ABD finans otoriteleri, ‘stablecoin’ düzenlemesini daha da sıkılaştırıyor. İhraççı şirketlerin banka gibi denetlenmesini öngören yeni taslak kurallar, ‘stablecoin’ piyasası genelinde yapısal bir dönüşüme işaret ediyor.
19’unda (yerel saatle), ABD Merkez Bankası(Fed) ve Hazine Bakanlığı başta olmak üzere başlıca finansal düzenleyiciler, stablecoin ihraççılarının geleneksel finans kurumlarıyla ‘aynı çerçevede’ ele alınmasını öngören bir düzenleme taslağı yayımladı. Bu adım, geçen yıl yürürlüğe giren ‘GENIUS Yasası’nın uygulanmasında kritik bir aşama olarak görülüyor.
Taslağa göre stablecoin ihraççıları, zorunlu ‘müşteri tanı’(KYC) ve ‘kara para aklamayı önleme’(AML) standartlarına tabi olacak. Böylece bu şirketler, sadece token üreten teknoloji firmaları değil, fiilen ‘finans kurumu’ statüsüne yaklaşan aktörler olarak konumlanacak.
Metin, üç temel yükümlülüğü özellikle vurguluyor: Müşteri hesabı açılırken kimlik doğrulaması yapılması, isim ve adres gibi kimlik bilgilerinin kaydedilip saklanması ve müşterilerin terör bağlantılı listelerde yer alıp almadığının kontrol edilmesi. Bu hükümler, halihazırda bankalar ve aracı kurumlar için geçerli olan kurallarla benzer düzeyde.
Bu yeni adım, ‘kural koyma bildirimi’(NPRM) aşamasında bulunuyor. Yani nihai düzenleme yürürlüğe girmeden önce piyasadan görüş alınması hedefleniyor. Fed’e, Para Denetleme Ofisi(OCC), Federal Mevduat Sigorta Kurumu(FDIC), Ulusal Kredi Birliği İdaresi(NCUA) ve Hazine Bakanlığı birlikte eşlik ediyor.
Düzenleyiciler, 60 gün boyunca kamuoyundan görüş toplayacak. Geçen yılki ön istişare döneminde yaklaşık 450 geri bildirim gelmiş olması, sektörün ‘stablecoin’ kurallarına yönelik ilgisinin ne kadar yüksek olduğunu ortaya koymuştu.
Hazine’ye bağlı Finansal Suçları Uygulama Ağı(FinCEN) de eş zamanlı olarak kara para aklama karşıtı kuralları sertleştirmeye dönük ayrı bir çalışma yürütüyor. Bu durum, ‘stablecoin’ düzenleme mimarisinin çok katmanlı bir yapıda oluşturulmak istendiği şeklinde yorumlanıyor(“yorum”).
Bugün piyasaya, Tether’in Tether(USDT) ve Circle’ın USD Coin(USDC) gibi kripto odaklı şirketleri liderlik etse de, geleneksel finans kurumları da alana hızla girmeye başladı. Düzenleyici çerçevenin netleşmesi, kurumsal oyuncuların katılımını artıran bir faktör olarak öne çıkıyor.
Özellikle ‘izinli ödeme amaçlı stablecoin ihraççısı’(PPSI) statüsünün yerleşmesi hâlinde, rekabetin daha da sertleşeceği değerlendiriliyor. Bu noktada ‘düzenlemeye tam uyum’ temelli bir ‘güven yarışı’, pazar payını belirleyen ana unsur hâline gelebilir.
Buna karşılık, düzenlemenin kapsamadığı alanlara ilişkin çekinceler de artıyor. Fed Yönetim Kurulu üyesi Michael Barr(Michael Barr), stablecoin’lerin ikincil piyasalardaki alım satım işlemlerinin yasa dışı fon hareketleri için bir kanal hâline gelebileceği uyarısında bulundu.
Barr, “Bazı dijital varlık hizmet sağlayıcıları düzenlemeye tabi, ancak kötü niyetli aktörlerin bu çerçevenin dışına kaçması hâlâ oldukça kolay” dedi. Bu nedenle, kimlik doğrulama kurallarının ‘ikincil piyasa’ düzeyine kadar genişletilmesinin değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Hazırlanan taslakta, “ikincil piyasalarda da müşteri tanı kurallarının uygulanıp uygulanmaması” sorusu doğrudan yöneltiliyor. Bu da, düzenlemenin kapsamı ve sahadaki etkinliği üzerine uzun sürecek bir tartışma olacağına işaret ediyor.
ABD’nin bu son hamlesi, stablecoin’leri basit bir kripto varlık kategorisinden çıkarıp ‘resmi finansal ürün’ statüsüne yaklaştırma iradesini net biçimde ortaya koyuyor. ‘Stablecoin’ düzenlemesinin sertliği ve kapsama alanı, küresel dijital varlık piyasasının dengelerini de önemli ölçüde değiştirebilecek potansiyele sahip.
Yorum 0