmesinin tartışıldığı; bu kapsamda Bitcoin(BTC) ve Ethereum(ETH) gibi büyük ölçekli dijital varlıkların merkezde olacağı aktarılıyor. Ayrıca şirketlerin kripto varlık pozisyonunun, *öz sermayenin en fazla yüzde 5’i* ile sınırlandırılması önerisi öne çıkıyor. Bu limitin, yüksek volatilitenin şirket bilançolarına yansıyabilecek potansiyel zararlarını kontrol altında tutmaya dönük bir güvenlik supabı işlevi görmesi bekleniyor.
Bu yaklaşım, Güney Kore’nin kripto varlıklara yönelik politikasının ‘tam serbestlik’ten ziyade ‘kontrol edilebilir riskler çerçevesinde kademeli açılım’ çizgisine evrildiğini ortaya koyuyor. Hükümet, 2017’de spekülasyon ve kara para aklama endişeleri nedeniyle şirketlerin kripto para piyasasına doğrudan katılımını sert biçimde sınırlandırmıştı. Sonraki dönemde ise gözetim ve denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi şartıyla kurumsal katılımın yavaş yavaş yeniden gündeme alınması dikkat çekiyor.
Öte yandan Finansal Hizmetler Komisyonu(FSC) ile iktidar partisinin, yerel kripto para borsalarındaki *yönetim ve sahiplik risklerini* azaltmak amacıyla, büyük hissedarların payını yüzde 20 ile sınırlayan bir modele destek verdiği de basına yansıdı. Böylece şirketlerin kripto varlık yatırımına yeşil ışık yakma süreciyle eş zamanlı olarak, piyasanın tümünde ‘oyun kurallarının’ daha sıkı ve şeffaf hale getirilmesine dönük düzenlemelerin ilerlemesi hedefleniyor.
Sonuç olarak stablecoin’lerin şirket portföylerinden şimdilik dışarıda bırakılması, *kurumsal kripto yatırımına karşı toptan bir ret* değil; daha çok ‘döviz rejimiyle temas eden alanlarda hukuki ve düzenleyici boşluklar giderilmeden hızlı adım atmama’ eğiliminin işareti olarak okunmalı. İlerleyen dönemde mevzuat ve denetim altyapısının güçlenmesi halinde, stablecoin’lerin statüsü ve kullanım alanları yeniden masaya yatırılabilir. Ancak kısa vadede, borsaya kote şirketlerin Bitcoin(BTC) gibi volatilitesi yüksek varlıklara dahi *sınırlı ve kontrollü* erişimle yola çıkması bekleniyor.
Yorum 0