Pakistan, kripto paraları resmen düzenleme sürecini hızlandırırken, İslam şeriatına göre ‘dijital varlıkların’ caiz olup olmadığı tartışması yeniden alevlendi. Düzenleyici kurum başkanı ile en üst düzey din âlimlerinin peş peşe açıklamalar yapması, ‘kripto para’, ‘stablecoin’ ve ‘gerçek dünya varlığı(RWA) token’ gibi ürünlerin hem hukuki hem de dini statüsünü, ülkenin kripto piyasasının geleceğini belirleyecek temel unsur haline getirdi.
13’ünde (yerel saatle), Reuters’a göre Pakistan Kripto Varlıklar Düzenleme Kurumu(PVARA) Başkanı Bilal bin Saqib, önde gelen İslam âlimi Mufti Taqi Usmani ile bir araya geldiğini ve bu görüşmede ‘blokzincir’ teknolojisi, ‘dijital varlıklar’, ‘stablecoin’ler ve ‘gerçek dünya varlığı(RWA) token’ların kapsamlı biçimde ele alındığını açıkladı. Saqib, dijital varlıkların tek bir kategori altında değerlendirilemeyeceğini, her ürün için ayrı ‘teknik inceleme’ ve ‘şeriat denetimi’ yapılması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Pakistan halkının ‘dolandırıcılık’, ‘sömürü’ ve ‘finansal kayıplara’ karşı korunmasının, düzenleyici çerçevenin temel önceliği olması gerektiğini belirtti.
Tartışmanın odağında ise ‘dini yorum’ yer alıyor. Pakistan gazetesi Dawn’ın haberine göre, Usmani ve beş İslam âlimi, kısa süre önce Karaçi’deki İslami eğitim kurumu Jamia Darul Uloom’un yayımladığı bir ‘fıkhi görüş’e imza attı. Bu görüşte, kripto paralarla yapılan alışverişlerin ve özellikle Tether(USDT) gibi ‘stablecoin’ işlemlerinin, İslam hukuku açısından ‘caiz olmadığı’ belirtildi. Gerekçe olarak, birçok ‘dijital token’ın İslam hukukunda tanımlanmış, somut bir ‘mal’ veya ‘mülkiyet hakkı’ olarak kabul edilmesinin güç olduğu, bu nedenle ‘geçerli bir ticari varlık’ vasfını taşımadığı yorumu öne çıktı.
PVARA Başkanı Saqib, bu fetvaya doğrudan karşı çıkmaktan kaçındı. Bunun yerine, ‘blokzincir altyapısı’, ‘dijital varlıklar’, ‘stablecoin’ler ve ‘tokenleştirilmiş gerçek dünya varlıkları’nın birbirinden çok farklı yapı ve risk profillerine sahip olduğunu, bu nedenle ‘din âlimleri’, ‘düzenleyici kurumlar’ ve ‘sektör temsilcileri’nin diyalogu sürdürmesi gerektiğini söyledi. yorum Bu yaklaşım, tüm kripto varlıkların toptan yasaklanması ile ürün bazlı, ayrıntılı ve şeriat uyumlu bir regülasyon modeli arasında orta yol arayışı olarak okunuyor. yorum
Dini tartışma, Pakistan’ın kripto pazarını ne kadar hızlı büyütebileceği sorusuyla da doğrudan bağlantılı. Pakistan Merkez Bankası, 15 Nisan’da (yerel saatle) aldığı kararla, yalnızca PVARA tarafından lisanslanan ‘kripto varlık hizmet sağlayıcıları’na(VASP) banka hesabı açılmasına izin verdi. Böylece, bankacılık sektöründe yaklaşık ‘8 yıldır’ süren kriptoya yönelik fiili kısıtlamalar önemli ölçüde gevşetilmiş oldu. Bunun öncesinde Mart ayında kabul edilen ‘Kripto Varlık Yasası 2026’ ile PVARA’ya kripto para ve diğer dijital varlıklara ilişkin ‘lisans verme’, ‘denetim’ ve ‘yaptırım’ yetkisi tanınarak kuruma yasal statü kazandırılmıştı.
Pakistan’da nüfusun yaklaşık ‘%96,35’i’, yani yaklaşık ‘231,7 milyon’ kişi Müslüman olduğundan, dini otoritelerin vereceği kararların kripto piyasasının ‘toplumsal kabulü’ üzerinde belirleyici bir ağırlığı bulunuyor. yorum Hem hükümetin ‘kripto varlıkları’ finansal sisteme entegre etme arzusu hem de İslam hukuku temelinde dile getirilen risk ve sakınca vurguları, önümüzdeki dönemde düzenleme sürecini şekillendirecek temel gerilim hattını oluşturacak. yorum Pakistan’ın kripto para ve geniş anlamda ‘dijital varlık’ piyasasının yönünü ise, bu iki cephe arasındaki mesafenin nasıl ve ne kadar hızlı kapatılacağı belirleyecek.
Yorum 0